Düzen kurucu olmak

Türkiye'de açlık gündemini bastıran siyasi gündemler epey fazla. Onlardan bazılarına dokunacağız. Halkın esas gündemi elbette hayat pahalılığı. Düşük gelir grubunu tam anlamıyla köşeye sıkıştırmış durumda. Nefes almak gittikçe zorlaşıyor. Maalesef iktidarın tuzu kuru. Yakın zaman içinde durumu düzelteceği yok. Siyasal gündem ise, her zaman olduğu gibi karışık. Şimdi bunlardan birkaçına değinelim. 1-AİHM meselesi... Cumhurbaşkanı diyor ki: "Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız. Şu anda bizim mahkemelerimizin de vermiş olduğu karar var. Bu konuda AİHM ne demiş, Avrupa Konseyi ne demiş, bizi ilgilendirmiyor." Tam tersine bizi bal gibi ilgilendiriyor. Çünkü kendi anayasamıza madde koymuşuz. AB ilişkileri bağlamında kendi hukuk düzenimizde yüzlerce madde değiştirmiş, kanun yapmışız. Hatta bu maddelere istinaden Sayın Cumhurbaşkanının bizzat kendisi Avrupa'da hak arama yoluna gitmiş. Kendisi hak ararken ve Türkiye'yi şikâyet ederken de şimdi de AİHM, "Türk mahkemelerinin kararını tanımamıştı." Esasında "Türkiye'deki adalethukuk benim haklarımı vermiyor, mahkemeler hakkımda haksız karar veriyorlar" denildiği için AİHM'e gitmiyorlar mı Dolayısı ile burada esas sorun, Türkiye'nin hukukunu tanıyıp tanımamak değil, Türkiye'deki hukukun devletin taahhüt ettiği evrensel hukuk normlarına uygun adalet dağıtıp dağıtamadığı, yani taraflı olup olmadığı meselesidir. İktidar, yönettiği ülkede, ikna edici hukukadalet üretip üretmediğine bakacağı yerde elin adamlarını suçluyor. Kaldı ki o elin adamlarını bizim hukukun üstüne koyan da kendileri. Ve bir şey daha: Koskoca Türk devleti, neden böyle her seferinde şikâyet edilen bir "zanlı" konumuyla Avrupa karşısında dikiliyor İktidar sahipleri, asıl bunun hesabını vermelidir. Sorun, kişiler (Kavala) meselesi değildir. Mesele, Türkiye devletini yönetenlerin, önce, Avrupa'nın hukukunu getirip kendi hukukunun üstüne koymaları, sonra kendi hukuk sistemini siyasallaştırarak bunun sonucunda devleti adalet dağıtamaz hale getirmeleridir. En son karar verici Avrupa olunca, hak arayanlar da buraya başvurana kadar kendi ülkesinde çözüm bulamayınca, bu sefer milliyetçilik üzerinden "Bizim mahkemelerimizi tanımayanları biz tanımayız" demenin hiçbir anlamı yoktur. Çünkü bu düzeni siz kurmuşsunuz. Yetmemiş, iktidarınıza giden yolda bir kaç kere bizzat kendiniz AİHM'e hak aramak için başvurmuşsunuz. Sonuç olarak bütün bunlar Türkiye'nin sağlıklı bir hukuk düzeni olmadığının apaçık fotoğrafıdır. 2-Öğretmenlik Meslek Kanunu... Çoğu insan, eğitimi basit bir olgu olarak anlıyor. Okuma yazma, problem çözme, birtakım kuralları öğrenme vs. Hayır, öyle değil. Eğitim, bir ülkenin