Ulaştırma yatırımlarının eğitime katkısı
Ulaştırma yatırımları eğitimi güçlendirir diye ileri sürülüyor, ama fiber optik ve YHT'nin sağladığı mobilite fırsat eşitliğini gerçekten sağlayabiliyor mu?
Yazı, son 23 yılda yapılan ulaştırma altyapısı yatırımlarının sadece ekonomik değil eğitimde fırsat eşitliğini sağladığını savunuyor. Yüksek Hızlı Tren ve fiber optik ağının akademik mobiliteyi artırdığını, en uzak bölgelere bile kaliteli eğitime erişim sağladığını ileri sürüyor. Ancak bu fiziksel altyapının varlığı, erişim eşitsizliğinin asıl nedenlerini—ekonomik, sosyal ve kültürel engelleri—yeterince çözemez mi?
Son yirmi üç yılda gerçekleştirdiğimiz ulaştırma altyapısı seferberliği, genellikle ekonomik büyüme ve lojistik performans indeksleri üzerinden okuyarak anlatmaya çalıştık. Ancak bu fiziksel yatırımların çok daha büyük bir amaca hizmet ettiği gerçeğini de gözden kaçırmamalıyız.
Ulaşımı, erişimi kolaylaştırarak, ulaştırma ağlarımızı modernize ederek bilgiye erişimin önündeki fiziki bariyerleri de ortadan kaldırdık. Ulaşım yatırımları sadece mesafeleri kısaltmayı değil fırsat eşitliğini de sağlar.
Eğitimde fırsat eşitliği kavramının, eğitim merkezlerine ulaşabilirliği de kapsadığı unutulmamalıdır. 2000'li yılların başında yaklaşık 6 bin kilometre olan bölünmüş yol ağımızı bugün 30 bin kilometrenin üzerine, 57 havalimanı ile havayolu yolcu sayısını 30 milyondan 250 milyonun üzerine çıkararak eğitim sistemlerinin daha etkin olduğu bölgelere kolay ulaşıp eğitimin operasyonel verimliliğini son derece artırdık.
Bugün ulaşım sürelerini son derece azaltarak en kaliteli eğitim kadrolarının en uzak bölgelere dahi günübirlik ulaşımını rasyonel bir zemine oturttuk.
Ulaşım yatırımları ekonomik hareketliliği artırır. Bölgesel kalkınmayı tetikler. Bu da eğitime olan talebi yükseltir. Gelir arttıkça eğitime ayrılan pay da artar. Sanayi ve ticaretin geliştiği bölgelerde mesleki eğitim ihtiyacı artar. Bu durumlar da eğitim seviyesini yükseltir.
Ankara, İstanbul, Kocaeli, Sakarya, Konya, Sivas ve Eskişehir gibi akademik merkezleri birbirine bağlayan 2 bin kilometreyi aşkın Yüksek Hızlı Tren (YHT) hattımız, üniversite öğrencilerimiz için "akademik mobilite" kavramını bir lüks olmaktan çıkarıp günlük bir rutin haline getirdi.
Veriler göstermektedir ki, YHT hatlarının geçtiği illerde üniversiteler arası ortak proje sayısı ve öğrenci değişim trafiği son on yılda üç kat artış göstermiştir.
Ulaştırma projelerimizin genellikle görünmeyen kahramanı, yol gövdeleriyle eş zamanlı döşenen fiber optik altyapıdır. Bugün 650 bin kilometreyi aşan fiber altyapı uzunluğumuzla, dijital eğitimin otobanlarını da inşa ettik. Böylelikle en sarp bölgelerdeki okullarımıza dahi geniş bant internet erişimini bu yollar sayesinde ulaştırdık.

3