Evet, İran için bugün söylenebilecek söz bu: İran kaynıyor.
1979'dan 2026'ya, tam 47 yıl…
"İslâm devrimi" diyerek yola çıkan, bu söylemle Türkiye dahil birçok İslâm ülkesinde heyecanlar uyandıran, ancak sonrasında kimi zaman kendi evlâtlarını yiyerek ilerleyen, daha önemlisi, "İslam devrimi" hüviyetinden Fars milliyetçiliği ile Şia çizgisi asabiyetine evrilerek ve bu sebeple İslâm coğrafyasında sarsıntılara yol açarak sorgulanan bir seyir defteri.
Türkiye dahil bölgede bir ok İslâm ülkesi İran'la ilişkide "güven sorunu" yaşıyor.
Nükleer çalışmaları ABD'nin ve Batı'nın gözaltında.
İsrail'in doğrudan varlığına karşı, İsrail de İran'ı tehdit olarak algılıyor ve Amerika ile iş birliği halinde en azından İran'daki yönetimi devirmek istiyor.
En son 12 gün savaşında Amerika ile birlikte İran'a yapılan operasyonda genelkurmay başkanı dahil birçok İranlı general öldürüldü.
Ayrıca İran'da nükleer alanda çalışan pek çok bilim adamı da Mossad ajanlarının suikastıyla bertaraf edildi.
Bunun yanında bölgede Hizbullah gibi İran yanlısı gruplar operasyonlarla etkisiz hale getirildi.
İran'da Şia kaynaklı bir teokratik düzen var. Teokratik tanımlaması, "Mollalar hiyerarşisi"nin sisteme egemen olması ile ilgili.
Buna bağlı olarak yukardan aşağıya "kendine özgü" bir "İslâmlaştırma" uygulaması yapılıyor.
Sokakta başörtüsü takma zorunluluğu bu kurallı yapının ana göstergesi. Ancak uygulama başından beri dirençle karşılaşıyor. Kadınlar en azından saçlarının bir kısmını (kâkül) dışarda bırakarak bu direnci sergileme tavrı gösteriyor.
Tepkiler sistemden yaptırım görüyor. Bu da rejim – toplum ilişkisinde sürekli bir gerilim görüntüsü oluşturuyor.
Gösteriler oluyor. Ölümler oluyor. "İdam" var. Rejimin güç kullanması var.
Son günlerin geriliminde, hangi taraftan olduğu çok da net bilinmeyen ölü sayısı ile ilgili rakamlar 2 binlerle ifade ediliyor.
Bilgiler sağlıklı değil.
Sokaklar, Mossad veya başka, her türlü ajan için bulunmaz provokasyon ortamları durumunda…
Mossad veya CİA ya da başkaları, bu ortamı kanlı hale getirmek için provokasyon yapmazlarsa şaşırmak lâzım.
Trump… Haydutun önde gideni. Venezuela operasyonundan aldığı hızla İran'a da - İran'da da bir şeyler yapmak istiyor.
"Beni kanunlar ya da sistem bağlamaz, ben kendi ahlâkımla bağlıyım" diyen bir adam. Epistein'ın kirli dosyalarında da yer aldığı şekliyle aslında ahlâk namına bir şeyi olmayan bir adam. Kendi Merkez Bankası Başkanı'nı keyfi kararlarla boğmaya çalışan bir adam. Güç delisi bir adam.
Böyle bir adam İran'da sokağa çıkanlara "Dayanın, yardım yolda" diye sesleniyorsa, haydutluğun her türlüsü beklenir demektir.
Acaba yine İsrail ile 12 gün savaşında yapıldığı gibi bombardıman ve suikastlar mı icra edilecek, Trump'ın Ortadoğu temsilcisi

7