ABD Başkanı Donald Trump ilk başkanlık döneminde (2020) Müslüman Fas topraklarına öyle bir fitne tohumu ekti ki, kanserli bir hücreye benzeyen bu fitne aradan geçen yıllar içinde büyüdükçe büyüdü. Siyonist-Evanjelist şer ittifakının ürünü olan o fitnenin adı Abraham İttifakı'ydı. Fas hükümeti, Trump'ın teşvikleri doğrultusunda İsrail terör rejimiyle masaya oturdu ve Siyonizm'le normalleşme anlaşmasına imza attı. 2020 yılı İsrail'in diplomatik kazanımlarını arttırdığı bir yıl oldu, arkasına ABD Başkanı Trump'ın siyasi ve ekonomik gücünü alan Siyonist rejim aynı yıl içinde 4 Arap ülkesini Abraham tuzağına çekmeyi başardı. 2020 yılında Birleşik Arap Emirlikleri, Bahreyn ve Sudan'ın ardından Fas da Abraham İttifakı kervanına dâhil oldu.
Tam 6 yıldır İsrail ve Fas birer dost ülke. Geçtiğimiz günlerde İsrail'le Fas arasındaki bu dostluğun seviyesi bir kademe daha ileri taşındı ve karşılıklı diplomatik temsilin büyükelçilik düzeyine çıkarılması kararlaştırıldı. Siyonist hükümetin Arapça X hesabından yayımlanan açıklamaya göre, İsrail Dışişleri Bakanı Gideon Saar, Faslı mevkidaşı Nasır Burita ve ABD'nin Birleşmiş Milletler Büyükelçisi Mike Waltz arasında New York'ta gerçekleştirilen üçlü toplantıyla birlikte söz konusu anlaşma resmiyet kazandı. Hayırlı olsun diyemeyeceğim. Fas gibi Müslüman bir ülkenin adının, uzun vadede tüm İslam âleminin huzurunu kaçıracak bu fitne eylemlerinin içinde olmamasını isterdim.
Hükümetlerinin iş birlikçi politikalarına tepki gösteren Faslı Müslümanlar bu normalleşmeyi hiçbir zaman içlerine sindiremediler. Çünkü onlar, Filistin'i sözleriyle değil özleriyle seven ve sahiplenen bir topluluk olduklarını, ellerine geçen her fırsatta ortaya koydular. Özellikle Filistin'e Destek ve Normalleşme Karşıtı Fas Cephesi adlı oluşumun ses getiren eylemleri dünya basınında sıkça gündeme geliyor. Geçtiğimiz günlerde, bu oluşumun Fas'ın farklı kentlerinde organize ettiği gösterilerde, Siyonist İsrail ile Fas hükümeti arasındaki diplomatik ilişkilerin geliştirilmesi planı protesto edildi ve Filistin mücadelesiyle dayanışma mesajları verildi. Göstericiler, Rabat yönetimine seslenerek Tel Aviv ile diplomatik ilişkilerin seviyesinin yükseltilmesi planından geri adım atılmasını istediler. Fas hükümetinin, bu çağrıları umursayacağını pek sanmıyorum zira onlara göre "ulusal menfaatleri" söz konusu, Fas yönetimi İsrail'le normalleşmeyi adeta 'beka' meselesi haline getirmiş durumda. Zira Donald Trump onlara reddedemeyeceği dünyevi menfaatlerle geldi.
Neydi bu menfaatler Yıllardır Cezayir ile Fas arasında bir egemenlik savaşına sahne olan "Batı Sahra" Fas toprağı olarak sayıldı ve ABD Batı Sahra'nın Fas'a ait olduğunu tanıdı. ABD Siyonist İsrail'le anlaşması karşılığında Fas hükümetine bu siyasi rüşveti sundu ve Rabat yönetimi bu rüşveti adeta havada kaptı.

11