7 Ekim'de Gazze'de başlayan katliamlar bize şunu göstermiştir; İnsan Hakları, Savaş Hukuku ve egemen devletlerin barışçıl maskeleri yalnızca güçlü devletlerin lehine işleyen büyük bir şarlatanlıktan ibaret.
Afganistan'a, Irak'a, Vietnam'a barış götürme iddiasıyla coğrafyaları kan gölüne çeviren sistemin demokrasi söylemi ne denli safsatadan ibaretse; Gazze'de soykırım yapan İsrail'e karşı kayıtsız kalan Batı'nın uluslararası hukuk söylemi de o denli sahtedir.
Devletler arasındaki ilişkileri, uluslararası kuruluşların faaliyetlerini ve belirli durumlarda bireylerin hak ve yükümlülüklerini düzenleyen kurallar bütünü olarak tanımlanan Uluslararası Hukuk'un işleyişi, Gazze'nin harabeye dönen sokaklarında iflas etmiştir.
Çoğu çocuk, kadın, yaşlı ve masum sivil olmak üzere; toplamda 76 bini aşkın can kaybının yaşandığı kayıtlara geçmiştir. Gerçeğin bu rakamın daha da üzerinde olduğu vicdan ve akıl sahibi her insanın malumudur.
Okulların, hastanelerin, ibadethanelerin bilinçli şekilde hedef alındığı bu vahşetin adı savaş değil; sistematik soykırımdır.
Medeniyetin beşiği olarak anılan Avrupa'nın bu tablo karşısındaki acizliği, birtakım şeylerin sorgulanmasına vesile olmuştur.
Muhtelif ülke vatandaşlarının oluşturduğu Sumud filosunun korunamaması, gönüllü olarak Filistin'e giden sağlık hizmeti verecek dünya vatandaşlarının katledilmesine göz yumulması, birçok Batılı gazetecinin öldürülmesine rağmen tepkisizliğin devam etmesi; Batı Medeniyetinin çöküş hikayesidir.
Gelen son raporlar ve sahadaki durum, trajedinin boyutunu ve hukuki boşluğu tüm çıplaklığıyla sergiliyor. Kağıt üzerinde sağlanan kırılgan ateşkese rağmen saldırılar durmuyor, siviller sistematik olarak yerinden ediliyor ve kitlesel göçe zorlanıyor. İnsani yardımların engellenmesi, çocukların açlığa mahkum edilmesi ve şehirlerin altyapısıyla birlikte yok edilmesi planlı birer savaş suçu. Uluslararası Ceza Mahkemesi'nin yakalama kararları ve Uluslararası Adalet Divanı'nın ihtiyati tedbir kararları, yaptırım gücünden yoksun bırakıldığı için eli kanlı Tel Aviv yönetimi tarafından pervasızca bypass ediliyor.
Bu iflasın temel nedeni mekanizmanın kendisinden ziyade, onu ayakta tutan omurganın, yani BM Güvenlik Konseyi'nin (BMGK) felç olmasıdır.

14