atışan çıkarların uzlaştırılması sanatı olan diplomasinin başarısı, bir devletin iç durumuna, ekonomisinin ve silahlı kuvvetlerinin gücüne daha da önemlisi, iktidarın devletin gücünü kullanma iradesine, kararlılığına ve kullanabilme becerisine bağlıdır. Bunlardan birinde bile ortaya çıkabilecek zafiyet, sadece devletin diplomasisini etkisiz kılmaz, o devleti dış saldırılara açık hale getirir.
DİPLOMASİUzlaşı, taraflar çıkarlarından ödün vermeye hazırsa olur. Sadece bir tarafın uzlaşmak istemesi, uzlaşıyı isteyen devletin yaşamsal çıkarlarını tehlikeye sokar. Nitekim Yunanistan'ın uzlaşma niyeti taşımadığı Ege, Doğu Akdeniz, Kıbrıs gibi konularda AKP'nin "Komşularla sıfır sorun" politikası sadece Yunanistan'a zaman kazandırmış ve onun, yeni adımlar atarak Türkiye aleyhine mevzi ve taraftar kazanmasına fırsat vermiş hatta yardımcı olmuştur. Yunanistan'ın Ege ve Doğu Akdeniz'de izlediği politikalar; Ege Adaları ile Batı Trakya'ya yerleştirmek üzere ABD'den Patriot, İsrail'den Spike NLOS füzeleri satın alması; Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması talebi; Yunanistan cumhurbaşkanı ile genelkurmay başkanının, Yunanistan'a ait olmayan, Türkiye'ye yakın adaları ziyareti; Yunan Hava Kuvvetlerinin son günlerde Ege'de yaptığı gövde gösterisi uçuşları bunun kanıtlarıdır. GKRY'nin, Yunanistan'ın yönlendirmesiyle İsrail'den aldığı Barax MX füzeleri ile Hindistan'dan alacağı, BrahMos füzelerini de bu çerçevede düşünmek gerekir.
GÜSÜZ DEVLET HASMI CESARETLENDİRİRBenzer cüretkâr ve kışkırtıcı tutumlar, başka ülkeler tarafından da sergilenmektedir.
Türk firmalarına ait ticari gemilerin Karadeniz'de hatta İstanbul Boğazı girişinde vurulması; İran'dan, ABD destekli PEJAK unsurları tarafından atıldığı söylenen, Türkiye topraklarını hedef alan füzeler; Akdeniz'de NATO müttefiklerimizin savaş gemilerinin baskınına uğrayan Türk gemileri hepsi Türkiye'nin, diplomasinin de dayanağı olan "caydırıcılık" gücünü hızla yitirdiğini göstermektedir. Caydırıcılığın yitirilmesi, hasımları cesaretlendiren ciddi bir zayıflıktır.
YURTİİNDEKİ SORUNLARTerör örgütü elebaşının muhatap alınması hatta TBMM'de hazırlanacak yasalar üzerinde önceden görüş bildirme hakkının tartışılması, Türkiye Cumhuriyeti'nin ulus devlet niteliğini ortadan kaldırmayı planlayan emperyalizmin cesaretini artıran bir tutumdur. Yunanistan'ın, Türkiye'ye karşı faaliyet gösteren teröristi serbest bırakması da bu cesaretin sonucudur. ABD Ankara Büyükelçisi Barrack'ın Suriye'ye ek olarak "Başkanın Irak Özel Temsilcisi" olarak atanması, ayrılıkçı Kürt etnik milliyetçiliği ve Büyük Kürdistan Projesi çerçevesinde, anlamlıdır.
Cumhuriyeti kuran parti, iktidar adayı CHP'yi, hukuksuz mutlak butlan kararı ile saf dışı bırakma girişimi, Türkiye'de, dışarıdan kolayca yönetilebilecek "tek adam rejimi" isteyen emperyalizmin ekmeğine yağ süren bir adımdır.
TAM BAĞIMLILIKAKP-Erdoğan iktidarı Türkiye'nin ekonomisini çökertmiş, devleti borç batağına atmış, ülkeyi, tahılı-eti bile ancak tefeci faiziyle borçlanarak, dış alımla karşılar hale getirmiştir.

10