Cumhuriyet'in 103. yılında kalkınmayı yeniden düşünmek

Cumhuriyet, necip milletimizin bağımsızlık ve hürriyetinin teminatıdır. Ecdadımızın esaret ve sömürgeciliğe karşı verdiği mücadelenin en büyük kazanımı ve gelecek nesillere mirasıdır. Bu büyük mirası korumak hepimizin mesuliyeti. Fakat bu sorumluluğu taşıyabilmek için "egemenlik" kavramını anlamak gerek.

Her türlü imkansızlığa rağmen, "Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddim var" anlayışı ile göğsünü vatanın bölünmez bütünlüğü için siper eden atalarımızın Milli Mücadele'deki kahramanlığında, bizler için iki ibret saklıdır.

İlki; bayrağın inmesine ve ezanın dinmesine razı olmayan bir yüreğin yedi düvele meydan okuyabileceği hakikatidir. İkincisi ise kendi egemenliğini ileri teknolojilerle, modern haberleşme ağlarıyla ve ekonomik bağımsızlıkla tahkim etmeyen milletlerin, sömürgeci devletlerin her zaman hedefinde olacağı gerçeğidir.

Cumhuriyet'imizin 103. yılında, geçmişin vizyonunu günümüzün gerçekliğiyle harmanlayarak kalkınma hamlelerimizi yeniden düşünmek tarihi bir sorumluluktur.

Bugün, 21. yüzyılın dünyasında bu hedeflerin karşılığı; dijital dönüşüm, yüksek teknoloji üretimi, yeşil enerji ve sürdürülebilir büyümedir. İlk yıllardaki "kendi kendine yetebilme" arzusu, günümüzde küresel tedarik zincirlerinde kritik rol oynayan, yüksek katma değerli ürün ihraç eden ve teknoloji üreten bir yapıya dönüşmek durumundadır. Ancak ruh aynı ruhtur. Gaye, aynı gayedir. Yerli ve milli potansiyeli en üst düzeyde harekete geçirerek ekonomik bağımsızlığı perçinlemek.

Kalkınmanın fiziki ve somut omurgasını hiç şüphesiz ulaşım, altyapı ve şehircilik yatırımları oluşturur. Cumhuriyet'in ilk yıllarındaki "yurdu demir ağlarla örme" vizyonu, bugün modern hızlı tren hatlarına, otoyollara, lojistik merkezlere ve küresel ölçekteki havalimanı ile liman projelerine evrilmiştir.

Türkiye'nin Doğu ile Batı, Kuzey ile Güney arasında bir lojistik köprü olma konumu; modern ulaşım ağları ve altyapı yatırımlarıyla stratejik bir avantaja dönüşmektedir. Sanayinin Anadolu'ya dengeli yayılması, üretim merkezlerinin limanlarla ve pazarlarla entegre olması, ancak kesintisiz ve nitelikli bir ulaşım altyapısıyla mümkündür.

Diğer taraftan, şehircilik anlayışımız da kalkınma vizyonumuzla paralel olarak güncellenmektedir. İklim değişikliği, afet riski ve hızlı kentleşme çağında; dirençli, akıllı ve insan odaklı şehirler inşa etmek bir tercih değildir zorunluluktur. Kentsel dönüşümden sıfır atık projelerine, yeşil alanların artırılmasından akıllı ulaşım sistemlerine kadar şehircilikte atılacak her adım hayatiyet taşımaktadır.

Cumhuriyet'i geleceğe taşımak; gelecek nesillere daha müreffeh, daha güçlü ve dünyada söz sahibi bir Türkiye bırakmaktır.