ABD - Demokrasi işe yarıyormuş!

Herkes, Amerikan halkının Trump gibi bir adamı ikinci defa yönetime getirmesine bakıp, halk iradesinin böylesine kötü bir yönetime imkân vermesi karşısında "Demokrasinin geleceği" adına tereddüde düşüyordu.

Her "Trump vak'ası" karşısında bu tereddüt yenileniyordu.

Çılgınlıkların ardı arkası kesilmiyordu.

Netanyahu cinayetlerinin arkasında o vardı. Amerika'yı nerede ise İsrail'in kuyruğuna takmıştı. İran'a ateş kusmuşlardı birlikte. Netanyahu Gazze'de bir cinayet şebekesini yönetiyordu, arkasında Trump duruyordu ve Trump, İran'da okul vurup yüzlerce çocuğu katletmişti.

İran savaşında tıkanmıştı. İran beklediği gibi pes etmemiş, Trump'ın "Yeniden Büyük Amerikası" batağa saplanmıştı. Ortadoğu "Yeni Vietnam"ı idi bir bakıma "Trump Amerikasıı"nın ...

Koca Amerika, dünyanın dev gücü, korkunç silâhları kullanma imkânı bulunan yapıda yönetim, halk iradesi ile "Trump gibi" bir adama verilmişti. Trump için Meclis basılmıştı. Demokrasi bu muydu

Bu soru, başka ülkelerde, meselâ Avrupa'da bile otoriter yönetimleri yükselten halk iradesi karşısında da soruluyordu.

Ama...

Biletini kesti Amerikan halkı Trump'ın.

Brezilya halkı Bolsanaro'nun biletini kesti.

Macaristan halkı Orban'ın biletini kesti.

Sırbistan halkı Aleksandr Vucic'in biletini kesti. Hiç gitmez sanılanları gönderiyor halk iradesi. Tamam, bir süre daha Amerika'yı yönetecek Trump. Çünkü bu seçim başkanlık seçimi değildi. Ama ara seçimlerde hem Temsilciler Meclisi'nde hem Senato'da çoğunluğu kaybetti.

Senato'da Demokratlar'ın sandalye sayısı 54, Cumhuriyetçiler'in 43 olurken, Temsilciler Meclisi'nde Demokratlar 228'e yükseldi, Cumhuriyetçiler 139'da kaldı.

Bu, seçim hezimeti ortaya çıktıktan sonra "Birlikte çalışabiliriz" demesine rağmen Trump için diken üstünde oturmak demek. Trump "VETO" kelimesini yazdırdığı kırmızı şapkasını kameraların önüne koyarak, Demokrat çoğunluğun hamleleri karşısında veto silâhını devreye sokabileceğini de göstermiş oldu.

Buna rağmen 2028'deki Başkanlık seçimine kadar Trump'ın işi hiç kolay değil. Malum, bu konuma siyaset literatüründe "Topal ördek" deniyor. Nitekim seçim gecesi, üstelik Cumhuriyetçilerin kalesi gibi görülen eyaletlerden Demokrat adayların kazandığı haberleri gelirken, Temsilciler Meclisi'nde bir denetim komitesine liderlik edeceği belirtilen Kaliforniya Temsilcisi Robert Garcia, "Avukatlarınızı hazırlayın" çağrısında bulunuyor meselâ.

Senato ve Temsilciler Meclisi'ndeki Komiteler, Başkanı ve yakın çevresini çıkar ilişkileri ve diğer eylemleri bakımından inceleme yetkisine sahip. Garcia salı gecesi muhtemel hedefleri sıralarken Trump ailesi, kurumsal yolsuzluklar, İç Güvenlik Bakanlığı ile Göç ve Gümrük Muhafaza Biriminin ihlâlleri ve hükümetin Epstein dosyalarını ele alış biçimini sayıyor.

Senato ayrıca başkanın kabine ve yargı atamalarını onaylama veya engelleme yetkisini elinde bulunduruyor.

Temsilciler Meclisi aynı zamanda başkanı azletme sürecini başlatma gücüne de sahip. Demokratlar ilk görev süresi boyunca Trump'ı iki kez azil istemiyle yargıladı ancak ABD Senatosu her iki durumda da aklanması yönünde oy kullandı. Başkanın azli için gerekli oy oranı üçte iki çoğunluk. Demokratlar bunu sağlayamıyor ama bu gerçeklik, bu yönde hamleler yapılmayacağı anlamına gelmiyor. Bu da Trump'ı sürekli didiklemek ve rahatsız etmek anlamına geliyor. Trump'ın seçim kaybında İsrail'e kayıtsız şartsız verdiği desteğin önemli rolü olduğu biliniyor. Trump, seçim öncesi yaptığı açıklamada "İsrail'e desteğin kesileceği"ni bildirdi ama bu yetmedi. Ayrıca İran'a İsrail'in (Netanyahu'nun) yönlendirmesi ile açılan savaş, hem Netanyahu'nun güdümüne takılmak boyutuyla hem de halka yansıyan ekonomik zorluklarla halk kitlelerini etkiledi.