19 Temmuz'da finali oynanacak dünya kupasına 20 Haziran'da veda ettik.
İlk turda oynadığımız iki maçı da kaybettik.
Birinden (Avustralya) iki 20l yedik, ilk yarıda 27'inci dakikada, ikinci yarıda 87'inci dakikada.
İkincisinden (Paraguay) bir gol yedik; ilk maçta ilk yarıda gol yemenin şaşkınlığı atılamamışken, Paraguay, daha ikinci dakikada filelerimizi havalandırdı.
Millilerimiz böyle ilk yarıda gol yiyip ondan sonra onu kapamak için uğraşmaya, ardından da galip gelmek için çabalamaya hazırlanmamışlardı mutlaka.
Grupta bulunan Amerika ile cedelleşmek belki ama Avustralya ve Paraguay "kolay" rakipler olmalıydı.
"Kolay"lar bu tür turnuvaların hiç de kolay olmadığını bizi daha iki maçta turnuva dışına iterek gösterdiler.
Türkiye'deki ve dünyanın farklı ülkelerindeki vatandaşlarımızda heyecan tepe yapmıştı. Reklam kuşaklarında firmaların bütün konsepti "Bizim çocuklar" üzerine kurulmuştu. 7'den 70'e herkes Dünya Kupasından alınacak sonuçlarla, müthiş milli heyecanla dolacak, yepyeni bir dünyaya uyanacaktı. Kim bilir emekli maaşları da unutulurdu bu arada, belki asgari ücret ve işsizlik de... Ankara'da ters kelepçelenen mülakat mağduru ya da özel okul öğretmenleri de...
Onun için sabah 07'00'de, 06'00'da uyanmak işten bile değildi.
Olmadı. İlk iki maçta havlu atıldı.
Yenilemez takımlara mı yenilmiştik, hayır, mesela Amerika'nın 2-0 yendiği Avustralya'ya 2-0, yine Amerika'nın 4-1 yendiği Paraguay'a 1-0 yenilmiştik. Üstelik Paraguay maçın önemli bir kısmını 10 kişi olarak oynamışken...
2002'nin heyecanı vardı, 24 yıl öncenin Japonya Dünya Üçüncülüğü hâlâ heyecan kaynağımızdı. Neden yine olmasındı, belki de daha iyisi... 24 yılda herhalde geriye gidilmez, ileriye gidilirdi.
Olmadı. Şimdi 2026 Dünya Kupasında kaçıncı olabiliriz Hiç gol atmadan elenen takımlar arasında daha çok gol yiyenlere göre mi sonunculuk sırası hesaplanır
Hüsran açık.
Peki neden oldu bu
En azından birinci maçtan ikinci maça bir değerlendirme yapılamaz mıydı
Gol yemek tamam, oyunun tabiatı içinde bu var, ama gol atamamak gibi bir sendrom, takımı kıvrandırırken bir çare bulunamaz mıydı "Çarpıcı bir yetenek israfı" diye tanımlıyor bir yabancı spor gazetesi bunu.
Topa sahiplikte 70 -80'e – 30' -20 bizim takım lehinde iken, üstelik ceza sahası önünde rakip takımlar önünde dokuz doğurmanın ve topla kaleyi buluşturamamanın sebebini okuyan ve çözüm üreten birisi olmalı değil mi

16