Saklanabilir miydi

Ekrem İmamoğlu'ndan başlayarak CHP'li belediyelere yönelik, yolsuzluktan casusluğa kadar uzanan operasyonlar, sonuçta yargı üzerinden olsa bile Ak Parti'nin iktidarda bulunduğu bir dönemde gerçekleşiyor ve İstanbul Cumhuriyet Başsavcısı olarak operasyonları başlatan Akın Gürlek, sonunda Adalet bakanlığına getirilerek siyasi bir misyon da üsleniyordu.

Ekrem İmamoğlu, Beylikdüzü'nden gelip İstanbul'u alan kişiydi. Bu seçim iptal edilmiş, tekrarlanmış, tekrarında fark atarak yine seçilmişti. (2019) Üstelik aradan 5 yıl geçtikten sonra yapılan seçimde oyunu daha da artırarak bir kere daha seçilmişti. (2024)

Ak Parti'nin göz bebeği İstanbul gitmişti.

Ülke, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi ile yönetilmekteydi. Cumhurbaşkanlığı kilit konumdaydı. Erdoğan Cumhurbaşkanıydı ve bir kere daha Cumhurbaşkanı olmayı istiyordu.

Tam burada rakip adaylar arasında İmamoğlu öne çıkıyor, hemen tüm yoklamalarda Erdoğan'ın önünde gözüküyordu. Bu durumda İmamoğlu'na yönelik operasyonların onun "siyaseten tasfiyesi" ve "Erdoğan karşısında rakip olamaması" gibi okunması yadırganır mıydı

Belediyeler söz konusu olduğunda İmamoğlu'na yönelik suçlamaların Ak Partili belediyelerde olmadığı var sayılabilir miydi ve sadece CHP'li belediyelere, özellikle de Ekrem İmamoğlu'na yönelik olması operasyonları siyasi hesaplaşma niteliğine büründürmez miydi

İktidarda CHP olsaydı, o zaman CHP'li belediyelere operasyon düzenlenseydi, bu, siyasi bir operasyon olarak nitelenmez, partinin kendi kendini arındırması olarak değerlendirilirdi.

Aksine CHP'li bir iktidar, diyelim AK Partili belediyelere karşı operasyon düzenleseydi, bu da pek tabii olarak "siyaseten" hasımlarını ekarte etmek gibi yorumlanırdı.

Şimdiki duruma gelince...

İktidardasınız. Bütün kurumları siz yönetiyorsunuz.

Üstelik işin tepesindeki insan olarak Hazine ve Maliye Bakanı, 10 ay önce "manipülasyon"u gördüklerini açıklamış.

Manipülasyonu gören, herhalde orada kimlerin oynadığını da görmüş veya bağlantılı kurumlara "Bu işi araştırın" demiştir. Demiş midir

Onun gördüğünü, işin denetleyicisi olan SPK'sı, BDDK'sı, MASAK'ı, Borsa'sı, onların yöneticileri görmemiş olabilir mi

En tehlikeli soru "Görüp, işin içinde bir takım hatırlı kişilerin varlığı sebebiyle susmuş olup olmadıkları"dır.

Bir Ak Parti Genel Başkan Yardımcısı ve eşi (Fatma Betül Sayan Kaya ve eşi İlyas Kaya) ile ilgili iddia, yani 163 milyon koyup 2 milyar alma işi, yaşanan krizin siyasi boyutunu patlattı.

163 milyonu nasıl bulmuşlardı, 163 koyup 2 milyar almak memlekette nasıl bir ekonomik düzeni ifade etmekteydi

Ve bu iş, nasıl iktidar partisinin taa göbeğindeki insanlarca icra edilmişti Nasıl bir cür'etti bu

Fon krizinin odağındaki isimler – kurumlar, bu tezgâhı bugüne kadar nasıl "Devletin denemiti"nden kaçırarak kurabilmişlerdi Orada bir "siyaset oyunu" var mıydı

Bütün bunlardan sonra şu da sorulmalı değil mi