Siyasi Partiler Kanunu...
Yıllardan bu yana eleştirilen ama bir türlü değiştirilemeyen ya da değiştirilmeyen önemli yasa...
* Genel başkanlara tanıdığı aşırı yetkiler...
* Parti içi demokrasiyi engelleyen merkeziyetçi yapısı...
* Yüksek eşikli Hazine yardımı kuralları...
* Katı kapatma/yaptırım rejimleri ve başka yönlerden de eleştiriler alan bir yasa...
***
Siyasi Partiler Kanunu'nun eleştirilen yönlerini biraz daha ayrıntılı ele almak gerekirse;
* Genel merkezlerin (özellikle genel başkanın) milletvekili ve yerel yönetim adaylarını belirlemede tek söz sahibi olmasının, teşkilatların ve tabanın iradesini zayıflattığı görüşü ağırlıkta.
* Delegelik sisteminin genel başkanların kontrolünde şekillenmesinin, parti içi muhalefetin tasfiyesini kolaylaştırdığı ve "liderler sultası"na yol açtığı yıllardır konuşulan bir eleştiri.
* Devlet yardımından yararlanmak için son genel seçimde en az yüzde 3 oy almış olma şartı, yeni kurulan veya Meclis'te güçlü grupları bulunan partilerin finansal destekten mahrum kalmasına neden olarak haksız bir rekabet ortamı meydana getiriyor. Mesela, TBMM'de önemli faaliyetlere imza atan Yeni Yol Grubu, Hazine'den tek kuruş yardım alamıyor! Aynı şekilde ülkemizin en köklü siyasi partilerinden, Millî Görüş'ün günümüzdeki yegâne partisi Saadet Partisi'ne yıllardır Hazine'den bir kuruş bile yardım yapılmıyor.
* Anayasa Mahkemesi eliyle yürütülen kapatma davalarında "eylemlerin odağı haline gelme" gibi kavramların esnek ve soyut yorumlanabilmesi, siyasi ifade özgürlüğünü ve örgütlenme hakkını tehdit eden bir unsur olarak görülüyor.
Bunlar ve benzerleri...
***
Milliyetçi Hareket Partisi (MHP) Genel Başkanı Devlet Bahçeli, "Siyasi Partiler Kanunu değişmeli" derken, hangi maddelerin değişmesi gerektiğine işaret etti, acaba
ÇİLLER VE YILMAZ, SİYASETE NASIL VEDA ETTİ
Son açıklamasında, "Seçim sistemi ve Siyasi Partiler Kanunu değişsin" diyerek politika kulislerini, şöyle bir sallayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, 2000'li yıllarda, koalisyon hükümetinin ikinci büyük ortağı olarak, 7 Temmuz 2002 günü, partisinin Bursa'nın Keles ilçesinde düzenlediği 11. Kocayayla Türkmen Kurultayı'nda sürpriz bir açıklama yaptı.
Bahçeli, yaklaşık 4 ay sonrasına işaret ederek, 3 Kasım 2002 tarihinde erken seçim yapılması çağrısında bulundu.
İşte bu açıklamadan sonra siyaset dünyasında tüm taşlar yerinden oynadı, Türkiye, 3 Kasım 2002 tarihinde seçime gitti ve beklenmedik, sürpriz sonuçlar ortaya çıktı.
***
3 Kasım 2002 seçimlerinde uygulanan yüzde 10'luk ülke seçim barajı nedeniyle seçime katılan 18 siyasi partiden 16'sı baraj altında kaldı.
Meclis'e sadece AK Parti ve CHP girebildi.
Baraj altında kalan önemli partiler ve oy oranları şöyleydi;
* DYP (Doğru Yol Partisi): %9,54
* MHP (Milliyetçi Hareket Partisi): %8,34
* GP (Genç Parti): %7,25
* ANAP (Anavatan Partisi): %5,12
* DEHAP (Demokratik Halk Partisi): %6,22
* SP (Saadet Partisi): %2,49
* DSP (Demokratik Sol Parti): %1,22
* YTP (Yeni Türkiye Partisi): %1,15
Erken seçim kararı aldıran koalisyon ortağı MHP ve lideri Devlet Bahçeli %8,34 ile baraj altında kalırken, Tansu Çiller liderliğindeki Doğru Yol Partisi %9,54 gibi küçük bir oy farkıyla TBMM'ye giremedi.
***
3 Kasım 2002 seçimlerinde partileri baraj altında kalan veya ağır bir seçim yenilgisi yaşayan koalisyon ortakları ile muhalefet liderleri art arda istifa kararı aldı.
* Bu süreçte Devlet Bahçeli (MHP), seçim gecesi ilk istifa eden lider oldu. Bahçeli, daha sonraki kongrelerde yeniden genel başkanlığa seçildi.
* Artan baskılar sonucu Tansu Çiller (DYP) genel başkanlık görevinden istifa kararı aldı. İlerleyen süreçte DYP'den çok sayıda heyet, Çiller'in İstanbul'daki yalısına kadar otobüslerle gelip, "geri dön" çağrıları yaptı. Ancak Tansu Hanım bunların hiçbirine olumlu cevap vermedi!
* ANAP Genel Başkanı Mesut Yılmaz da genel başkanlık görevinden ayrıldı.

11