Epistein ismini dünyada duymayan kalmamıştır herhalde. En yüksekleri kasıp kavuran "vinsel fesad"ın merkezi koordinatörü.
ABD Başkanlarından Clinton dahil, Bush dahil ve Trump dahil onunla yolları kesişmeyen kalmış mıdır, diye sorulsa yanlış olmaz. Ortaya savrulan milyon milyon belgelere bakıldığında…
Dünya geldi cinsel fesadın herkese bir parça balçık bulaştırma safhasına…
Bill Clinton başkanken, sekreterini (Monica Levinsky) taciz etmekten yargılandığında, İsrail Cumhurbaşkanı Moşe Katsav yine benzeri suçlardan 7 yıl hapis cezası alıp, cezaevine gönderildiğinde yazmıştım, bir ülkede, böyle, liderlik seviyesinde suçlar işleniyorsa, bu, orada çok yaygın suç ağı oluştuğunun göstergesi sayılmalıdır, diye. Ne bileyim ben, biraz kişilik olarak da seçilmişliği aksettirir liderlik, "orası bile kirlenmişse ört ki ölem" diye düşünülür, yukarlarda kirlenme gözlendiğinde…
Bir ara Filipinlere, Uzak Doğu'ya cinsel fantezi gezileri düzenlenirdi, parası bol kart zenginleri çocuk yaşta fahişelerle buluşturmak için… O haberlerde, fahişelik yaşının her gün biraz daha aşağılara indiği bilgileri de yer alırdı.
Epstein pislikleri de bunun türevleri ile dolu.
Alvin Tofler'in, Üçüncü Dalga isimli eserinden bahsettim zaman zaman. Orada ABD'de 103 aile türü tespit edildiğini yazar. O aile türlerinden birisi de eklemli ailelerdir. Birkaç kocadan boşanmış, yanında çocukları bulunan kadın, birkaç kadından ayrılmış yanında çocuklarıyla erkek…. Eklemli aile… Tofler, bu ailelerin çocukları arasındaki cinselliğin zamanla nasıl bir nesep karışıklığına yol açacağına işaret ediyordu…
Şu sıralar Türkiye televizyonlarında devam eden dizilerin farklı hikâyeleri içinde bir boyut, ana ayrı baba bir, ya da baba ayrı anne bir, çarpık ilişkiler sonucu dünyaya gelmiş birbirini tanımayan kardeşlerin, evlenebilme ihtimallerini ihtiva ediyor. Gerilimler bunun üzerine… Birkaç kanalda birden benzeri muhtevanın ele alınması tesadüf olabilir mi
Bir süredir çocuk suçluluğu gündeme geliyor çocukların çocuklara karşı işledikleri cinayetler sebebiyle… "Yan baktın, al sana bıçak darbeleri, benim kızla flört ettin al sana…." Cinayet, öfke, saldırganlık çocuk dünyasına inmişse… diyoruz, ürküyoruz.
"Çocuk anne" konusu yıllar önce girdi Batı dünyasının gündemine… Anneler kız çocuklarına evden çıkarken doğum kontrol hapı vermeyi alışkanlık haline getirse de her şey kontrol edilemiyordu demek ki…
Bizde "çocuk annelik" sadece küçük yaşta evlilikler bağlamında gündeme getiriliyor, çocuk yaşta evlilik olduğunda suç, ama çocuk yaşta flörtün yolu merdiven altı operasyonlara kadar çıksa da cinsel özgürlük kapsamında…
İnsan nesli, kadını erkeği ile, cinsellik konusunda nerede duracağını belirleyebilmiş değil. Ölçü kaçtığında da bedeli kadın ödüyor, erkek ödüyor, doğan – doğacak olan çocuklar ödüyor, külli insanlığın ödeyeceği de sırada…
Yakında bir haber okudum: ABD'nin Florida kentinde tüp bebek tedavisi gören iki beyaz çiftten bir siyahi çocuk dünyaya gelmişti. Klinikte yumurta ve spermler karışmıştı.
Bir başka haberi de arşivime almıştım:
"Bir sperm donörü, 2005 yılından itibaren yaklaşık 17 yıl boyunca Avrupa'daki 67 farklı doğurganlık kliniğinde sperm bağışında bulundu. Ancak, bu donörün sperminin yaklaşık %20'sinde, hücrelerin kansere dönüşmesini engelleyen TP53 geninde bir mutasyon bulunduğu tespit edildi. Bu durum, donörden doğan çocukların yaşamları boyunca kansere yakalanma riskini %90'a kadar artıran LiFraumeni sendromu olarak bilinen nadir bir genetik hastalığa yol açtı."

6