28 Şubat post modern darbenin 29. Yıldönümünü yaşadığımız bugünlerde, geçmişin 'kırıntıları/uzantıları' halen canlı ve içimizde varlıklarını sürdürüyorlar. İslam'la şereflenmeyen malum azınlık, 'laiklik' elden gidiyor şarlatanlığıyla bir 'bildirinin' altına imza atabiliyorlar. Milli Eğitime bağlı okullarda halkın dini ve inançlarını, Ramazan- Şerif'i yaşamak isteyen değerlerimize yönelik hazımsızlık duymaktan kendilerini alamadılar. Dün 'tankla' ve 'yasaklarla' yapamadıklarını, bugün bildiri ile yapmaya çalışıyorlar.
'Biz buyuz' diyerek, İslam'la şereflenemediklerinin bir yansıması olarak Müslümanca yaşayanlara/yaşatanlara duydukları kin, nefret ve toplumu ayrıştırma özellikleri taşıdıklarını, yayınladıkları bildiri metnin içeriğinde görmek mümkün. Hal böyle olunca da toplum olarak, 1997 yılında 28 Şubat post modern darbesini gerçekleştiren zihniyetinin günümüzdeki 'döküntüleri' olan bu kesime karşı, toplumun huzurunu bozulmaması adına 'temkinli/uyanık' olmak gerekiyor…
"KÖKÜNE KÜS AĞAÇ YEŞERMEZ"
28 Şubat postmodern darbedeyle ilgili gazetemiz Yeni Akit'te yer alan, bugüne güncellendiğini koruyan yazımızı, müsaadenizle bir kez daha paylaşmak istiyoruz; "Yarını sağlam temelleri, dünü unutmamaktan geçmekte. Geçtiğimiz hafta sonu Adalet ve Kalkınma Partisi'nin (AK Parti) 8. Olağan Büyük Kongresi vardı. 14 Ağustos 2001 tarihinden bugüneAK Parti Genel Başkanlığı yapan Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın sözleri oldukça önem taşımakta.Konuşmasında, seçimle gelen hükümetlerin kimi zaman darbeyle, kimi zaman baskıyla, kimi zaman gazete manşetleriyle görevden uzaklaştırıldığını aktaranErdoğan, 27 Mayıs'tan 12 Mart'a, 12 Eylül'den 28 Şubat'a hep bunun yaşandığını, hatırlattı.
Aydınlığın değeri, karanlıktan çıkıldığında anlaşılıyor.Tarihten aldığımız dersimizi, çocuk ve gençlerimize iyi anlatılması gerekiyor.Beş yılda bir yapılan seçimlerde, her yıl bir milyon yeni seçmen genç eklendiğinde, bunun önemi daha da artıyor. Devam ediyor Erdoğan, tarihe 'nakşedilen' sözlerine Eskiler, 'Köküne küs ağaç yeşermez' derler.Biz de milletçe köklerimize öyle sarılacağız ki dallarımız şıvgaya dursun, kollarımız göğe doğru uzansın.Kökünden kopan toplumların, rüzgarda savrulan kuru yapraklar gibi nasıl kaybolup gittiğini asla aklımızdan çıkarmayacağız.
AK Parti'nin gerisindeki gücü, sırrı, hikmeti merak edenlerin bakacağı yer, işte bu köklerdir…" Bugün siyasetin muhalefet konumundaki partisine (CHP) gönderme yapıyor Sayın Erdoğan, "Bu eşsiz başarıya, öyle çilingir sofralarında kadeh tokuşturarak, kaynağı belirsiz balya balya paralardan kuleler yaparak ulaşmadık.Bu tarihi başarıyı aziz milletimizin umutlarını, beklentilerini, hayallerini siyasete taşıyarak yakaladık…"
28 ŞUBAT'INGÖLGESİNDEKİ SPOR…
Tarihin iz düşümü derslerle dolu olduğu için, iyiliğin/güzelliğe ulaşmak geçmişte yaşanan o gerçeklerle yüzleşmekle mümkün. 28 Şubat post modern darbesi, tarihimizde 'kara' leke olarak yerini almaktadır. İslam düşmanlığı üzerine organize edilen ve bundan tam 29 yıl önce dini yaşamaya çalışan halka yönelik gerçekleştirilen yasakların, karşısında yer alan isim oldu gazetemiz Akit. Müslümanların dini inanç ve ibadetlerine yönelik baskı ve saldırılara karşı dik duruşunu manşetlerine taşıdı. İşte o manşetlerden bazıları; 'Adalet askere de lazım', 'Bıçak kemikte' 'Bu kadarı da fazla', 'Bağımsızlığın şartı yerli silah', 'İşte ortaçağ manzaraları' 'Çağdaş kepazelik' 'Ayıplı koalisyon' 'Kartelin cesur kızı haçlı çıktı'.
O 'karanlık' günlerde yaşananları, geçtiğimiz yıllarda yine bu satırlarda şu şekilde paylaşmışız; Üstad Hasan Karakaya (Allah rahmet eylesin) 27 Şubat 2015 tarihinde kaleme aldığı '28 Şubat'ın 18. yılı' başlıklı yazıda şunları söylüyor: "Bugün 27 Şubat 2015... Yani, Türk siyasi tarihine'kapkara bir leke'olarak geçen'28 Şubat Post Modern Darbesi'nin'18. yıldönümü!'Bugün ve yarın, belki daha sonraki günlerde, birçok insan;'28 Şubat Darbesi'nden bahsedecek, bu darbenin'Türk ekonomisine verdiği 500 milyar dolarlık zarardan veekonomik çöküntüden söz edecek… Özellikle'dindar'insanların'özgürlükleri ellerinden alınmış,'okul'ları ve'kurs'ları kapatılmış, sergilenen'yasa dışı zorbalıklarla bu ülke insanına'maddi ve manevi işkenceler'yapılmış genç beyinler, yabancı ülkelere'zorunlu sürgün'e gitmek mecburiyetinde kalmıştır…"
Rahmetli Hasan Karakaya hocamızdan yazısının bir bölümden sonra, düşüncelerimizi şu şekilde dile getirmişiz;28 Şubat'ın 'faşist' uygulaması, spor camiasını da etkiledi. Giysisi, sakalı, kısacası yaşantısıyla İslami kaidelere uygun hareket edenlerin spor lisansı çıkarması, müsabakalara katılması, Milli Takımlarda yer almasının mümkünatı yoktu. Dindar ve mütedeyyin insanların 'kara' gün olarak hatırladıkları süreçte, sporun içinde yer alan herkesin mutlaka bir hatırası var. Yahudi ve Hıristiyan düşüncenin taşeronları tarafından, ülke insanımıza uygulatılan insanlık dışı yaptırımları unutmamak, unutturmamak için, bu hatıraları yazmak 'insan' olabilme, 'insanca' yaşayabilmenin gerekliliği…
SİYONİST SPORCULAR YARIŞMALARDA NİÇİN VAR
28 Şubat postmodern darbesi, Allah'ın emirlerini yaşamak isteyen halkı baskı, zulüm ve işkenceyle sindirme, iman ve tarih şuurunu ortadan kaldırmak için gerçekleşen bir hareket, bugün o kara günün yıl dönümü. Dillendirmeye çalıştığımızın abartı olmayıp, gerçeğin ta kendisi olduğunu, içinde yaşadığımız zaman diliminde de görmek zor değil. Çocuk ve gençler başta olmak üzere, gelecek nesli nasıl inanç ve ibadetlerinden soğutup, uzaklaştırma adına var güçleriyle çalıştıklarının yansıması.
Ülke insanımızın milli ve manevi değerlerini 'yok etme çabasının bir başka kolunu, çalışma alanı olan spor oluşturmaktadır.

17