Bir ülkenin kültürel yönden gelişiminin kaynağı eğitimdir. Atatürk de bir ülkenin çağdaşlaşmasını kültüre bağlar. Askerliğinden cumhurbaşkanlığına değin, okullarda öğrencilerle yüz yüze geldiğinde onların eğitim düzeyini anlamaya çalışmıştır. Bu yönüyle Atatürk, en başta her düzeydeki kişileri iyi eğiten bir öğretmen anlayışındadır.
Son yıllarda, toplumu eğitim yönünden eğitimi geliştirmesi gereken yetkililer, eğitimi geliştireceğine körleştirmiştir. O nedenle toplum, Aydınlanma konusunda bocalayıp duyuyor.
Neredeyse dördüncü haftasını doldura "mutlak butlan"cılar, eğitim çalışmalarını gittikçe daha fazla sekteye uğratıyor. Bu bağlamda özellikle ülkenin eğitim düzeyini yükseltmesi gereken kişilerin, gençleri ne duruma düşürdüğünü görüyoruz. Oysa onlar Atatürk döneminde olduğu gibi etkin, yaratıcı kuşaklara eğitim yollarını kapatıyor.
AĞDIŞI OLAYLARÜlkede yaşanan olaylara giderek bir yenisi ekleniyor. Onun etkisiyle eğitim bir yana, emeğiyle yaşamını sürdürenler bile kuru ekmeğe muhtaç kılınıyor. Böylece eğitimden yoksun ailelerde büyüklerin küçüklerinin, anaların çocuklarının, çocukların ana babalarının canına kıydığı toplumlarda ülke giderek yıkıma uğruyor. İleride bunun daha beterinin olacağını düşünen insanlar, ülkede daha büyük olayların doğacağından kokuyor. Özellikle okullarda öğrenci bıçaklamaları bunun ilk olayları sayılır. Yalnız bu da değil, toplumun alışmadığı başka olaylardan da korkuyor.
Okullarda yaşanan olayların, öğrencinin vardığı eğitim düzeyini de bozacağından korkuluyor. Daha bir olayın yarattığı acı unutulmadan hemen ona bir yenisi ekleniyor. Bu durum da hemen her gün öğretim düzeyinin daha aşağılara düşeceği korkusu yaratıyor.
Aşağıdaki alıntıyla, Atatürk'ün yıllar önce söylediklerine sığınarak genç kuşaklara bir kurtuluş yolu göstermeye çalışıyorum:
KURTULUŞ YOLU EĞİTİM"Bir millet irfan ordusuna sahip olmadıkça savaş alanlarında ne kadar parlak zaferler elde ederse etsin, o zaferlerin kalıcı sonuçlar vermesi ancak irfan ordusuna bağlıdır. Öğretmenler her fırsattan yararlanarak halka koşmalı, halk ile beraber olmalı ve halk, öğretmenlerin çocuğa yalnız alfabe okutan bir varlıktan ibaret olmayacağını anlamalıdır.

19