Suriye'nin "normal"i inşa ediliyor

Bahçeli MHP adına 18 Ocak, ardından Ömer Çelik AKP adına 19 ocak açıklamaları ile DEM'i ters köşeye yatırdılar.

Bahçeli DEM ile el sıkışarak içerde bir süreç başlatmıştı. PKK silâh bırakarak kendini feshedecek, bu arada da Öcalan'ın umut hakkı dahil bazı açılımlar yapılacaktı.

DEM buradan yola çıkarak kendi gündemini sürece sıkıştırmak istedi.

Ancak paralel dünyada bir de Suriye vardı. PKK'nın Türkiye'de yapmak istediğini Suriye'nin dağınık ortamında elde etmeye çalışan, Amerikan yapımı bir oluşum olarak SDG vardı. SDG silâhlıydı, bir tür orduydu, PKK unsurları ile takviye edilmişti, bir bakıma Kandil'de kendini fesheden yapı Suriye'de SDG ile eklemlenmişti, ülkenin yüzde 30-35'lik bölümünü ele geçirmişti, sınırları kontrol ediyordu, petrol alanlarını kontrol ediyordu. Üstelik bunun yanında bu alan dışında kalan Suriye şehirlerinde de (Mesela Halep, Menbiç vs.) alan kontrolleri gerçekleştirmişti.

Olayın Türkiye'yi ilgilendiren bir boyutu da vardı.

Evet, Esed sonrası Şam'da bir yapı kurulmuştu, yeni bir Suriye inşası söz konusu idi. SDG ne olacaktı Türkiye için soru, bugüne kadar Irak'tan - Kandil'den gelen "terör ihracı" bundan böyle Suriye'den – SDG'den mi gelecekti Suriye için soru, devlet içinde ayrı bir devlet - ayrı bir ordu mu olacaktı

Suriye gerilimi, olduğu gibi içerdeki sürece taşındı. DEM, dehşetli bir SDG savunmasına geçti. Onlara göre Suriye'de bir "HTŞ çeteleri" vardı, Şam'da, bir de "Kürt güçleri", SDG'nin temsil ettiği. DEM "kimden yanasınız" sorusu etrafında bir söylem tutturmuştu.

İşte o noktada geldi Bahçeli'nin "ters köşe" şutu. Şöyle dedi Bahçeli:

"Suriye'de Kürtler başka SDG başkadır. SDG terör örgütüdür ve Suriye Kürtlerini temsil etmemektedir." Bahçeli'ye göre SDG "ya zorla ya mutabakatla" hizaya gelecekti. "SDG'nin tek seçeneği 10 Mart mutabakatı" idi.

Bunun ardından Bahçeli, SDG'nin kendini feshi öncelikli 8 maddelik bir uzlaşma metni sundu.

DEM Bahçeli'nin çıkışından dolayı şaşkındı. Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın, Dışişleri Bakanı Fidan'ın ve MSB Yaşar Güler'in tavrı da farklı değildi. DEM'in SDG savunusu çok sakil durmaya başlamıştı.

DEM bu şaşkınlığı yaşarken peşinden AKP sözcüsü Ömer Çelik bir açıklama yaptı. Onun SDG açıklaması Bahçeli'den daha hafif değildi. "SDG'nin 'terörsüz Türkiye ve terörsüz bölge' ilkemizi hedef alan 'darbe girişimi' durdurulmuştur" diyor, zaman zaman Öcalan'ın dilinde dolaşan "Darbe mekaniğiği"ne ise "SDG'nin aleti olduğu "darbe mekanizması" işlevsiz kalmıştır" diyerek atıfta bulunuyordu.

Tam burada geldi Şam ile SDG arasındaki ateş-kes anlaşması. Şara ile Mazlum Abdi 14 maddelik bir anlaşmaya imza attı. Anlaşma nihai olarak Fırat'ın doğusunda / batısında merkezi yapının hakimiyetini öngörüyor. Anlaşmanın bazı maddeleri özetle şöyle:

- Deyrez-Zor ve Rakka vilayetlerinin idari ve askeri olarak derhal Suriye hükümetine devredilmesi.

- Heseke Vilayetindeki tüm sivil kurumların Suriye devletinin kurumlarına ve idari yapılarına entegre edilmesi.

- Suriye hükümeti, bölgedeki tüm sınır geçiş noktalarının, petrol ve doğal gaz sahalarının kontrolünü ele alacak; Kürt bölgelerinin özel durumu da dikkate alınacaktır.

- Gerekli güvenlik incelemelerinin ardından, tüm SDG askeri ve güvenlik personelinin Suriye Savunma ve İçişleri Bakanlıklarının yapısına "bireysel" olarak tam entegrasyonu.

- Suriye Demokratik Güçleri (SDG) liderliği, eski rejimin kalıntılarını saflarına dahil etmekten kaçınmayı ve Suriye'nin kuzeydoğusundaki bölgelerde bulunan eski rejimin kalıntılarından subayların listelerini sağlamayı taahhüt eder.