İktidarlar sonsuz değildir

Demokraside iktidarlar değişir. Bir iktidarın ülkeyi yönetmekte zorlanması, iktidarda kalabilmek için halkına baskı yapması ve dış desteğe mahkûm olması, ülkeyi yönetmekte başarısız olduğunun göstergeleridir.

GÜL-ERDOĞAN AKP İKTİDARI

Gül ve Erdoğan'a kurdurulan AKP'nin iktidara, ABD'nin "ılımlı İslam" doktrini ve BOP projesine destek olması için, Ecevit hükümetinin Bahçeli operasyonu ile görevden uzaklaştırılarak getirildiği, herkesin bildiği bir gerçektir.

Bu iktidara biçilen rol, Türkiye Cumhuriyeti'nin, demokratik, laik, sosyal hukuk devleti niteliklerinin ve ulus devlet özelliğinin değiştirilmesiydi. AKP-Erdoğan iktidarının öncelikli görevi, bu değişimin önündeki engellerin kaldırılmasıydı. Bu amaçla Türk Silahlı Kuvvetleri, Dışişleri Bakanlığı, bu kurumları başarılı kılan, ayakta tutan liyakat sisteminin dışına çıkarıldılar. Bunun yeterli görülmediği hallerde de başta Silahlı Kuvvetler olmak üzere, bu kurumlara ve diğerlerine kumpaslar kurularak, çökertildiler. ABD ve AB, onların amaçlarına da uygun bu adımları desteklediler.

CUMHURBAŞKANLIĞI HÜKÜMET SİSTEMİ

Devletin yönetim biçimi, geçerliliği tartışmalı bir halk oylaması ile cumhurbaşkanlığı hükümet sistemi denen, tam yetkili ancak hiçbir sorumluluğu olmayan tek adam rejimi ile değiştirildi.

Bu değişimin sonunda Türkiye Cumhuriyeti'nin parlamenter demokrasi siyasi yapısı, devletin temel nitelikleri ve ekonomisi çöktü.

Yargı bağımsızlığı ortadan kaldırılarak, hukuk sistemi çökertildi. Cumhuriyetin 80 yılda yarattığı, emperyalizmin bugün bile hazmedemediği yenilgisini temsil eden tüm varlıkları yabancılara satıldı. Tarım, hayvancılık öldürüldü. Sanayi atılımları durduruldu. Üç-beş yandaş inanılmaz biçimde zenginleşirken halk hızla yoksullaştı. Ülke yarı sömürge haline geldi.

DEVLET BOR BATAĞINDA

Türkiye, Düyun-ı Umumiye dönemini anımsatan büyük bir borç yükü altına girdi. Yüksek faizli, sıcak para ile yaşamaya başladı. Bu durum, iktidarın giderek daha büyük ölçüde emperyalizmin etkisi altına girmesine ve her alanda pazarlık gücünü yitirmesine, dış politikada zayıflamasına, her geçen gün ülke çıkarlarından daha da ödün vermek zorunda kalmasına yol açtı.

ULUS DEVLET

Türkiye Cumhuriyeti'nin bölünerek etkisizleştirilmesi için koşulların uygun olduğunu düşünen emperyal güçler, PKK ve etnik Kürt milliyetçiliğini kullanarak ulus devletin ortadan kaldırılması için harekete geçtiler.

AKP'nin, ABD ile İsrail'in Büyük Kürdistan projesine yarayan Irak ve Suriye'ye müdahalelerine desteğini ve Filistin'e arka çıkar gibi görünürken İsrail'e verdiği desteği de bu çerçevede düşünmek gerekir.

ULUS TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE SAHİP IKIYOR

Ancak Erdoğan'ın, Türkiye Cumhuriyeti'nin temel niteliklerini özümsemediğini ve benimsemediğini düşündüğü Türk ulusu Atatürk'e, devletin demokratik, laik, sosyal hukuk devleti ve ulus devlet niteliklerine sahip çıkmaktadır. "Açılım süreci" ve "terörsüz Türkiye" adımlarının iktidara oy kaybettirmesi bu nedenledir.