9 Ekim Cuma günü Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan'ın Çerkezköy-Kapıkule Hızlı Tren Hattı Açılış Töreni'nde kurmuş olduğu bir cümle son derece değerlidir:
"Projemizin hizmete girmesiyle etkilerini çok geniş bir alanda göreceğimiz yeni bir dönem başlayacak."
Bu cümle, demiryolları üzerinden kurguladığımız büyük bir kalkınma hamlesinin en belirgin sinyali ve Cumhuriyetimizin ilk yıllarındaki "demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan" vizyonunun bir izdüşümü olarak yorumlanabilir.
Bu noktada Türkiye'nin ilk ve son çeyrek asırları arasında demiryollarını merkeze alan bir anlayış olduğunu net şekilde görüyoruz. Ancak bu iki çeyrek arasındaki yaklaşık yarım asrı aşan dönem, tamamiyle ihmal dönemi olmuştur.
1960 öncesi Türkiye'sinde toplam yolcu ve yük taşımacılığında yüzde 30 seviyesinde olan demiryolu payı, 2000'li yılların başında yüzde 5'lerin dahi altına gerilemişti. İyiden iyiye ihmal edilen demiryolu sektörü, AK Parti hükümetleri ile birlikte yeniden devlet politikalarının merkezine yerleşti.
2000'li yılların başında yaklaşık 10 bin 948 kilometre olan demiryolu ağını, 2026 itibarıyla 14 bin kilometrenin üzerine çıkarmayı başardık. Bu toplamın 2 bin 251 kilometresini hızlı tren hatları oluşturmaktadır. Fakat burada mühim bir detayı belirtmeliyiz. Yeni demiryolları yapılırken aynı zamanda atıl durumda olan binlerce kilometrelik hatların bakım, onarım ve yenileme süreçleri tamamlanıp yük ve yolcu taşımacılığına uygun, modern ve güvenli bir hale getirilmiştir.
Öte yandan hızlı tren altyapısına ayrı bir başlık açmak gerek. 2009 yılında Ankara-Eskişehir hattıyla başlayan süreç; Ankara, İstanbul, Konya, Karaman, Eskişehir ve Sivas gibi farklı şehirleri birbirine bağlayan bir ağa dönüşmüştür.
Ancak demiryolları, üretimi ve ticareti güçlendiren, vatandaşların yaşam kalitesini yükselten kısaca çok yönlü fayda ihdas eden bir kamu yatırımı olarak değerlendirilmelidir.
Nitekim bu yatırımlar, sanayileri limanlara bağlamak ve lojistik maliyetlerini düşürmek suretiyle ihracatçılarımızın rekabet gücünü artırmak açısından hayati önemdedir.
Bakü-Tiflis-Kars demiryolu hattı ve Marmaray'ın uluslararası taşımacılığa sağladığı imkanlar, yalnızca ülkemizin değil dünyanın da malumudur. Orta Koridor üzerinden hizmete açtığımız demiryolu bağlantıları, 6 bin 314 kilometrelik Kalkınma Koridoru'nun Türkiye'den geçen 2 bin 94 kilometrelik bölümünü ne kadar etkin kullandığımızın ispatıdır.

9