Ramazan geldi geliyor. Yarın akşam teravihler başlıyor, gece de sahura kalkılacak. İbadet mevsimindeyiz. Mübarek olsun.
Ama gazete manşetleri ya da haber programları iftarı da konuşuyorlar. Bir iftar sofrası nasıl kurulur Fukara evlerinde, lokantaların iftar menülerinde
Türkiye'nin en büyük banknotuyla, yani 200 lirayla iftarın ne kadarı karşılanabilir
Takibe düşen (740 milyar lira imiş) kredi kartlarında ne kadar faiz ödenir ve bu ibadet ayının neresine düşer
Türkiye'nin her ay ödediği iç – dış borç faizinden, faize çok çok karşı olanlarımızın payına ne düşer
Faize ilkesel olarak karşı olduğunu "Nas var nas" söyleminden tanıdığımız sayın Cumhurbaşkanımızın bu milyar milyar, hatta trilyon trilyon faiz ödemeleri karşısında duygu dünyası nasıldır
Bir hadisi var Peygamberimizin. "Öyle bir zaman gelecek ki..." diye başlayan hadislerden... Bunlara "Fiten hadisleri" deniyor hadis literatüründe. "Fiten", "Büyük sınav" anlamına gelen "Fitne" kelimesinin çoğulu olarak insanların derin sarsıntılardan geçtiği dönemleri ifade ediyor. Sosyal, ekonomik, siyasi alanlarda bir tür "kıyamet sarsıntısı" yaşadığı dönemleri... Hazreti Peygamber'in uyarısı şöyle:
"Öyle bir zaman gelecek ki faiz yemeyen kimse kalmayacak, faiz yemeyenlere de faizin tozu bulaşacak." (Ebu Davud, Kitabul Buyu', 3331)
Tabii ki sevgili yöneticilerimiz "Bu yıl 2.7 trilyon faiz ödeyeceğiz, bu ocak ayında 453 milyar liralık borç ödedik, bunun ana paradan fazla kısmı faizdi" diye övünmüyor.
Bunlar perdeli olması gereken bilgiler ama gazeteler, televizyonlar, "yanlış bilgiyi yayma suçu"ndan yargılanma riskini göze alarak haberi veriyorlar.
Çünkü tam da bu bilginin bir şekilde kamuoyuna yansıdığı zamanda, memlekette emeklilere 20 bin lira, asgari ücretliye 28 bin lira vermek gibi bir gerçeklik yaşanıyor. O arada da birileri yabancı para babalarına (bir başka ifadeyle elin gavuruna) milyar milyar faiz ödüyor.
Ülkeyi yönetenler bu parayı kendi ceplerinden vermezler. Ayrı bir hazineleri yoktur. Yöneticilerin yönettiği hazinenin suyu, vatandaşın cebinden gelir. Vatandaş, 20 bin lira emekli maaşı ile geçinirken bir yandan da aldığı ekmekle, çay ve simitle hazineyi besleyecek vergiye katkıda bulunur. Nefesi açlıktan kokarken bile vergi öder çay – simitle...
Faizlerden de düşer payına vatandaşın, yani hepimizin.
Kur'an'da faizi yasaklayan "Nas var" elbette. Faize karşı tavır almakla sorumluyuz. En az Cumhurbaşkanı Erdoğan kadar bir kararlılıkla "Nas var nas, kardeşim, sana bana ne oluyor" tavrında olmalıyız.
Ama yukarda faizle borçlanırken bize sorulmuyor ki... Memleket ekonomisini yönetenler, faizle hem de yüksek faizle, hem de döviz üzerinden yüksek faizle borçlanmışlar... Uluslararası tefeciler, bir de risk primi eklemişler borcunuzu ödeyemeyebilirsiniz mantığıyla, faiz daha da yükselmiş dolayısıyla...

1