Geçmişten geleceğe kurulan köprü: Çanakkale ruhu

Tarih, tozlu raflara hapsedilmiş bir kronolojiden ibaret değil; bir milletin hafızası ve istikbali üzerine kurduğu sarsılmaz bir zemindir. Çanakkale Deniz Zaferi bu hafızanın en parlak sayfası olmanın ötesinde, dünya harp tarihini kökten değiştiren stratejik bir kırılma noktasıdır.

18 Mart 1915'in 111. yıl dönümünde; o günkü imkânsızlıklarla örülen bu destanın, bugün modern Türkiye'nin mühendislik vizyonuna ve stratejik gücüne nasıl ilham verdiğini yeniden okumak elzemdir.

Çanakkale; "hasta adam" denilen bir imparatorluğun, iman ve vatan sevgisiyle dönemin teknolojik üstünlüğüne karşı verdiği bir varoluş mücadelesidir. Nusret Mayın Gemisi'nin boğaza bıraktığı her bir mayın, bu coğrafyanın kaderine vurulmuş ebedi mühürlerdi. Seyit Onbaşı'nın omuzladığı devasa mermi; bir milletin çiğnetmediği haysiyetini ve bağımsızlık iradesini temsil ediyordu.

O gün yokluk vardı ama teslimiyet yoktu. Cephane sınırlıydı ama inanç sarsılmazdı. Teknoloji dönemin gerisinde kalsa da fedakârlık zirvedeydi. Tam da bu nedenle Çanakkale; klasik askeri literatüre sığmayan, sosyolojik ve psikolojik boyutları olan bir direniş modelidir.

Ancak tarihsel farkındalık, sadece geçmişi yâd etmekle olmaz; o ruhu bugünün diliyle inşa etmeyi gerektirir. Her dönemin kendine özgü mücadele sahaları vardır: Dün siperlerde verilen varlık sancısı, bugün ekonomik, teknolojik ve jeopolitik arenalarda devam etmektedir. Değişmeyen tek şey mücadelenin arkasındaki ruhtur.

Ecdadın kanıyla mühürlediği bu coğrafyayı, bugün modern dünyanın ileri mühendislik vizyonuyla dokuyoruz. İşte bu noktada, 18 Mart 2022'de açılışını gerçekleştirdiğimiz 1915 Çanakkale Köprüsü; yalnızca bir ulaşım projesi değil, tarihe ve geleceğe atılmış stratejik bir imzadır.

Bu devasa yapı, her şeyden evvel ecdadın aziz hatırasına sunulmuş bir saygı duruşudur. Köprünün 318 metrelik kule yüksekliği, 18 Mart'ın şanlı tarihini gökyüzüne nakşederken; iki kule arasındaki 2023 metrelik orta açıklık, Cumhuriyetimizin ikinci asrına ve geleceğe dair sarsılmaz vizyonumuza kurulan bir köprü niteliğindedir. Kulelerin zirvesinde yer alan top mermisi figürleri ise estetik bir detay değil, Seyit Onbaşı'nın omuzladığı o mukaddes yüke gönderilmiş tarihi bir selamdır. Teknik literatürde "dünyanın en uzun orta açıklıklı asma köprüsü" unvanına sahip bu eser; tarihin akışını değiştiren o kutlu zafere atılmış stratejik bir imza, mühendislik ile ruhun birleşimidir.

Dün boğazı düşman gemilerine kapatan irade, bugün aynı suları barışın, ticaretin ve küresel lojistiğin ana damarı haline getiren vizyonla aynı kaynaktan beslenmektedir. Cumhurbaşkanımız Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğinde somutlaşan "Eser Siyaseti"; Türkiye'yi yalnızca bölgesel bir aktör değil, kıtaları birbirine bağlayan küresel bir lojistik merkez ve stratejik bir güç kılma hedefinin tezahürüdür.