AB kısa bir süre önce Hindistan'la Serbest Ticaret Anlaşması (STA) imzaladı. AKP iktidarının iç ve dış siyasette, ekonomide izlediği politikalara sessiz kalan Türk iş dünyası, bu anlaşmaya tepki gösterdi. Ne gariptir ki başı da fabrikalarını Mısır'a taşımakta olan Türk tekstilcileri çekiyor!
TEK TARAFLI IKARAKP 23 yılda Türkiye ekonomisini çökertmiş, ülkeyi hukuk devleti olmaktan çıkarmış, yerli ve yabancı yatırımcılar için güvenilmez bir ülke haline getirmiştir. Yine bu dönemde Türkiye, hemen her konuda pazarlık gücünü yitirmiş, bazı hallerde elindeki önemli kozları kullanmamayı tercih etmiş veya kullanma becerisini gösterememiştir. İş dünyasını telaşlandıran, AB-Hindistan STA bu açıdan çarpıcı bir örnektir.
AB YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMİYORTansu iller hükümetinin, Türkiye AB'ye tam üye olmadan, iç politika hesaplarıyla imzaladığı Gümrük Birliği Anlaşması uyarınca AB, birliğin serbest ticaret anlaşması bulunan ülkelerle Türkiye'nin de STA imzalamasına destek olmakla yükümlüdür. Ancak AB bu yükümlülüğünü yerine getirmekten ısrarla kaçınmış, ayrıca Türkiye'nin, AB'nin serbest ticaret anlaşması bulunmayan ülkelerle STA yapmasına da karşı çıkmış hatta engellemiştir. Türkiye'nin bu nedenle, genel müdür olduğum bölümün görev alanına giren 73 ülke ile ticaretindeki kaybı, 2008 yılı itibarıyla yaklaşık 115 milyar dolardı. AB ile ilişkilerden sorumlu meslektaşlarım, iktidarın bu konuyu AB ile görüşmek istemediğini ifade ediyorlardı. Bugün de dış ticaretinin yarıya yakını (yüzde 41) AB ile olan, AB'nin 5. büyük ticaret ortağı Türkiye, AB karşısında pazarlık gücünü yitirmiş veya kullanmak istemeyen bir ülke konumundadır. Ancak bu sadece STA konusuna özgü değildir. İktidarın bu tutumunun nedenleri, AKP'nin AB stratejisinde yatmaktadır.
AKP'NİN AB POLİTİKASI2005 yılında Türkiye-AB Müzakere erçeve Belgesi görüşmelerine katılan bir meslektaşımın, yapılan yanlışlara dikkatimi çekmesi üzerine konuyu, zamanın dışişleri müsteşarı sınıf arkadaşıma açıp "erçeve Belgesi bu haliyle imzalanırsa, Türkiye-AB ilişkilerinin altı aya kalmaz, büyük bir anlaşmazlığa dönüşeceğini ve bir daha da düzelmeyeceğini" söylediğimde, "Artık çok geç Süha. Böyle imzalanacak" yanıtını almıştım.
AKP, iller'in de yaptığı gibi, AB ile ilişkileri iç politika amacıyla kullanıyordu. Amacı Türkiye'nin AB kriterlerine uygun bir devlet olması ve AB'ye tam üyelik değil, Türkiye'yi dönüştürmeyi planladığı şekle AB'nin itiraz etmemesini, bu dönüşüme karşı çıkabilecek iç güçleri de engellemesini sağlamaktı.
AB'NİN TÜRKİYE STRATEJİSİAB de Türkiye'nin birliğe tam üye olmasını istemiyordu. Amacı Türkiye'yi AB çıkarlarına hizmet eden bir ülke olarak tutmak, her zaman elinde, Türkiye'yi buna zorlayacak araçlar bulundurmaktı. Bu nedenle, AB kriterlerine aykırı da olsa, AB çıkarlarına hizmet etmek kaydıyla, Türkiye'deki en olumsuz gelişmelere bile ses çıkarmıyor; Türkiye Cumhuriyeti'ni üniter bir ulus devlet olmaktan çıkaracak hareketleri ise (Ermeni, Kürt terörü) destekliyordu. Bu tutum AB'nin, Türkiye'nin birliğe tam üyeliğinin engellenmesi ama AB'ye "çıpalanması-anchor" seçimini ve stratejisini kanıtlıyordu.

4