Diplomat, satır aralarını okuyabilen, bakan değil gördüklerinin ne anlama geldiğini anlayabilen kişidir.
SATIR ARALARINI OKUMAKDiplomasi dili, en hafif tanımıyla, tuhaftır. Neredeyse hiçbir zaman hiçbir şey açıkça söylenmez, yazılmaz. Diplomaside, yazılı olmasına rağmen, "Sözlü Nota-Note verbal" olarak geçen, en yaygın yazılı iletişim metinleri öyle bir üslupla yazılır ki savaş ilanı notası bile nezaketten kırılır. Japonya'ya savaş ilan eden İngiltere notasının nazik üslubu sorulduğunda Churchill'in, "Birini öldürmek zorunda iseniz, nazik olmak size bir şey kaybettirmez" yanıtı bunun en güzel açıklamasıdır. Diplomatik iletişimde önemli olan yazılanların, söylenenlerin satır aralarını okuyabilmektir çünkü amaç orada gizlidir.
İLHAM ALİYEV'İN AIKLAMALARIAzerbaycan Cumhurbaşkanı Aliyev'in birkaç gün önce yaptığı konuşma, Türkiye'ye mesajlarla doludur ama hiçbir yerde Türkiye'nin adı geçmez. Aliyev kısaca, "Türkiye Azerbaycan'ın Karabağ başarısını fazla sahiplenmeye kalkışmasın" anlamının taşıyan, "Karabağ başarısı bizimdir. Kullandığımız silahları kendi paramızla aldık. Hatta bize bu silahları, başkalarına sattıklarından daha pahalıya sattılar" sözlerinin muhatabı, İsrail'e gözdağı vermeye çalışırken "Karabağ'a nasıl girdiysek!" diyen Erdoğan'dır. "Azerbaycan'ın dış politikasını kimsenin karışamayacağı biçimde oluşturacağı" ve "Kimse yaşam tarzımıza burnunu sokmasın... İdeolojik risklere karşı ciddi tedbirler alınmaktadır ve alınmaya devam edilecektir" sözlerinin, Azerbaycan'ın İsrail ile ilişkileri ve okullarda laiklik ilkesine uygun olmayan kıyafetlerin yasaklanmasına karşı Türkiye'de dile getirilen eleştirilere tepki olduğu görülmektedir.
TRUMP'IN SÖZLERİAcemilik (!) döneminde, külhanbeyi tavrıyla, Türkiye'nin Barış Pınarı Harekâtı'nın başladığı gün Erdoğan'a, "Papazı unutma. Ekonomini mahvederim. Akılsız olma!" diye mektup yazan Trump bile diplomasi diline alışmaya başladı. Her ne kadar zaman zaman hâlâ densizlik, patavatsızlık edip içinden geleni söylüyor örneğin, "Seçimde hile yapmayı en iyi o bilir!" diyorsa da son zamanlarda Erdoğan'ı yere göğe koyamıyor. "ok iyi dostumdur. Ben ne dersem yapar!" diyor. Diplomasi dilinde bu ifade, "Ne yapacağını ona ben söylerim. O da yapar" demektir ki çıkarları çoğu kez Türkiye Cumhuriyeti'nin çıkarları ile bağdaşmayan ABD'nin başkanı Trump'ın Erdoğan hakkındaki bu sözleri hoş da hayra alamet de değildir. Türkiye Cumhuriyeti ile kıyaslanamayacak kadar küçük bir ülke olan Azerbaycan'ın Cumhurbaşkanı Aliyev'in, ülkesinin dış ve iç politikasına ancak Azerbaycan'ın karar vereceğine ilişkin sözleri karşısında Erdoğan'ın Trump'a tepkisizliği daha da dikkat çekmektedir.
BAKMAK DEĞİL, GÖRMEKTrump'tan söz açılmışken ABD'nin de bulunduğu bir fotoğrafa bakmakta yarar olabilir.
Birkaç gün önce GKRY, Lefkoşa'da, "Kıbrıs Cumhuriyeti'nin 66. Bağımsızlık Günü" törenleri düzenledi. 1960 yılında İngiliz sömürge yönetiminden kurtularak Türkiye'nin taraf ve garantör olduğu, Londra ve Zürih Anlaşmaları ile bağımsız bir devlet olarak kurulan Kıbrıs Cumhuriyeti, diğer iki garantör devletten biri olan Yunanistan'ın Kıbrıs'ı ilhak girişimi nedeniyle, 1974 yılında çökmüştür ve şu anda adada iki ayrı devlet vardır. Yine de bir devletin, bağımsızlığını kazandığı günü kutlaması ve askeri tören yapması, garipsenecek bir görüntü değildir. Ancak fotoğrafın amacını görebilenler için durum farklıdır.

11