Önceki yazılarımızda, Türkiye'nin çeyrek asırlık siyasi dönüşümünü ele alırken sık sık "eser ve hizmet siyasetinin" sahadaki somut karşılıklarına değinmiştik. Ekonomi, dış politika ve altyapı alanlarında katedilen mesafeyi muhasebe ederken, kuşkusuz toplumsal yaşamın ve doğrudan insan hayatının merkezinde duran ana başlık şehircilikti.
Bugün geriye dönüp çeyrek asırlık AK Parti iktidarlarının şehircilik bilançosuna baktığımızda, meselenin sadece binalar inşa etmekten ibaret olmadığını; aksine mekansal planlama, ulaşım ağları ve güvenli yaşam alanları üzerinden köklü bir medeniyet ve kalkınma hamlesi yürütüldüğünü görüyoruz. "Yol medeniyettir" ilkesi gereği; bir ülkenin bölgesel gelişmişlik farklarını kapatmasının ilk şartı "erişilebilirlik"tir.
2000'li yılların başında Türkiye genelinde sadece 6 bin 101 kilometre olan bölünmüş yol ağı, bugün 30 bin kilometrenin üzerine çıkmış durumda.
Bölünmüş yollarla birbirine bağladığımız şehirlerimiz arasındaki fiziki mesafelerin kısalmasını; ticaretin, sanayinin ve turizmin ise Anadolu'ya dengeli şekilde yayılmasını sağladık.
Ulaşım, şehirleşme sürecinin ilk başlığıdır. Bu sebeple Kuzey Marmara Otoyolu, Marmaray, Avrasya Tüneli, Zigana Tüneli, Osmangazi ve 1915 Çanakkale Köprüleri, Yüksek Hızlı Tren Hatları ve Türkiye'nin dört bir yanına yayılan havalimanları gibi mega projelerle, şehirlerimizin ulaşılabilirliğini en üst seviyelere çıkardık.
Ulaşımda sağladığımız bu entegrasyon, büyükşehirlerin üzerindeki nüfus ve istihdam baskısını hafifleten en kritik eşiklerden biri oldu.
Şehircilik vizyonunun ikinci ve belki de en çetin imtihan alanı, deprem kuşağında yer alan ülkemizin konut stoğunu yenilemekti.
"Sosyal devlet anlayışının harcı" olarak tanımladığımız TOKİ uygulamaları, bu süreçte dar ve orta gelirli vatandaşlarımız için bir sığınak oldu. Bugün TOKİ eliyle üretilen konut sayısı 1,5 milyon eşiğini aşmış vaziyette.
Kentsel dönüşüm mevzuatının hayata geçirilmesiyle birlikte Türkiye genelinde 3 milyona yakın bağımsız bölüm kentsel dönüşüm kapsamına alındı.
Kentsel dönüşümü, şehirlerimizin geleceğini güvence altına alan en önemli adımlardan biri olarak görüyoruz. Eski, yıpranmış ve risk taşıyan yapıların yenilenmesi; vatandaşlarımızın daha güvenli, sağlıklı ve modern yaşam alanlarına kavuşmasını sağlıyor ve şehirlerin de daha planlı ve dayanıklı bir yapıya ulaşmasına imkan veriyor. Bu nedenle kentsel dönüşümü; insanı, çevreyi ve şehirlerin geleceğini birlikte ele alan kapsamlı bir şehircilik anlayışı olarak değerlendirmek gerekir.

9