NATO Ankara zirvesi

AKP ve iktidarını sürdürme telaşındaki Erdoğan, Türkiye'yi CHP butlan kararı ve 7-8 Temmuz'da Ankara'da yapılacak olan NATO Zirve Toplantısı'na kilitlemeye çalışıyor.

NATO zirve toplantıları, üye ülkelerin kendi kamuoylarına ve dünyaya mesaj verdikleri, "kamuoyu yaratma-PR" etkinlikleridir. Zirveler çoğu kez, NATO ve müttefik desteğine gereksinim duyan devletlerin daveti üzerine, davet eden ülkede düzenlenir. Ev sahibi ülke NATO zirvesini, iktidarını güçlendirmek için kullanmaya çalışır. Erdoğan'ın da amacı budur.

ZİRVEDE NE OLUR

NATO Zirve Bildirisi ve karar tasarıları, NATO'nun ilgili komitelerinde aylar önce, bazen sabahlara kadar süren toplantılarda tartışılıp kabul edildikten sonra, Dışişleri Bakanları Konseyi'nde ve NATO Savunma Bakanları toplantısında onaylanan metinlerdir. Üzerinde görüş ayrılığı olan konunun zirveye getirilmesinden kaçınılır. Küçük görüş ayrılıkları, zirve sırasında, yüksek düzeyli heyetlerin çalışmalarıyla giderilmeye çalışılır. Metinler üzerinde liderler düzeyinde tartışma olmaz. Liderler, genel siyasi konuşmalar ve ikili görüşmeler yapıp, zirve bildirisini ve kararları onaylamakla yetinirler. Kendi kamuoylarına ve dünyaya vermek istedikleri mesajlar nedeniyle üye ülkelerin zirveye katılım düzeyi önemlidir.

NATO ÖLMÜŞ DE AĞLAYANI YOK!

Dışişleri Bakanı Fidan, Trump'ın zirveye, "Erdoğan'ın ricası üzerine katılacağını" söyledi. Trump da zirveye, abartılı bir biçimde övdüğü Erdoğan'ın daveti üzerine katılacağını açıklayarak Fidan'ın bu talihsiz beyanını doğruladı.

ABD, NATO'nun en güçlü ortağıdır. Trump, NATO savunma harcamalarına katkılarının azlığı, İran savaşında kendisine destek olmadıkları gerekçesiyle ve Ukrayna savaşı üzerinden, NATO'nun Avrupalı üyeleri ile ciddi anlaşmazlıklar içindedir. Avrupalı müttefikleri, kendi başlarının çaresine bakmakla tehdit etmektedir. ABD başkanı böyle bir dönemde NATO zirve toplantısına Erdoğan'ın ricası üzerine ve "onu sevdiği!" için katılıyorsa, NATO'dan ciddi bir savunma katkısı beklemek anlamsızdır. NATO ölmüş de ağlayanı yok demektir.

MEŞRUİYETİ KİM VERİR

İktidarın NATO zirvesi bahanesiyle yarattığı baskı havası; Ankara'yı sanal bir görüntüye büründürme çabası, Etimesgut Havaalanı gibi abartılı hazırlıklar Trump'ın sürekli Erdoğan'ı övmesi ve "Ne istediysem yaptı!" sözleri ile birlikte düşünüldüğünde tehlike çanlarını çaldırması gereken gelişmelerdir. İktidarın tutumu, Trump'ın Erdoğan'dan şimdi ne istediği, ne beklediği sorusunu güçlendirmektedir.

Ortadoğu NATO'su; NATO'nun Asya ve Uzakdoğu'ya doğru genişlemesi/ yayılması; GKRY'nin NATO üyeliği ve NATO üssü haline getirilmesi; BM genel sekreterinin Kıbrıs Özel Temsilcisi Angela Holguin'in KKTC'nin sonunu getirecek planı, ABD-Ankara Büyükelçisi, Suriye ve Irak Özel Temsilcisi Barrack'ın ifadesiyle, "Trump'ın meşruiyet verdiği!" Erdoğan iktidarındaki Türkiye'yi büyük tehlikelerin beklediğine işaret etmektedir. Netanyahu'yu bile, üstelik "Ben olmasaydım sen olmazdın" diye aşağılayarak ortada bırakabilen Trump'ın, gerektiğinde aynı sözleri Erdoğan için de söylemesi şaşırtıcı olmaz.