Türkiye sömürge olmamalı!
AKP'nin 24 yılında Türkiye'nin doğal kaynakları yabancılara teslim edildi, tarım çöktü, altyapı satıldı diyorsa, bu sömürge benzetmesi ne kadar sistematik, ne kadar duygusal?
Yazar, 2002'den beri AKP iktidarının Türkiye'yi sömürge konumuna düşürdüğünü iddia ediyor; madenlerin yabancılara verilmesi, tarım ve hayvancılığın çökmesi, sanayi tesislerinin satılması ve ağır borçlanmayı buna kanıt gösteriyor. Merkezi argümanı, bu politikaların birbiriyle bağlantılı bir sistem olduğu ve dışarıdan yönetildiğidir. Ancak bu tür yapısal değişimler gerçekten koordine edilmiş bir sömürü planı mı, yoksa farklı ekonomik tercihlerinin sonucu mu?
Bir ülke nasıl sömürge olur Soruyu, 2002 yılından beri Türkiye'de yaşananlar ışığında yanıtlayalım.
DOĞAL KAYNAKLAR YABANCILARA TESLİM EDİLİRSömürge, doğal kaynaklarını çoğu kez yabancılara teslim eden bir ülkedir.
AKP iktidarı, başta altın olmak üzere, madenleri yabancı şirketlere, onların Türkiye'deki taşeronlarına teslim etmiş, etmeyi de sürdürmektedir. Vahşi madencilikle çıkarılan ve ham olarak ihraç edilen değerli madenlerin (altın, feldspat vb.) bir bölümü, işlenmiş olarak Türkiye'ye dönmekte, böylece sömürü katlanmaktadır.
TARIM ALANLARI, MERALAR, SU HAVZALARI VE ORMANLAR TALAN EDİLİRSömürge ülkelerin ormanları, tarım alanları, meraları, akarsu havzaları ve sulak alanları kirletilir, yok edilir. Yağmur, kar yağmaz olur.
Türkiye'de 24 yıldır büyük bir orman talanı sürüyor. Bu nedenle havadaki nem oranı ve yıllık yağış miktarı azalıyor. Su kaynakları beslenemiyor. evre ısısı yükseliyor. Orman yangınları artıyor. Su havzalarının, sulak alanların bozulması, kirlenmesi tarım alanlarını verimsizleştiriyor, meraları küçültüyor.
TARIM, HAYVANCILIK, SANAYİ ÖKERTİLİRSömürülen ülkelerde tarım ve hayvancılık çökertilir. Ülke dışa bağımlı hale getirilir. Tarım ve hayvancılık alanında kendi kendisine yeten ender ülkelerden biri olan Türkiye'de 2002'den bu yana tahıl üretimi düşmüş, büyük ve küçükbaş hayvan sayısı azalmış, ülke Kanada'dan mercimek, Uruguay'dan canlı hayvan ithal eder hale gelmiştir.
FABRİKALAR, ELEKTRİK, HABERLEŞME SİSTEMLERİ ÖZELLEŞTİRİLİR. YABANCILARA SATILIRSömürge ülkelerinde fabrikalar, elektrik, haberleşme tesisleri özelleştirilir hatta yok pahasına yabancılara satılır.
Cumhuriyetin ilk 15 yılda yoktan var ettiği, 2002 yılına kadar üzerine eklediği hemen bütün sanayi tesisleri, üç kuruşa yabancılara satılmış, elde edilen gelir çarçur edilmiştir. Araştırma-Geliştirme (Ar-Ge) projelerine kaynak ayrılmamış, otomotiv hatta son yıllarda övündüğümüz savunma sanayisi bile, ürünlerin ana unsurları (motor, elektronik vb.) ithal olan, montaj sanayileri olarak kalmıştır.
DIŞ EKONOMİK İLİŞKİLER SÖMÜRÜYÜ ARTIRIRDış dünya ile ekonomik bağlantılar, ülkenin aleyhine işler.
Türkiye-AB Gümrük Birliği Anlaşması, AB'nin diğer ülkelerle serbest ticaret anlaşmalarının Türkiye'ye uygulanmaması nedeniyle Türkiye'nin dış ticaret açığını artırmaktadır. Bu durum kapitülasyonları çağrıştırmaktadır.
LİMANLAR, KARA VE DEMİRYOLLARI, KÖPRÜLER SATILIRSömürgelerin kara ve demiryolları, köprüleri, limanları çeşitli yöntemlerle devletin elinden çıkar. Altyapı tesisleri veya işletme hakları yabancılara verilir.
2002 yılından bugüne, otoyollar, köprüler yabancı şirketlere ve yurtiçindeki ortaklarına yaptırılmış; geçmişte devlet tarafından yapılmış olanlar ise yabancılara veya içerideki ortaklarına satılmıştır. Uzun vadeli sözleşmelerde, örneğin geçiş ücretleri döviz olarak belirlenmiş, yabancı ülkelerin enflasyon oranlarına göre güncellenmesi kabul edilmiştir. Bu sözleşmelerden doğabilecek anlaşmazlıkların çözümü yabancı ülke yargısına bırakılmıştır.
ÜLKE AĞIR BOR YÜKÜ ALTINA GİRERSömürülen ülkeler büyük borç yükü altındadır. Borçlar, borçla kapatılmaya çalışılır ve ülke iflas eder. Borçların, ülke gelirlerinin alacaklı tarafından doğrudan tahsili yoluyla kapatılması (Düyunu Umumiye) kaçınılmaz olur.

3