Atatürk'ün Bursa Nutku

Atatürk bütün konuşmalarında, üstünden yüzyıllar da geçse belleğe kazınan unutulmaz sözler bırakmıştır. 10'uncu Yıl Nutku'nda söylediği şu sözüyle onlarca kitabı dolduracak bir anlamı dile getirmiştir:

"Yaptıklarımızı asla yeterli göremeyiz. ünkü daha çok ve daha büyük işler yapmak zorunda ve kararındayız. Yurdumuzu en bayındır ve uygar ülkelerin düzeyine çıkaracağız. Milletimizi en geniş refah olanak ve kaynaklarına sahip kılacağız. Ulusal kültürümüzü çağdaş uygarlık düzeyinin üstüne çıkaracağız."

Şu sözünü de ona dil uzatanlar, resimlerini yırtıp atanlar, heykellerini yıkmaya kalkan çağdışı kafalılar okumalı. Belki o zaman insan yaratıldıklarının bilincine varırlar:

"Bizce zaman ölçüsü geçmiş yüzyılların gevşetici zihniyetine göre değil, yüzyılların hareket kavramına göre düşünülmelidir."

BURSA NUTKU TAM METİN

Atatürk'e yönelik duyarsızlığın nerelere vardığını fark edip çağdaş toplumların kendi yurttaşları gibi benimsediği o dünya insanının Bursa Nutku'nu tam metin olarak bu yazıya ekledim:

"Türk Genci, devrimlerin ve Cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, 'Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır' demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır

***

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, 'Polis henüz devrim ve Cumhuriyetin polisi değildir' diye düşünecek ama hiçbir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek: 'Demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek.'

***

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki: 'Ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir.'"