Nurettin Topçu...
Uzun yıllar çıkardığı Hareket dergisi ile bir neslin düşünce ve kültür hayatına yön veren eğitimci, akademisyen...
Türk düşünce tarihinin en önemli ahlâk felsefecilerinden, yazarlarından...
Baba tarafı Erzurum, anne tarafı ise Erzincan'ın Kemaliye (Eğin) ilçesi Yuva köyünden.
Nurettin Topçu, memleketi Kemaliye'de düzenlenen kapsamlı bir programla anıldı.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) ve TYB Erzincan Şubesi organizasyonuyla, Kemaliye Belediyesi ev sahipliğinde gerçekleştirilen etkinliklerde, Topçu'nun fikir dünyası, insan ve mekân anlayışı ile maarif ve gençlik vizyonu ele alındı.
Türkiye Yazarlar Birliği (TYB) Erzincan Şubesi tarafından Nurettin Topçu Felsefe Okulu hayata geçirildi. Kemaliye'de bir sokağa Nurettin Topçu adı verildi.
***
Etkinliklerin bir bölümü, Nurettin Topçu'nun annesinin köyü olan Yuva köyünde gerçekleştirildi.
Nurettin Topçu Felsefe Okulu kapsamında, düşünürün annesinin köyü Yuva'da, Topçu'yu tanıyanların anıları paylaşıldı. Köyünde hatıralar yâd edildi.
Yuva köyünde, Nurettin Topçu'yu çocukluklarında görmüş ve tanımış olan kişilerden anılar dinlendi.
Peki, Nurettin Topçu Kemaliye/Yuva köyüne geldiğinde neler yapardı
Köy sakinleri, onun doğaya olan düşkünlüğünü, titizliğini ve kendine has alışkanlıklarını anlattı.
İşte Nurettin Topçu'nun o çocukluk yılları ve köydeki günlük hayatından bazı kesitler;
* Nurettin Topçu, yaz aylarını geçirmek üzere sıklıkla Kemaliye/ Yuva köyüne geliyordu.
* Nurettin Topçu, köydeki çeşme başlarında uzun süre vakit geçirirdi. Suların akışını izler, her çeşme başında durarak ellerini yıkardı.
* Yanında taşıdığı çantasından elmayı eksik etmezdi. Köy içindeki yürüyüşlerinde dere kenarındaki taş koltuklarda oturarak elmasını yerdi.
* Köyde çocukların seslenişlerine karşılık verirdi.
* Oldukça titiz bir kişiliğe sahipti.
* Elini öptürmek istemezdi.
* Kişisel eşyalarını, çatal ile çay bardağını cebinde taşırdı.
* Köydeki bir su havuzunun bulunduğu alanı çocukların girmemesi için satın almak istedi.
* Askerlik yıllarında dürüst ve ödün vermeyen bir duruşu vardı. Bu nedenle yaşadığı olaydan dolayı bir disiplin cezası aldı. Fakat Fransa'dan gelen mühimmatın tercüme edilmesi için görevlendirilmesiyle bu ceza kaldırıldı.
* Nurettin Topçu, köy halkı tarafından hep hürmetle karşılandı.
* Köye her gelişte komşularla yakın ilişkiler kurdu...
***
BİR EĞİTİM VE AHLÂK VİRTÜÖZÜ: NURETTİN TOPÇU!
Biraz da Nurettin Topçu'nun kimliği hakkında bilgi vermek istiyorum;
* 1909 yılında İstanbul Süleymaniye'de doğdu, 10 Temmuz 1975 tarihinde yine İstanbul'da vefat etti.
* Fransa'da Sorbonne Üniversitesi'nde felsefe doktorası yapan ilk Türk öğrenci ünvanını aldı.
* İstanbul Lisesi'ni bitirdikten sonra devlet bursuyla Fransa'ya gitti.
* Fransa'da Strazburg ve Paris (Sorbonne) üniversitelerinde felsefe, psikoloji ve sanat tarihi eğitimi aldı; "İsyan Ahlâkı" adlı doktorasıyla Sorbonne'da felsefe doktorası unvanını alan ilk Türk oldu.
* Türkiye'ye döndükten sonra uzun yıllar liselerde felsefe, mantık ve psikoloji öğretmenliği yaptı; binlerce gence rehberlik etti.
* Fransız düşünür Maurice Blondel'in "hareket felsefesini" Türkiye'ye tanıttı.
* Topçu'ya göre isyan, insanın nefsine ve maddi arzularına karşı koyarak ilahi hakikate yönelmesidir.
* Eğitimin sadece bilgi aktarımı değil, bir ruh eğitimi ve ahlak hareketi olduğunu savundu.
* Anadolu insanının manevi kalkınmasını hedefledi.
* Gençlik yıllarında Nurettin Topçu'nun çıkardığı Hareket dergisinde yazılar yazmış, onun düşünce mektebinden beslenmiş isimlerden mütefekkir - yazar merhum D. Mehmet Doğan, Nurettin Topçu'yu bir fikir öncüsü, ahlâk felsefecisi ve çileli bir irade adamı olarak tanımlardı. Yazılarında ve konuşmalarında Topçu'yu "İsyan Ahlâkı" ile Anadolu irfanını merkeze alan duruşunu işlerdi. Topçu'nun sadece döneminin bir aynası olmadığını, bütün zamanlara hitap eden kalıcı fikirler ortaya koyduğunu vurgulardı. Topçu'nun sağlığında üniversiteden uzak tutulduğunu, ancak vefatından yıllar sonra en çok çalışılan ve kıymeti bilinen bir fikir adamı haline geldiğini ifade ederdi. D. Mehmet Doğan, Nurettin Topçu'yu ve Necip Fazıl'ı birlikte ele aldığı değerlendirmelerinde, her iki ismin de Batı'da eğitim alıp kendi topraklarına döndüklerini ve dönemin şartlarına karşı çetin bir fikir mücadelesi verdiklerini işlemiştir...

10