Yazar, Saadet Partisi Divanı'nda yaşanan olayları anlatırken, son bölümde apateizm (tanrının varlığı veya yokluğu hakkında ilgisizlik) kavramının ateizmden daha tehlikeli olduğunu savunuyor. Batı'da gençlerin artan bir şekilde dini sorulara kayıtsız kaldığını vurguluyor çünkü bu, diyalog imkânını tamamen kapattığını düşünüyor. Peki, geleneksel iletişim yöntemlerinin başarısızlığı gençlerin apatiğe mi, yoksa sistemin onları anlamaya çalışmamasına mı işaret ediyor?
Başkent Ankara'da yapılan Saadet Partisi Türkiye Divanı'yla ilgili izlenimlerimi geçen yazımda anlattım.
Güne ilişkin diğer bazı notlarımı da sizlerle paylaşmak istiyorum;
* Programın gerçekleştiği Büyük Ankara Kongre Merkezi alanında küçük dükkânlar ve kafeler vardı. Sabah biraz erken gittik Ankara'ya. O küçük kafelerden birinde Saadet Şişli Teşkilatından Ahmet Temizel ağabeyle çay demlenirken Kayseri ekibinden ve Frankfurt ekibinden Millî Görüşçü kardeşlerimizle hasbihal ettik. Kayserili ekipten bir Millî Görüşçünün şu tespiti hepimizin ilgisini çekti: "Hani bugüne kadar Türkiye'de Müslüman oranı yüzde 99 oranında verilir ya! Son yapılan araştırmalar, bu rakamın bayağı düştüğünü gösteriyor..." Bu sohbetin sonuna doğru Kayseri ekibinden bir kardeşimizin bana doğru biraz daha yakın bakış atarak, "Yahu, ben sizi bir yerden tanıyorum ama nereden" demesi bir anda o küçük kafeyi kahkahalara boğdu. Ankara'da gerçekleşen Saadet Türkiye Divanı'nda beni tebessüm ettiren sahnelerden biri buydu...
* Saadet Gençlik Kolları, salonun balkonunda konuşlanmıştı. Saadet lideri Mahmut Arıkan'ın konuşması sırasında attıkları sloganlar büyük ilgi çekti. Divan'da yoklama yapılırken her bir il anons edildiğinde, "Burada!" cevapları izlenmeye değerdi. Sanki İstanbul, Kayseri, Konya, Sivas, Kahramanmaraş, Şanlıurfa anons edildiğinde sesleri salonda daha bir başka yankılandı... Yoklama yapılırken sahneye yansıtılan Türkiye haritası da iyi düşünülmüştü.
* Şunu da atlamadan ifade edeyim: Saadet Partisi Teşkilat Başkanlığı ile Tanıtma Başkanlığı, Saadet Türkiye Divanı'na çok iyi hazırlanmışlar! Divan'ın hemen her karesi görseller, videolar, pankartlar, müzik, ezgi gösterileri ile katılımcıların beğenisini kazandı.
* Dikkatimi çeken ve biraz tuhaf karşıladığım, biraz da üzüldüğüm bir husus da şu oldu: Türkiye'den dünyanın farklı bölgelerinden on binlerce misafir gelmiş bölgeye... Sabah erken saatler... Hava soğuk ve de yağışlı. Üşüyor insanlar. Bir lavabo ihtiyacını görmek ve abdest almak için yer arıyorlar. Tamam o mahalde büyük de bir cami var ama o bölge için bir hayli yürümek gerekiyor. Daha yakın bölgede Hacı Bayram Veli Üniversitesi İlahiyat Fakültesi bulunuyor. Ancak fakülte tüm girişleri görevliler tarafından tutulmuş! "Giriş yasak!" dediler. Sebep; lavabolar kullanılmasın diye alınan tedbirler... Yetkili isimlerin belki de hiç haberi olmadı bundan. Kimseyi fazlaca ilzam etmek de istemem, o görevliler kendilerine verilen talimatı yerine getirdi, belli ki! Ama biraz tuhaf geldi bana! Yaşlısı var, yürüyemeyeni var! Ne olurdu İlahiyat Fakültesi WC'leri de kullanılabilseydi Neyse... Soranlar, "kapalı" cevabını alınca, "Vardır bir hayır!" deyip yollarına devam ettiler...
* Basın bölümünde tüm görevliler görevlerini bihakkın yerine getirdiler. Hatta balkonda görev yaparken su ve çay ikram ettiler. Teşekkürler...
* Son olarak şunu ifade edeyim; genel olarak baktığımda, bir önceki yazımda kullandığım şu vurguyla tamamlayayım bu bölümü; Saadet Partisi tarafından 19 Nisan 2026 Pazar günü başkent Ankara'da gerçekleştirilen Saadet Türkiye Divanı Programı, çok farklı açılardan bakıldığında Millî Görüş'ün kilometre taşlarından birisiydi...
ANLAYAMADIĞIM HUSUS!
Şanlıurfa ve Kahramanmaraş'ta hepimizin yüreklerini acıtan okul saldırıları meydana geldi.
Canlarımız, yavrularımız saldırılarda hayatlarından koparıldı. Bir öğretmenimiz hayatını kaybetti.
Ve elbette ateş düştüğü yeri yakıyor.
Ne kadar üzülürsek üzülelim, vefat eden çocukların anne-babaları kadar, merhume öğretmenizin ailesi kadar elbette bu acıyı hissetmemiz mümkün değil!
Anlayamadığım husus ise şu:
* Bu saldırıları protesto etmek için eğitim camiası 3 gün okullara gelmedi!
* Oysa, böyle acılı durumlarda eğitimin devam etmesi, eğitim camiasının daha birlik ve beraberlik içinde olması gerekmez mi
Elbette protesto edilebilir bu saldırılar ama başka yolları yok mudur
ATEİZMDEN DAHA TEHLİKELİ BİR DÜŞÜNCE: APATEİZM!
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesinde düzenlenen programda EBYÜ İlahiyat Fakültesi öğretim üyesi Doç. Dr. Osman Karaağaç, bugüne kadar fazlaca üzerinde durulmayan bir kavramın ayrıntılarını anlattı.

6