Nisan ayı enflasyonu TÜİK açıklamasına göre 4.18 çıktı. Dört aylık enflasyon ise 14.22. (Merkez Bankası ve Ekonomi yönetiminin yıl sonu tahminleri daha şimdiden berhava olmuş durumda.)
Bu demek ki, yılbaşında belirlenen en düşük emekli aylığının (20 bin) ve asgari ücretin (28. 075) alım gücünde yüzde 14.22'lik bir azalma oldu. (3 bin – dört bin arası)
Dolar milyonerlerinin sayısının ikiye katlandığı, buna karşılık orta gelir grubunun artık "Fukara" kategorisine girdiği bir ülkeyi anlatıyor rakamlar.
Bir tv kanalında kendisini orta gelir grubunda gören birisi yoksulluk rakamının altında maaş aldığını ve dolayısıyla "Fakir" sayıldığını anlayınca yüzündeki ifadeyi unutamam. Psikolojik bir sarsıntı geçiriyordu sanki. Bu ülke profesörlerin yoksulluk sınırında yaşadığı bir ülke.
"Ben ekonomistim, onların kafası basmaz" denildiği günlerden bugüne geldik. Şu anda ekonomiyi Cevdet Yılmaz ile Mehmet Şimşek yönetiyor, bir de Merkez Bankası... İktidar terminolojisinde "Cumhurbaşkanı talimatı" olmadan hiçbir şey olmaz ama, halen ekonominin yönetiminde Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın katkısı ne durumdadır, bilemiyorum. Halen "Faiz sebep enflasyon sonuç" söylemleri de duyulmuyor.
En son sayın Cumhurbaşkanını dışarda parası olanları, kökenine bakmadan Türkiye'ye davet ederken duyduk.
Belli ki ekonomi iyi gitmiyor. Domatesin – biberin – gıdanın el yaktığı bir ülkeyi konuşuyoruz Türkiye'den bahsederken.
İnsanların gelir ile gider uçurumu arasında kıvrandığı bir ülkeyi. Bir de "Peki bu lüks hayatlar neyin nesi" diye sorulmuyor mu
Nasıl oluyor bu Soralım ülkeyi yönetenlere, nasıl oluyor bu Sizin yönetiminizle gerçekten on milyonlar açlık – yoksulluk girdabında debelenirken, diyelim bir on milyonun da lüks – sefahat içinde olabilmesi sizin marifetli yönetiminizin eseri mi yoksa, saldım çayıra Mevlâm kayıra türünden bir ekonomi – politik yönetim mi söz konusu
Enflasyon hedefleriniz tutmuyor, sürekli güncelliyorsunuz, neyi yönetemiyorsunuz ya da kim gelip yönetecek de insanlar sağlıklı bir ekonomi öngörüsünde bulunacak
Soralım, emekli için herhangi bir takvimde bir umut var mı, asgari ücretli İstanbul'da yaşayabilir mi, işsiz için iş umudu olabilir mi, üniversite mezunu daha kaç ömür kasiyerlik ya da moto-kuryelik yapacak
Mevcut halin adı ülkeyi yönetmek midir yoksa sürüklenmek mi
Şu aile meselesine gelelim.
Doğum artış oranının yüzde 1.48'e düşmesi meselesine...
2002'de Ak Parti iktidara geldiğinde 2.17 imiş nüfus artış oranı. 2017'ye kadar üç aşağı beş yukarı böyle seyretmiş. O tarihten itibaren dramatik bir düşüş süreci başlıyor ve bugün, 2026'da, Ak Parti iktidarlarının 24'üncü yılında sayın Cumhurbaşkanı "S.O.S" modunda bir ses yükseltiyor.
"Ülke için büyük tehlike!" Nüfusun yaşlanma süreci başlamış....
Bu alarmı seslendiren sayın Cumhurbaşkanı, herhalde nüfusun şipşak düşmeyeceğini de, şipşak tırmanmayacağını da biliyordur.
Avrupa, yaşlanma tehdidi ile yüz yüze yıllar önce geldi ve nüfusu yeniden yükseltmek için yıllar önce politikalar geliştirdi.

5