Erdoğan "Halef"ini hazırlıyor

Peşinen söyleyeyim, "Bilal"den ya da "Berat"tan bahsetmiyorum.

Çok şaşıracaksınız ama bence Erdoğan, canla başla Özgür Özel'in kendisinden sonra Cumhurbaşkanı olmasının toplumsal zeminini hazırlıyor.

Şaşırtıcı değil mi

Hani, Futbol Federasyonu Başkanı İbrahim Hacıosmanoğlu, Dünya Kupasına veda ettiğimiz bozgundan sonra "Her şerde bir hayır, her hayırda bir şer vardır. Cenab-ı Allah nasip etmedi" gibi bir lâf etmişti ve kimse de bu işteki "şer"den çıkan "hayır"ı anlamamış, sadece bozgunun sebebini "Allah'ın nasip etmemesi"ne bağlaması karşısında küçük dilini yutmuştu ya...

Neredeydi hayır, neredeydi şer

Gelelim 18-19 Mart operasyonlarıyla İmamoğlu'nun devre dışı bırakıldığı "darbe"ye... Bu "Hayır" mıydı "Şer" miydi ve kimin için İmamoğlu'nu bin yıllık hapis cezalarıyla yargılayarak onun siyasi hayatını bitireceklerini tasarlayanlar kendileri için "hayırlı" bir iş yaptıklarını düşünüyor olmalıydılar.

Herkes o işin arkasında Tayyip Erdoğan olduğuna inanır: İmamoğlu CHP'nin Cumhurbaşkanı adayı seçildi, bütün yoklamalarda da yeniden Cumhurbaşkanı olmak isteyen Erdoğan'ı geçiyor, İstanbul'u Erdoğan'a rağmen almış, hem de ikinci defa... Yolu kesilmeli.

Diploma iptal edildi ve peşinden yolsuzluk ve dahi casusluk suçlamalarıyla tutuklama geldi. İşte orada Özgür Özel'in kader anı başladı:

CHP Genel Başkanı idi, Yargı operasyonu karşısında alacağı tavır önemliydi.

"Yargı bağımsızdır", diye bakıp, "Adaletin gerçekleşeceğine inanıyorum" deyip "yargılansın, aklansın, gelsin" tavrı sergileyebilirdi.

O "Bu, Yargı eliyle gerçekleştirilen bir darbedir" dedi, "Arkadaşlarımız masumdur" dedi ve Saraçhane'den bir "Yürüyüş" başlattı.

O gün böyle söylemek zordu. İktidara yakın medya, Yargı'dan – Emniyet'ten bir şekilde elde edilmiş dosyalarla fırtına estiriyordu.

Özgür Özel Saraçhane'den ayrılmadı bir hafta, gece İBB binasında yattı, İBB'ye kayyım atanmasını önledi bu direnişle...

Sonra durmadı: Her hafta bir ilde, hafta içinde İstanbul'un bir ilçesinde halkla buluştu, "Arkadaşlarımız masumdur" diye seslendi.

Özgür Özel bu mitinglerde bir yandan Yargı operasyonlarındaki siyasi boyutu, diğer yandan da tüm ezilen halk kesimlerinin biriken öfkesini meydanlara taşıdı.

Özgür Özel'in bu maratondaki enerjisi görüldü. Halkla ilişkilerindeki canlılık görüldü.

Bu arada iktidarın CHP'li belediyelere karşı operasyonlarının ardı arkası kesilmiyordu.

Özgür Özel nereye operasyon yapılmışsa oraya koştu.

Hedefinde hep Erdoğan vardı. "Birinci parti" olmasının, Erdoğan'ı yenmiş olmanın intikamı alınıyordu ona göre, halka bunu taşıdı Özgür Özel.

Miting meydanları öfke seliydi.

"Gel Ankara'ya" dendi Özgür Özel'e... Hem Erdoğan tarafından hem ortağı Bahçeli tarafından... Bir anlamda uslu muhalefet ol.

Operasyonların ardı arkası kesilmiyordu, Özgür Özel durmadı.

En sonunda "Mutlak butlan" geldi. Demokrasinin olmazsa olmazı olan siyasi partilerden Ana Muhalefet'e tırpan. Bir mahkeme kararı CHP'yi Özel'den alıp Kılıçdaroğlu'na verdi.

Erdoğan için bu görüntü ülkedeki demokrasinin ve yargı bağımsızlığının fotoğrafı mı idi

Ürkmedi bu görüntüden bu ülkenin Cumhurbaşkanı olarak Erdoğan. CEHAPE kendi içinde boğuşuyordu o kadar.