Cumhurbaşkanı'nın dikkatine: Dijital tehlike çok büyük

TÜRKİYE'deki reklam gelirinin yüzde 70'i artık yabancı dijital platformlara gidiyor.

Bunun anlamı şu:

*

- Türkiye'nin reklam pastasının devasa kısmı bunlara gidiyor.

*

- X, Meta, YouTube, TikTok, Google... 2025'te Türkiye'den 200 milyar lira kazandı. Reklam pastasının yaklaşık yüzde 70'i bu.

*

- Türk medyası yasalara uyarken, Türk medyası istihdam sağlarken, Türk medyası vergi verirken... Bu platformlar istihdam sağlamıyor. Bu platformlar doğru dürüst vergi vermiyor. Bu platformların yasalara uymak gibi bir derdi yok.

*

- Bu platformlardaki reklamların tüketiciye ne kadar yansıdığı belirsiz. Reklam verenlere sağladığı fayda da tartışmalı yani. Yeni bir statüko oluşturuldu ve bu statükodan birkaç çıkar grubu besleniyor.

*

Haberin Devamı

- Bir başka sorun da şu: Bu platformlar, Türk medyasını boğuyorlar. Türk medyasının beslenme kaynağını kurutuyorlar. Türk medyası varlık / yokluk mücadelesi veriyor.

*

- Daha da önemlisi: Ülkenin ekonomik çıkarlarına aykırı bir durum söz konusu. Ülkenin dijital egemenliği risk ve tehdit altında. Herhangi bir kritik süreçte bu mecraların hangi amaçlarla kullanılacağını bilmiyoruz.

*

Her konuyu Cumhurbaşkanı Erdoğan çözecek diye bir şey tabii ki yok.

Ama öyle anlaşılıyor ki:

Bu konuyu ancak Cumhurbaşkanı çözebilir.

MELİH GÖKÇEK İZLENİMLERİ

GEÇENLERDE Melih Gökçek'le Tarafsız Bölge'de Ankara'nın su sıkıntısını konuşacaktık. Programdan önce "Eyvah, şimdi Melih / Mansur kavgasına çevirecek" diye kaygılandım.

*

Yanılmışım.

Alışılmışın dışında bir Melih Gökçek portresiyle karşılaştım programda.

- Üslubu yumuşaktı. Dili temizdi.

- Süper yapıcı bir yaklaşım içindeydi.

- "Mansur bu işi beceremez" falan türü sözler etse de tamamen anti-Mansurcu bir hava estirmedi.

- "İsterse deneyimlerimi Mansur'la paylaşabilirim" dedi ki... Bu çok önemliydi.

*

İmajının çok dışında bir Melih Gökçek portresiyle karşılaştım yani.

Haberin Devamı

Hayırdır inşallah. Hayırdır inşallah.

BOĞAZİÇİ BELGESELİ'NDEN BENİM ANLADIKLARIM

- Bir belgesel izledim Boğaziçi Üniversitesi'nde yaşananlarla ilgili. Evet, belgeselde iki tarafa da yer verilmiş. Ancak belgesel, daha çok üniversite yönetiminin tezlerini savunmaya çalışıyor.

*

- Belgeselde en çok dikkatimi çeken husus şu oldu: Rektör Naci İnci, süper uzlaşmacı ve analitik bir tutum alırken, Rektör karşıtları biraz daha uzlaşmaz görünüyor.

*

- Boğaziçi'ne alınan ve "İslamcı" falan diye yaftalanan hocaların durumu da çok şaşırttı beni. İngiltere'nin, ABD'nin en prestijli üniversitelerinde hocalık yapmış bu isimler. Akademik başarıları muazzam.

*

- Naci İnci Hoca da yönetimde görev alan diğer hocalar da Boğaziçi'ne sonradan gelen isimler değil. 90'lı yıllardan beri bu üniversitenin içindeler.

*

Haberin Devamı

-Benim için önemli olan şu: Dünya çapında başarılı Boğaziçi Üniversitesi, şu anda bir çöküş içinde mi Rektör Naci İnci Hoca diyor ki: "Geçmişte başarılıydık, şimdi daha da başarılıyız. Sıralamalarda daha da öne geçmiş durumdayız."

*

- Naci İnci'nin "elit olmak" ve "elitist olmak" konusunda söylediğini pek sevdim. Şöyle diyor Naci Hoca: "Boğaziçi Üniversitesi elit bir üniversitedir, böyle olmalıdır ama Boğaziçi Üniversitesi elitist bir üniversite olmamalıdır."

*

- Boğaziçi'nde akademik kadro genişlemiş, içe kapanık yapı kırılmış, kampus alanları genişletilmiş, yeni yurtlar kazandırılmış, Teknopark yapılan yatırımlarla aktif hale gelmiş, Yapay Zekâ ve Veri Bilimleri Enstitüsü kurulmuş, Film ve Medya Çalışmaları Enstitüsü kurulmuş.

*