Bir şehir, kendi kimliğini koruyabildiği ölçüde şehirdir. Şehirleşme bir imar meselesinden daha çok, insan ve medeniyet meselesidir. Nitekim sağlıklı nesiller, sağlıklı muhitlerde yetişir. Yapılaşmayı, inşa etmeyi ve kentleri dönüştürmeyi yalnızca bir imar meselesi olarak görmek büyük bir yanılgıdır. Bunun için Turgut Cansever'in şu sözünü hatırlamak gerekiyor; "Şehri imâr ederken nesli ihyâ etmeyi ihmal ederseniz, ihmâl ettiğiniz nesil imâr ettiğiniz şehri tahrip eder." Yani şehir ve nesil, imar ve ihya iç içedir.
Ulaşımın kısıtlı olduğu yaşam alanları, nesillerin sosyal alışkanlıklarını doğrudan etkiliyor. Ulaşımın kolay, yaşamın dengeli, kamusal alanın güçlü olduğu şehirler; toplumsal huzurun zeminidir. Kısaca, nesli ihya etmenin ilk adımı; eğitim, sanat, kültür, spor ve insanı ihya eden bilumum imkanları bir imtiyaz meselesi olmaktan çıkarmaktır. Zira hayat ulaşınca başlar, ulaşınca güzelleşir.
Şehirleşmenin ilk somut adımı olan konut, sağlıklı muhit anlayışının da başlangıç noktasıdır. Ne yazık ki dünya bugün konut kriziyle karşı karşıyadır.
Konut krizi; kalkınma, finansman, arazi yönetimi, altyapı, afet riski, iklim değişikliği, yerel yönetim kapasitesi ve insan haklarıyla doğrudan bağlantılıdır. Bizler konut meselesine uzun yıllardır sosyal devlet anlayışı, planlı şehirleşme, afetlere dayanıklı yapılaşma ve insan odaklı kalkınma perspektifiyle yaklaşıyoruz.
Bizim için konut üretmek, yalnızca bina yapmak değildir. Güvenli yuvalar kurmak, mahalleler inşa etmek, şehirleri abat etmek, vatandaşlarımızı huzurlu ve dirençli yaşam alanlarına kavuşturmaktır.
Bu yaklaşımın merkezinde Toplu Konut İdaresi Başkanlığı, yani TOKİ bulunmaktadır. TOKİ eliyle milletimizin hizmetine sunulmuş olan konutlarla vatandaşlarımız ibadethaneleriyle, parklarıyla, yürüyüş yollarıyla ve sosyal donatılarıyla modern yaşam alanlarına kavuşmuştur.
Bu tecrübe bize göstermiştir ki sosyal konut politikası, doğru kurgulandığında milyonlarca insanın hayatına doğrudan dokunan güçlü bir kalkınma aracıdır.
Türkiye Cumhuriyeti Anayasası, devletin şehirlerin özelliklerini ve çevre şartlarını gözeten bir planlama çerçevesinde konut ihtiyacını karşılayacak tedbirleri alacağını ve toplu konut teşebbüslerini destekleyeceğini düzenlemektedir.
Bu anayasal yaklaşım, konut politikasını geçici bir yardım alanı olmaktan çıkararak planlı şehirleşmenin, sosyal devlet anlayışının ve afet güvenliğinin merkezine yerleştirmiştir.

14