Yokluk acısı

İran mı bombalanıyor Sıra sıra sıralanmış çocuk mezarlarını görmediniz mi

İran, kadîm Sahabe toprakları... Ehl-i dalaletin habîs bir ruha dönüşmüş temsilcileri tarafından pervasızca bombalanıyor.

Şimdi işlemeyen uluslararası hukuktan mı bahsedeceğiz Varlık sebebini yitirmiş BM'den mi yardım dileneceğiz Geçiniz...

Ortadoğu uzmanları konuşuyorlar da konuşuyorlar. Onlar konuşurken, anlı şanlı dünya liderleri sadece izlerken dünyanın başına musallat olan cani deliler, "Ne de güzel adam öldürüyorlar!"

Amaç; İran halkının istemediği totaliter rejimi değiştirmekmiş. Ne de hayırseverler... Diğer bir amaç, İran'ı bölerek BOP'un gerçekleşmesini sağlamakmış... Merhum Erbakan'ın yıllarca diline pelesenk ettiği tehlike. İran'dan sonra sıra Türkiye'ye gelecekmiş. İsrail'in güvenliğini ve kadim arzularını gerçekleştirme hamleleri...

Bu savaşın asıl hedeflerinden birinin in olduğu, in karşısında güç kaybeden Batı hegemonyasının İran kaynaklarının ine aktarılmasının sona erdirilmesinin en önemli sebep olduğu da en çok dillendirilenlerden biri.

Senaryolar peş peşe sıralanıyor.

Ortadoğu uzmanı değilim, tarihçi de değilim; ancak okumalarım İran'ın Venezuela ya da ABD'nin uşaklığına soyunan kıytırık Ortadoğu devletlerinden biri olmadığını söylüyor bana. Tarihiyle, mazisiyle, toplumsal dinamikleriyle, askerî varlığıyla ve değer yargılarıyla İran köklü bir devlet. Devlet hafızasını koruyan ve devam ettiren bir devlet. Kendi içinde muhalefet olsa da dışardan bir saldırı olduğunda kendi ülkesine ihanet edebilecek, tamamıyla dışardan ferec bekleyecek bir ülke de değil.

Peki biz Asırlar boyunca bu coğrafyada İslâm'ın bayraktarlığını yapmış bir milletin temsilcileri bu duruma ne diyor Türkiye İran'ın bölünmesini gerçekten ister mi ya da buna göz yumabilir mi Türkiye yeni duruma hazırlıklı mı Terörsüz Türkiye yeni Ortadoğu düzeninin ön hazırlığı mı Her şeye rağmen Batı ekseninde olan Türkiye, in ve Rusya ile birlikte hareket eden İran için niçin başını belaya soksun ki Sorular, sorular...

Bu sorulara nasıl cevap vereceğiz, bu süreçleri nasıl yorumlayacağız Evanjelistlere göre mi, arz-ı mev'ûdçulara göre mi Küreselcilere göre mi, ulusalcılara göre mi Kendimizi düzene kaptırmışız gidiyoruz. Hakikaten biz ne diyoruz Kendi kaynaklarımız ne diyor, bakmayacak mıyız Kur'ân ve Sünnet'e kulak vermeyecek miyiz Kur'ân'ın bu asırdaki tefsiri ne söylüyor Dinlemeyecek miyiz Peymân ve yemini iman olan, muvahhidliği ve müttehitliği şiar edinen, İttihad-ı İslâm gibi farz bir vazifeyi deruhte etmekle mükellef olan bu ümmetin "ümmet" oluşunun bir kıymet-i harbiyesi de mi kalmadı Nereye başvuracağız, nereye sığınacağız