Uyur iken uyarılmak

Kimi zaman ozanların deyişleri, yazarların sözleri birden canlanıverir belleğimde. Örneğin, çağının en yenilikçi şairi, oyun yazarı William Shakespeare'in 76. Sone'sindeki şu dizesi üzerinde yeri geldikçe düşünürüm:

"Eskileri söyler benim şiirim, nasıl ki güneş her gün hem yenidir hem eski."

Oysa o, çağının en yenilikçi şairidir. Yeri gelmişken onun şu sözlünü ekleyeyim yazıya: "Yaşayıp durduğun şu ortamda öyle şatafatlı elbise giyip durma, gurur bütün saltanatları devirir." Hamlet'te de saray nazırı Plonius, Paris'te öğrenime gönderdiği oğluna şu öğütte bulunur: "Ne borç ver ne boç al, hem parandan hem canından olursun!"

Şu günlerde de Pir Sultan Abdal'ın bir zamanlar Ruhi Su'nun ezgiye dönüştürdüğü şiirini söyleyip duruyorum:

Uyur iken uyardılar

Diriye saydılar bizi

Koyun olduk ses anladık

Sürüye saydılar bizi

-

Halimizi hal eyledik

Yolumuzu yol eyledik

Her çiçekten bal eyledik

Arıya saydılar bizi

-

Hakk'ın yoluna dizildik

Dost defterine yazıldık

Bal olduk şerbet ezildik

Doluya saydılar bizi

-

Pir Sultan Abdal'ım şunda

ok keramet var insanda

O cihanda, bu cihanda

Veliye saydılar bizi

(Pir Sultan Abdal)

ELİŞKİLER

Gerçeğin özüne varan Pir Sultan Abdal, deyişinin daha başında insandaki bağışlanmaz bir çelişkiye değiniyor. Tam da zamanı, şu günlerde Türkiye'yi önemli bir seçim bekliyor. Bir partiye bağlı kimi kişiler daha şimdiden ağız değiştirmeye başladı.

Şiirde olduğu gibi, bir zaman uyarıcı olanlar, aynı kişiyi koyun sanıp sürüye dönüştürüyor. Oysa böyle kişiler, bir zamanlar en yakın arkadaşlarını taparcasına göklere çıkarırken öbür tarafa geçtiğinde en başta onu ağza alınmayacak sözcüklerle yerin dibine sokmaya çalışıyor.