İnsan ve Medeniyet Hareketi (İMH) nin ardından Hüdayi Vakfı da bil bildiri ile devreye girdi. MÜSİAD Başkanı da Hüdayi'nin bildirisi için "Altına imzamı atarım" dedi. Zaman zaman gazetelerde tam sayfa bildiri yayınlayarak tavrını açıklayan, bünyesinde 319 stk'yı barındıran Milli İrade Platformu'ndan henüz bir açıklama gelmemiş olsa bile, İMH ve Hüdayi'nin açıklamaları "islâmî camia" adına önemli bir çıkıştır.
İMH geçmişten bugüne islâmî aksiyon içindeki rolü ile, Hüdayi de, "Erenköy Cemaati" diye bilinen etkin tasavvufi hüviyeti ile önemli iki damarı oluşturuyor.
İMH'den böyle durumlarda bir bildiri yayınlanması daha beklenen bir durum iken Hüdayi'nin çıkışı, yaşananların vahameti karşısında belirgin bir hassasiyet yükselmesinin işareti olarak okunabilir.
Hüdayi bildirisinde çarpıcı ifadeler var. Bir kere "TOPLUMSAL ÇÜRÜMEYİ KABULLENMİYORUZ!" gibi "kitlesel duruş" niteliğinde bir başlıkla ortaya çıkıyor ve ardından "İnsan Kalmak İçin Bir Çağrı" diye devam ediyor. Toplumsal çürüme, insan kalma çağrısı...
Bunlar büyük sözler. Biraz bakalım bildiriye:
Fon krizi ateşlemiş oldu bu çıkışları. Ama onun "kazaen" gelmiş bir mesele olmadığını görüyor bildiriyi yayınlayanlar. Şöyle deniyor:
"Fon krizi bir kaza değil, denetimsizliğin, göz yummanın ve kayırmacılığın sonucudur. Suçlular ve sorumlular hesap vermeden kimse güvenden söz edemez."
Bu cümlenin "Kim denetlemedi, kim göz yumdu kim neden kayırdı" sorusunu akla getirmemesi imkânsız.
Hüdayi, ahlâkı önceleyen tasavvuf disiplininin bakışıyla bir "ahlâk söylemi"ni sorgulama gereği duyuyor:
"Sadece şikâyet eden, alternatif üretmeyen, güçlünün yanlışına susup sadece zayıfın hatasını dile getiren bir ahlâk söylemi, inandırıcılığını kaybetmeye mahkûmdur. Yolsuzluğa, torpile ve kul hakkına susan, ahlâktan bahsetme hakkını da kaybeder."
Sorgulamaya bakar mısınız
"Bu metin bir rica değil ikazdır" notu da var bildiride. Bunu "Bize emanet edilen dil, din, mahremiyet, aile ve istikbal göz göre göre eriyor" cümlesinden sonra "Susanlar bu vebalin ortağıdır" dedikten sonra kaydediyor.
Bildiride önemli bir tespit de "toplumsal çürüme"nin bir süreç meselesi olduğu ile ilgili. Şöyle deniliyor:
"Toplumlar bir günde yıkılmaz. Önce utanma ölür, sonra kötülüğün adı değişir, en sonunda kötülük alkışlanır. Biz bugün bu üç basamağın üçünü de aynı anda yaşıyoruz."
Bu tespitten sonra bildiride yer alan "son çeyrek asır" değerlendirmesi "çürüme"nin çeyrek asırlık süreyle ilgili boyutunu görmezden gelmek gibi bir izlenimi akla getiriyor.
Bildiride "Türkiyemiz son çeyrek asırda pek çok alanda önemli mesafe katetti; bugün yakın coğrafyamızdan başlayarak tüm insanlığa ümit veren bir noktaya ulaştı" diye başlanıyor, ardından "Bu kazanımların heba edilmesine, medeniyet köklerimizden güç alarak daha adil, daha huzurlu bir gelecek inşa etmeyi hedefleyen bu yürüyüşün sekteye uğratılmasına müsaade edemeyiz" deniyor ve ardından "Hiç kimsenin şahsi hırsı, menfaati ve sorumsuzluğu, bu yürüyüşün mimarlarının ve fedakâr neferlerinin sırtlarına yük, ayaklarına pranga olmamalıdır" ifadeleriyle bir yerde şahsi hırsla, menfaat kaygısı ve sorumsuzlukla hareket edenlerin gelecek inşa eden mimar ve neferlerin ayaklarına pranga olduğu tespiti yapılıyor.
Hüdayi bünyesinde bir de Aile Vakfı kuruldu. Zaman zaman o vakıf adına da bildiriler yayınlanıyor.
Camianın aile, genç nesiller üzerine kaygı duyuyor olması önemli. Oradan bakıldığında iş "toplumsal çürüme"ye kadar gelmiş bulunuyor.

10