Dünya Kupasında LGBT propagandası ve ABD'nin siyasi şovu

DÜNYA KUPASI VE HÜRMÜZ BOĞAZI

ABD, savaşla gücünü-sözünü geçiremediği İran'a 2026 Dünya Kupasında yaptırım uygulayarak, prestij kazanma peşinde. İran Milli takımına karşı yaptırdığı uygulamalarda, bu yaklaşımını net olarak görmek mümkün. İran Futbol Federasyonu, kısıtlamalardan dolayı FIFA'ya şikâyette bulunmaya hazırlanıyor. İran'ın sahada-siyasi arenada galip gelmeyenlerin, spor arenasında ne tür yaptırımlara maruz kalacağının somut örneği Dünya Kupası. İran Futbol Federasyonun süreçle ilgili açıklamalarda "Bu tür kısıtlamaların katılan tüm takımlara eşit şartlar sağlanması ilkesiyle tutarsız olduğuna ve takımların hazırlık süreçlerini olumsuz etkileyebileceğine inanıyoruz. Federasyon, memnuniyetsizliğini resmi olarak dile getirecek ve uygun kanallar aracılığıyla FIFA'ya resmi şikâyette bulunulacaktır." derken, teknik direktör Amir Ghalenoei süreci "Yeni Zelanda maçından sonra 'Derhal ayrılmamız gerektiğini söylediler. Bu durum bizi gerecekten çok zorluyor... Takımımız tüm Dünya Kupası'ndaki en çok baskı gören, en mazlum takımdır." şeklinde değerlendirdi. Ne ilginçtir ki, tüm bunlar yaşanırken, Hürmüz boğazında İran ile ABD arasında savaş devam etmesi, Dünya Kupasında yaşananların tesadüfi olmadığının bir yansıması...

PEP GUARDİOLA'NIN ALTIN SÖZLERİ UNUTULMAMALI

2026 FIFA Dünya Kupası'nda bugün (Pazar) oynanacak 6 müsabakasıyla sona erecek. Kupa'nın geride kalan maçlarda güne damgasını futbol değil de, LGBT propagandası, baskı altındaki takımlar (İran), davet edilmesine rağmen ABD'ye giremeyen Somalili hakem (Omar Abdulkadir Artan), polis köpekleri eşliğinde kontrolden geçirilen kafileler (Özbekistan) ve futbolla-organizasyonla bağdaşmayan daha birçok olay. Kalan maçlarda daha hangi 'skandalların' yaşanacağı, kaygı verici bir şekilde belirsizliğini korumaktadır. Tüm bunlar yaşanırken,