Çeyrek asrın muhasebesi: Turizm

Çok değil, çeyrek asır geriye gidildiğinde, yeni yüzyılın eşiğindeki 2001 Türkiye'sinde turizm hareketliliği yıllık 10-11 milyon yabancı ziyaretçi sınırında seyrediyor, sektörün ülkeye kazandırdığı toplam gelir ise 10 milyar dolar seviyesini ancak buluyordu.

O dönemde Akdeniz çanağındaki küresel güç dengeleri son derece belirgindi. İspanya, İtalya ve Fransa gibi ülkeler pazarın mutlak hakimi konumundayken Türkiye, coğrafi potansiyeline rağmen yarışa geriden dahil olan, sınırlı altyapıya sahip bir alternatif olarak değerlendiriliyordu.

Bugün gelinen noktada Dünya Turizm Örgütü ve resmi veri tabloları incelendiğinde; Türkiye'nin yıllık 60 milyonu aşan ziyaretçi hacmiyle küresel turizm sıralamasında dünyada ilk sıralara yerleştiği görülmektedir.

Akdeniz havzasında Mısır'ın düşük maliyet odaklı rekabetine, Yunanistan'ın ada turizmine dayalı pazarlama stratejilerine ve Batı Akdeniz ülkelerinin köklü kurumsal altyapılarına rağmen kaydedilen bu ilerleme, asla tesadüfi değildir.

Bu yükselişin temelinde, ilk önce ulaştırma altyapısındaki devasa yatırımlarıyla ülkemizin her bir köşesini konforlu, güvenli ulaşım ağları ile buluşturmamız yatıyor. 2018'de hizmete açtığımız İstanbul Havalimanı'nın uluslararası bir aktarma merkezine dönüşmesi, Türkiye'ye yönelik turist akışının lojistik zeminini güçlendirmiştir. Böylece İstanbul, tek başına kültür, gastronomi ve kongre turizminin merkezlerinden biri haline gelerek ülkemizin turizm hareketliliğini yılın geneline yaymıştır.

18 Eylül'de 4'üncü pistini açacağımız İstanbul Havalimanı'ndaki büyük potansiyelin yanına THY'nin dünyayı İstanbul üzerinden Türkiye'ye bağlayan dev uçuş ağını da ekleyerek, İstanbul'u yılın 12 ayı turist çeken dev bir cazibe merkezi haline getirdik. Aynı şekilde Antalya ve diğer havalimanlarında yapılan yeni yatırımlar da turizmin önünü açan önemli dinamikler olmuştur.

Ulaştırmadaki bu küresel hamlemizi, kıyı şehirlerimize yaptığımız nitelikli altyapı, konaklama ve ulaşım yatırımlarıyla taçlandırdık. Akdeniz ve Ege hatlarımızda inşa ettiğimiz dünya standartlarındaki modern tesisler, Akdeniz'i kitle turizminin merkez üssü haline getirmiştir. Kıyı turizminde yakaladığımız bu ivmeyi, coğrafi çeşitlilik politikalarımız doğrultusunda Karadeniz aksına da başarıyla taşıdık.

Bunun en somut örneği, bölgenin çekim merkezi haline gelen Trabzon ve Orta Doğu hattıdır. Trabzon Havalimanı'na kurduğumuz doğrudan dış hat uçuş hatları, bölgedeki tesisleşme hamleleri ve yeşil turizme dönük altyapı adımları sayesinde, Körfez ve Orta Doğu coğrafyasından Trabzon'a uzanan güçlü bir turizm köprüsü inşa ettik. Trabzon; tarihi, yaylaları, gastronomisi ve özgün doğasıyla bugün Orta Doğu pazarında büyük bir marka değerine ulaşmıştır. Bu marka değerini Orta Asya'ya ve Uzak Doğu'ya ve diğer pazarlara taşıma gayretlerimiz devam ediyor.