Nevruz" ile "Newroz" aynı anlama geliyor. İkisi de Farsça, ikisinin anlamı da "Yeni gün" demek. Ama bizler farklı yazılış biçimiyle bundan da "siyasi - ideolojik" bir farklılık üretmeyi başardık.
Bu senenin "Newroz"unu DEM çok coşkulu kutladı. Diyarbakır'da, Van'da, İstanbul'da… Bu, muhtemelen iktidarın "Terörsüz Türkiye süreci" diye isimlendirdiği, Kürt tarafının "Barış", CHP cenahının "Demokratikleşme" kısmını eklediği "Süreç"in ürünü idi.
Sürece DEM tarafının büyük anlam yüklediği açık. O anlamın "Terörsüz Türkiye" boyutuyla bağlantılı olmadığı da açık. Hatta Rapora "Terörün bitmesi" gibi ifadelerin girmesinden rahatsızlık duyulduğu da kamuoyuna yansıyor. Çünkü "Dağ"dakiler yaptıklarının "Terör" diye tanımlanmasını istemiyor. DEM'in bunu "rahatsızlık" biçiminde yansıtması da "Dağ – Ova ilişkisi"nin tabii uzantısı.
"Newrozun coşku ortamı" taleplerin "coşku" ile seslendirildiği bir ortam da oldu bu sene.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, süreç başladığından bu yana belli ki bir şeylerden rahatsız. Bu rahatsızlık en son Nwroz gösterilerinden sonra da yansıdı konuşmasına. Şunları söyledi: "Diyarbakır ve İstanbul'da olduğu gibi Nevruz'u bahane ederek milletimizin sinir uçlarıyla oynayan alçaklarla ilgili de gerekeni yapıyoruz. Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren hiçbir provokasyona izin vermeyiz. Terörsüz Türkiye sürecimizi baltalamayı amaçlayan bu tarz tahrikler bizden gereken cevabı alacaktır."
"Milletin sinir uçlarıyla oynayan, Nevruz'un temsil ettiği değerlere gölge düşüren provokasyonlar, Terörsüz Türkiye sürecini baltalamayı amaçlayan tahrikler" neydi sayın Cumhurbaşkanının gözünde, ve bu bakışın sürece yansıması ne olacaktı, bunu göreceğiz.
Acaba Erdoğan'ın tepkisine sebep olan hususlardan birisi DEM eş başkanı Tuncer Bakırhan'ın Van'da seslendirdiği "Kürtlerin talepleri" mi idi Şöyle seslendi Bakırhan:
"Hala bize diyorlar ki Kürtler ne istiyor
Haydi Van'dan, bu meydandan
hep beraber haykıralım:
Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor.
Kürtler eşit yurttaşlık istiyor.
Kürtler anadilinde eğitim istiyor.
Kürtler yerel demokrasi istiyor.
Kürtler özgürce siyaset yapmak istiyor.
Kürtler özgürce örgütlenmek istiyor.
Kürtler Sayın Öcalan'ın
statüsünün netleşmesini istiyor."
Ben bu ifadelerdeki "Kürtler kimliklerinin tanınmasını istiyor" ifadesini önemsedim. Aslında epey bir zamandır "Kürt kimliği" tanınıyor bu ülkede. "Kart – Kurt" yaklaşımı çoktan tarih oldu. Hâlâ "Tanınma"dan bahsediliyorsa bunun içinin herkes tarafından farklı doldurulduğunu görmek gerekiyor. Sanıyorum devlet nezdinde de bu iş "bireysel tanınma – kollektif tanınma" gibi bir ayrımı da içeriyor.
Yapay zekaya "Etnik bir grubun tanınma talebi ne anlama geliyor" diye sordum. Şöyle bir cevap getirdi: Etnik bir grubun tanınma talebi, belirli bir kültürel, dilsel veya tarihsel mirası paylaşan bir topluluğun, devlet veya uluslararası kuruluşlar tarafından resmi olarak varlığının ve kimliğinin kabul edilmesi isteğidir.
Bu talep genellikle şu temel unsurları içerir:
-Resmi Kimlik Kabulü: Grubun kendine has bir isim, dil ve kültürle ayrı bir topluluk olduğunun hukuken tescil edilmesi.
-Kültürel Haklar: Ana dilde eğitim, yayın yapma, geleneklerin korunması ve kültürel mirasın yaşatılması için yasal güvence istenmesi.

5