Tünelin ucundaki şampiyonluk ve bombalanan spor tesisleri...
Tribünde pankartlar tartışılırken Gazze'de spor tesisleri bombalanıyor; futbol bizi oyalayan bir araç mı yoksa gerçekten apolitik kalabilir mi?
Yazı, Türk futbolunun RTÜK tarafından yayın tarafsızlığı nedeniyle uyarıldığı sırada, uluslararası spor kuruluşlarının Filistin, İran ve Lübnan'daki spor tesislerinin yıkılmasına sessiz kalmasını eleştirmektedir. Yazar, futbolun toplumları oyalayan bir araç haline geldiğini ve spor kuruluşlarının siyasi tutumu nedeniyle bunu eleştirmediklerini savunmaktadır. Gerçekten spor ve siyasetin bu kadar ayrılamaz mı, yoksa sportif tarafsızlığın kendi içinde bir adalet sorunu mu vardır?
Tünelin ucundaki şampiyonluk ve bombalanan spor tesisleri...
AHMET GÜLÜMSEYEN
Galatasaray, Fenerbahçe ve Trabzonspor. Ligin 2025-2026 futbol sezonu şampiyonluk yolunda yalnız kalan üçlü; 'kim yenecek, yenilecek' türünden cevabının arandığı sorunun karşılığı için sahadaydılar. Klasik deyimle, saha ve seyirci avantajını kullanan Trabzonspor ve Fenerbahçe, rakiplerine 'oyun' üstünlüğü sağladı. Yine benzer şekilde, galip gelemeyen takımların eleştiri odağında hakemler vardı. Bahaneler, başarısızlığı örtbas eden en kestirme yoldur. Bundan da 'futbolla oyalanmaya devam' manası çıkıyor...
Futbolun, toplumlar üzerine sadece 'oyalama/uyutma' gibi olumsuz yansımaları, sahadaki futbolla sınırlı değil. Dozun aşıldığı böyle durumlarda, Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) gibi ilgili kurumlar devreye girmektedir. Spor müsabakası yayınlarına ilişkin 'tarafsız, adil temsil ve evrensel spor değerlerine uygunluğu güçlendirmek' şeklinde başlayan RTÜK açıklamasında, şu ifadeler yer alıyor; "İncelemelerde, bazı yayınlarda tribün pankartlarının ısrarla ekrana taşındığı ve yorumlandığı, bazı takım ve taraftarlar lehine taraflı ifadeler kullanıldığı, küfürlü tazahüratlar ve sigara içen kişilerin görüntülerinin ekrana yansıdığının tespit edildiği kaydedilen açıklamada, saha için ve tribünlerdeki kavgaların uzun süre gösterildiği ve sanal bahis ile aşırı tüketimi teşvik eden ürünlerin reklamlarının yayınlandığı gözlemlendiği ve bu durumun sporda eşitlik ve yayıncılık ilkeleri açısından sakıncalı olduğu vurgulandı. Bu değerlendirmeler sonucu tarafsızlık, adil temsil ve evrensel spor değerlerine uygunluğu güçlendirmek amacıyla yeni ilke kararları alındığı ifade edildi."
Milyonlarca futbol severin Trabzonspor-Galatasaray ve Fenerbahçe-Beşiktaş maçına odakladığı süreçte, böyle bir maçlarda ABD-İsrail'in katliam yaşattığı Filistin/İran/Lübnan gibi devletlere, destek mahiyetinde açıklama/pankart/tezahürat çıkar mı diye düşünmeden edemedik. Böyle bir duyarlılığa şahit olma şansına, maalesef şahit olamadık. Takipçisinin çok olduğu futbol başta olmak üzere basketbol gibi spor branşların, 'toplumun' uyutma aracı olmaktan öteye geçilemediğini bir kez daha, görmüş olduk.
Toplumları oyun/eğlence adı altında oyalama sürecine sokan futbolun 'albenisinden' kafamızı kaldırıp, duyarlı bir tavır sergilediğimizde dünyada olup bitenleri görme imkanına sahip olacağız. Trabzonspor-Galatasaray ve Fenerbahçe-Beşiktaş maç gününde Anadolu Ajansı'ndan yer alan şu iki haber bile, içinde yer aldığımız buhranlı durumu o kadar net özetliyor ki;

19