Dayton'dan Filistin'e Mecburen İmzalanan Anlaşmalar

Son günlerde dünya basınında, Filistinli siyasi bir aktörün ismi ön plana çıkmaya başladı. Etkileyici bir üsluba sahip heyecanlı bir hatip ve televizyon ekranlarında kendisine yöneltilen zor soruları ustalıkla cevaplayan bir siyasetçi. Konuşmaları hamasi unsurlardan daha çok gerçekçi yaklaşımlarla örülü. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın yeni atanan sözcüsü Dr. Gazi Hamad'dan bahsediyorum.

HAMAS'ın Halil el Hayye'nin liderliğinde kurulan yeni yönetiminde teşkilat sözcülüğü görevine getirilen Gazi Hamad, kritik bir süreçte, özellikle son bir haftada Filistin mücadelesinin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli açıklamaları kamuoyuna duyurmakla görevlendirildi. Gazze'de süregelen ama İsrail'in sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin ikinci aşaması, HAMAS'ın silah bırakıp bırakmayacağı tartışması, Siyonist işgalinin devam edip etmeyeceği bilmecesi, Trump'ın güdümündeki sözde Barış Kurulu'nun faaliyetleri, kalıcı ateşkes şartları vs... HAMAS'ın gündemi çok yoğun, içine sürüklendiği şartlar ise bir o kadar zor ve olumsuz. Birkaç gün önce Dr. Gazi Hamad'ın Gazze'deki son mutabakat süreciyle ilgili olarak El Arabiyya televizyonuna verdiği röportajın bir bölümünü seyretme imkânı buldum. Hamad'ın konuşmalarında, "Bu saatten sonra Filistin'i ayakta tutabilmek adına ne kurtarabilsek kârdır" yaklaşımı açıkça sezilmekteydi. "Bize kimse sahip çıkmadı, biz Filistinliler yüz üstü bırakıldık" sözü acı ama gerçekbir serzenişi ortaya koyuyordu. Hamad'ın açıklamalarından not alabildiğim önemli ifadeleri, şu cümlelerle aktarmak istiyorum;

"Gazze Şeridi'ndeki acımasız işgalde sorumluluğu üslenen halkımız bize kahramanlık, fedakârlık ve sabır konusunda örnek oldu, onlar çok ağır bir yük taşıdılar. Bizde HAMAS hareketi olarak gece gündüz durmaksızın Gazze'de savaşı durdurmak için çok çalıştık. Evet gerçekten tavizler vermek zorunda kaldık, Filistin halkımızın onuru ve halkımızın varlığını devam ettirebilmesi için bu tavizleri verdik. Müzakerelerden, barış görüşmelerinden vazgeçemezdik. Etrafımızda, aleyhimizde ne kadar çok söz söylenirse söylensin, biz Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kurtarmak gibi net bir vizyonla hareket ediyoruz. Bu aşamada topraklarımızı işgal ve bölme, halkımızı yerlerinden etme planlarını engellemeyi hedefliyoruz. Uluslararası alanda maalesef pek çok konuda yüzüstü bırakıldık, Filistin halkını destekleme konusunda Arap dünyası ve İslam âlemi bizi yalnız bıraktı. Biz bu anlaşmadan dolayı mutlu değiliz ve büyük bir acı hissediyoruz. Şüphesiz derin bir yara içindeyiz. Bundan çok daha iyi bir anlaşma yapmayı isterdik. Ancak mevcut şartlar, işgalcilerin ve diğer tarafların zorbalıkları bize bu gerçekliği dayattı. Ama bu Filistin tarihinde istisnai bir dönemdir. Buna karşı Filistin'e ve halkımıza karşı görevlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz."

Gazi Hamad'ın bu bu sözlerini dinleyince, aklıma Bosna Hersek'in merhum cumhurbaşkanı mücahit Aliya İzzetbegoviç geldi. Merhum Aliya, Bosna Savaşı'nda silahları susturan fakat Boşnak Müslümanların aleyhine onlarca madde içeren bir Amerikan tezgâhı olan Dayton Barış Anlaşması'nı imzaladığında, şu anlama gelebilecek sözler söylemişti: "Dayton Anlaşması'nın lehimize olmadığının ve düşmanı ödüllendiren bir uzlaşı olduğunun farkındayım. Ne yazık ki günümüzün adaletsiz dünya düzeninde bundan daha iyisini yapabilecek gücümüz yok. Savaşın ve kanın durması için bu imzayı atmak zorundayım."

Tarih tekerrür ediyor ve demek oluyor ki Dayton'dan Gazze Mutabakatı arasında geçen onlarca senede hiçbir şey değişmemiş olacak ki, Müslüman halklar yine mecbur kaldıkları anlaşmalara imza atmak zorunda kalıyor. Bu kara düzenin 31 yıldır aynı kalması da İslam dünyasının önemli bir eksikliği, ayrıca organize olamamasının ve terakki gösterememesinin de bir tezahürü. Önümüzde bizi başka hangi imtihanlar bekliyor bilemiyoruz, âlem-i İslam'ın yöneticileri, akıllarını başlarını alıp bu ümmeti bir ve bütün hale getiremedikçe bu acı manzaralar daha çok yaşanacak ne yazık ki...

Dayton'dan Filistin'e

Mecburen İmzalanan Anlaşmalar

Son günlerde dünya basınında, Filistinli siyasi bir aktörün ismi ön plana çıkmaya başladı. Etkileyici bir üsluba sahip heyecanlı bir hatip ve televizyon ekranlarında kendisine yöneltilen zor soruları ustalıkla cevaplayan bir siyasetçi. Konuşmaları hamasi unsurlardan daha çok gerçekçi yaklaşımlarla örülü. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın yeni atanan sözcüsü Dr. Gazi Hamad'dan bahsediyorum.

HAMAS'ın Halil el Hayye'nin liderliğinde kurulan yeni yönetiminde teşkilat sözcülüğü görevine getirilen Gazi Hamad, kritik bir süreçte, özellikle son bir haftada Filistin mücadelesinin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli açıklamaları kamuoyuna duyurmakla görevlendirildi. Gazze'de süregelen ama İsrail'in sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin ikinci aşaması, HAMAS'ın silah bırakıp bırakmayacağı tartışması, Siyonist işgalinin devam edip etmeyeceği bilmecesi, Trump'ın güdümündeki sözde Barış Kurulu'nun faaliyetleri, kalıcı ateşkes şartları vs... HAMAS'ın gündemi çok yoğun, içine sürüklendiği şartlar ise bir o kadar zor ve olumsuz. Birkaç gün önce Dr. Gazi Hamad'ın Gazze'deki son mutabakat süreciyle ilgili olarak El Arabiyya televizyonuna verdiği röportajın bir bölümünü seyretme imkânı buldum. Hamad'ın konuşmalarında, "Bu saatten sonra Filistin'i ayakta tutabilmek adına ne kurtarabilsek kârdır" yaklaşımı açıkça sezilmekteydi. "Bize kimse sahip çıkmadı, biz Filistinliler yüz üstü bırakıldık" sözü acı ama gerçekbir serzenişi ortaya koyuyordu. Hamad'ın açıklamalarından not alabildiğim önemli ifadeleri, şu cümlelerle aktarmak istiyorum;

"Gazze Şeridi'ndeki acımasız işgalde sorumluluğu üslenen halkımız bize kahramanlık, fedakârlık ve sabır konusunda örnek oldu, onlar çok ağır bir yük taşıdılar. Bizde HAMAS hareketi olarak gece gündüz durmaksızın Gazze'de savaşı durdurmak için çok çalıştık. Evet gerçekten tavizler vermek zorunda kaldık, Filistin halkımızın onuru ve halkımızın varlığını devam ettirebilmesi için bu tavizleri verdik. Müzakerelerden, barış görüşmelerinden vazgeçemezdik. Etrafımızda, aleyhimizde ne kadar çok söz söylenirse söylensin, biz Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kurtarmak gibi net bir vizyonla hareket ediyoruz. Bu aşamada topraklarımızı işgal ve bölme, halkımızı yerlerinden etme planlarını engellemeyi hedefliyoruz. Uluslararası alanda maalesef pek çok konuda yüzüstü bırakıldık, Filistin halkını destekleme konusunda Arap dünyası ve İslam âlemi bizi yalnız bıraktı. Biz bu anlaşmadan dolayı mutlu değiliz ve büyük bir acı hissediyoruz. Şüphesiz derin bir yara içindeyiz. Bundan çok daha iyi bir anlaşma yapmayı isterdik. Ancak mevcut şartlar, işgalcilerin ve diğer tarafların zorbalıkları bize bu gerçekliği dayattı. Ama bu Filistin tarihinde istisnai bir dönemdir. Buna karşı Filistin'e ve halkımıza karşı görevlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz."

Gazi Hamad'ın bu bu sözlerini dinleyince, aklıma Bosna Hersek'in merhum cumhurbaşkanı mücahit Aliya İzzetbegoviç geldi. Merhum Aliya, Bosna Savaşı'nda silahları susturan fakat Boşnak Müslümanların aleyhine onlarca madde içeren bir Amerikan tezgâhı olan Dayton Barış Anlaşması'nı imzaladığında, şu anlama gelebilecek sözler söylemişti: "Dayton Anlaşması'nın lehimize olmadığının ve düşmanı ödüllendiren bir uzlaşı olduğunun farkındayım. Ne yazık ki günümüzün adaletsiz dünya düzeninde bundan daha iyisini yapabilecek gücümüz yok. Savaşın ve kanın durması için bu imzayı atmak zorundayım."

Tarih tekerrür ediyor ve demek oluyor ki Dayton'dan Gazze Mutabakatı arasında geçen onlarca senede hiçbir şey değişmemiş olacak ki, Müslüman halklar yine mecbur kaldıkları anlaşmalara imza atmak zorunda kalıyor. Bu kara düzenin 31 yıldır aynı kalması da İslam dünyasının önemli bir eksikliği, ayrıca organize olamamasının ve terakki gösterememesinin de bir tezahürü. Önümüzde bizi başka hangi imtihanlar bekliyor bilemiyoruz, âlem-i İslam'ın yöneticileri, akıllarını başlarını alıp bu ümmeti bir ve bütün hale getiremedikçe bu acı manzaralar daha çok yaşanacak ne yazık ki...

Dayton'dan Filistin'e

Mecburen İmzalanan Anlaşmalar

Son günlerde dünya basınında, Filistinli siyasi bir aktörün ismi ön plana çıkmaya başladı. Etkileyici bir üsluba sahip heyecanlı bir hatip ve televizyon ekranlarında kendisine yöneltilen zor soruları ustalıkla cevaplayan bir siyasetçi. Konuşmaları hamasi unsurlardan daha çok gerçekçi yaklaşımlarla örülü. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın yeni atanan sözcüsü Dr. Gazi Hamad'dan bahsediyorum.

HAMAS'ın Halil el Hayye'nin liderliğinde kurulan yeni yönetiminde teşkilat sözcülüğü görevine getirilen Gazi Hamad, kritik bir süreçte, özellikle son bir haftada Filistin mücadelesinin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli açıklamaları kamuoyuna duyurmakla görevlendirildi. Gazze'de süregelen ama İsrail'in sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin ikinci aşaması, HAMAS'ın silah bırakıp bırakmayacağı tartışması, Siyonist işgalinin devam edip etmeyeceği bilmecesi, Trump'ın güdümündeki sözde Barış Kurulu'nun faaliyetleri, kalıcı ateşkes şartları vs... HAMAS'ın gündemi çok yoğun, içine sürüklendiği şartlar ise bir o kadar zor ve olumsuz. Birkaç gün önce Dr. Gazi Hamad'ın Gazze'deki son mutabakat süreciyle ilgili olarak El Arabiyya televizyonuna verdiği röportajın bir bölümünü seyretme imkânı buldum. Hamad'ın konuşmalarında, "Bu saatten sonra Filistin'i ayakta tutabilmek adına ne kurtarabilsek kârdır" yaklaşımı açıkça sezilmekteydi. "Bize kimse sahip çıkmadı, biz Filistinliler yüz üstü bırakıldık" sözü acı ama gerçekbir serzenişi ortaya koyuyordu. Hamad'ın açıklamalarından not alabildiğim önemli ifadeleri, şu cümlelerle aktarmak istiyorum;

"Gazze Şeridi'ndeki acımasız işgalde sorumluluğu üslenen halkımız bize kahramanlık, fedakârlık ve sabır konusunda örnek oldu, onlar çok ağır bir yük taşıdılar. Bizde HAMAS hareketi olarak gece gündüz durmaksızın Gazze'de savaşı durdurmak için çok çalıştık. Evet gerçekten tavizler vermek zorunda kaldık, Filistin halkımızın onuru ve halkımızın varlığını devam ettirebilmesi için bu tavizleri verdik. Müzakerelerden, barış görüşmelerinden vazgeçemezdik. Etrafımızda, aleyhimizde ne kadar çok söz söylenirse söylensin, biz Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kurtarmak gibi net bir vizyonla hareket ediyoruz. Bu aşamada topraklarımızı işgal ve bölme, halkımızı yerlerinden etme planlarını engellemeyi hedefliyoruz. Uluslararası alanda maalesef pek çok konuda yüzüstü bırakıldık, Filistin halkını destekleme konusunda Arap dünyası ve İslam âlemi bizi yalnız bıraktı. Biz bu anlaşmadan dolayı mutlu değiliz ve büyük bir acı hissediyoruz. Şüphesiz derin bir yara içindeyiz. Bundan çok daha iyi bir anlaşma yapmayı isterdik. Ancak mevcut şartlar, işgalcilerin ve diğer tarafların zorbalıkları bize bu gerçekliği dayattı. Ama bu Filistin tarihinde istisnai bir dönemdir. Buna karşı Filistin'e ve halkımıza karşı görevlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz."

Gazi Hamad'ın bu bu sözlerini dinleyince, aklıma Bosna Hersek'in merhum cumhurbaşkanı mücahit Aliya İzzetbegoviç geldi. Merhum Aliya, Bosna Savaşı'nda silahları susturan fakat Boşnak Müslümanların aleyhine onlarca madde içeren bir Amerikan tezgâhı olan Dayton Barış Anlaşması'nı imzaladığında, şu anlama gelebilecek sözler söylemişti: "Dayton Anlaşması'nın lehimize olmadığının ve düşmanı ödüllendiren bir uzlaşı olduğunun farkındayım. Ne yazık ki günümüzün adaletsiz dünya düzeninde bundan daha iyisini yapabilecek gücümüz yok. Savaşın ve kanın durması için bu imzayı atmak zorundayım."

Tarih tekerrür ediyor ve demek oluyor ki Dayton'dan Gazze Mutabakatı arasında geçen onlarca senede hiçbir şey değişmemiş olacak ki, Müslüman halklar yine mecbur kaldıkları anlaşmalara imza atmak zorunda kalıyor. Bu kara düzenin 31 yıldır aynı kalması da İslam dünyasının önemli bir eksikliği, ayrıca organize olamamasının ve terakki gösterememesinin de bir tezahürü. Önümüzde bizi başka hangi imtihanlar bekliyor bilemiyoruz, âlem-i İslam'ın yöneticileri, akıllarını başlarını alıp bu ümmeti bir ve bütün hale getiremedikçe bu acı manzaralar daha çok yaşanacak ne yazık ki...

Dayton'dan Filistin'e

Mecburen İmzalanan Anlaşmalar

Son günlerde dünya basınında, Filistinli siyasi bir aktörün ismi ön plana çıkmaya başladı. Etkileyici bir üsluba sahip heyecanlı bir hatip ve televizyon ekranlarında kendisine yöneltilen zor soruları ustalıkla cevaplayan bir siyasetçi. Konuşmaları hamasi unsurlardan daha çok gerçekçi yaklaşımlarla örülü. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın yeni atanan sözcüsü Dr. Gazi Hamad'dan bahsediyorum.

HAMAS'ın Halil el Hayye'nin liderliğinde kurulan yeni yönetiminde teşkilat sözcülüğü görevine getirilen Gazi Hamad, kritik bir süreçte, özellikle son bir haftada Filistin mücadelesinin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli açıklamaları kamuoyuna duyurmakla görevlendirildi. Gazze'de süregelen ama İsrail'in sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin ikinci aşaması, HAMAS'ın silah bırakıp bırakmayacağı tartışması, Siyonist işgalinin devam edip etmeyeceği bilmecesi, Trump'ın güdümündeki sözde Barış Kurulu'nun faaliyetleri, kalıcı ateşkes şartları vs... HAMAS'ın gündemi çok yoğun, içine sürüklendiği şartlar ise bir o kadar zor ve olumsuz. Birkaç gün önce Dr. Gazi Hamad'ın Gazze'deki son mutabakat süreciyle ilgili olarak El Arabiyya televizyonuna verdiği röportajın bir bölümünü seyretme imkânı buldum. Hamad'ın konuşmalarında, "Bu saatten sonra Filistin'i ayakta tutabilmek adına ne kurtarabilsek kârdır" yaklaşımı açıkça sezilmekteydi. "Bize kimse sahip çıkmadı, biz Filistinliler yüz üstü bırakıldık" sözü acı ama gerçekbir serzenişi ortaya koyuyordu. Hamad'ın açıklamalarından not alabildiğim önemli ifadeleri, şu cümlelerle aktarmak istiyorum;

"Gazze Şeridi'ndeki acımasız işgalde sorumluluğu üslenen halkımız bize kahramanlık, fedakârlık ve sabır konusunda örnek oldu, onlar çok ağır bir yük taşıdılar. Bizde HAMAS hareketi olarak gece gündüz durmaksızın Gazze'de savaşı durdurmak için çok çalıştık. Evet gerçekten tavizler vermek zorunda kaldık, Filistin halkımızın onuru ve halkımızın varlığını devam ettirebilmesi için bu tavizleri verdik. Müzakerelerden, barış görüşmelerinden vazgeçemezdik. Etrafımızda, aleyhimizde ne kadar çok söz söylenirse söylensin, biz Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kurtarmak gibi net bir vizyonla hareket ediyoruz. Bu aşamada topraklarımızı işgal ve bölme, halkımızı yerlerinden etme planlarını engellemeyi hedefliyoruz. Uluslararası alanda maalesef pek çok konuda yüzüstü bırakıldık, Filistin halkını destekleme konusunda Arap dünyası ve İslam âlemi bizi yalnız bıraktı. Biz bu anlaşmadan dolayı mutlu değiliz ve büyük bir acı hissediyoruz. Şüphesiz derin bir yara içindeyiz. Bundan çok daha iyi bir anlaşma yapmayı isterdik. Ancak mevcut şartlar, işgalcilerin ve diğer tarafların zorbalıkları bize bu gerçekliği dayattı. Ama bu Filistin tarihinde istisnai bir dönemdir. Buna karşı Filistin'e ve halkımıza karşı görevlerimizi yerine getirmeye devam edeceğiz."

Gazi Hamad'ın bu bu sözlerini dinleyince, aklıma Bosna Hersek'in merhum cumhurbaşkanı mücahit Aliya İzzetbegoviç geldi. Merhum Aliya, Bosna Savaşı'nda silahları susturan fakat Boşnak Müslümanların aleyhine onlarca madde içeren bir Amerikan tezgâhı olan Dayton Barış Anlaşması'nı imzaladığında, şu anlama gelebilecek sözler söylemişti: "Dayton Anlaşması'nın lehimize olmadığının ve düşmanı ödüllendiren bir uzlaşı olduğunun farkındayım. Ne yazık ki günümüzün adaletsiz dünya düzeninde bundan daha iyisini yapabilecek gücümüz yok. Savaşın ve kanın durması için bu imzayı atmak zorundayım."

Tarih tekerrür ediyor ve demek oluyor ki Dayton'dan Gazze Mutabakatı arasında geçen onlarca senede hiçbir şey değişmemiş olacak ki, Müslüman halklar yine mecbur kaldıkları anlaşmalara imza atmak zorunda kalıyor. Bu kara düzenin 31 yıldır aynı kalması da İslam dünyasının önemli bir eksikliği, ayrıca organize olamamasının ve terakki gösterememesinin de bir tezahürü. Önümüzde bizi başka hangi imtihanlar bekliyor bilemiyoruz, âlem-i İslam'ın yöneticileri, akıllarını başlarını alıp bu ümmeti bir ve bütün hale getiremedikçe bu acı manzaralar daha çok yaşanacak ne yazık ki...

Dayton'dan Filistin'e

Mecburen İmzalanan Anlaşmalar

Son günlerde dünya basınında, Filistinli siyasi bir aktörün ismi ön plana çıkmaya başladı. Etkileyici bir üsluba sahip heyecanlı bir hatip ve televizyon ekranlarında kendisine yöneltilen zor soruları ustalıkla cevaplayan bir siyasetçi. Konuşmaları hamasi unsurlardan daha çok gerçekçi yaklaşımlarla örülü. Filistin İslami Direniş Hareketi HAMAS'ın yeni atanan sözcüsü Dr. Gazi Hamad'dan bahsediyorum.

HAMAS'ın Halil el Hayye'nin liderliğinde kurulan yeni yönetiminde teşkilat sözcülüğü görevine getirilen Gazi Hamad, kritik bir süreçte, özellikle son bir haftada Filistin mücadelesinin geleceğini yakından ilgilendiren çok önemli açıklamaları kamuoyuna duyurmakla görevlendirildi. Gazze'de süregelen ama İsrail'in sürekli ihlal ettiği sözde ateşkesin ikinci aşaması, HAMAS'ın silah bırakıp bırakmayacağı tartışması, Siyonist işgalinin devam edip etmeyeceği bilmecesi, Trump'ın güdümündeki sözde Barış Kurulu'nun faaliyetleri, kalıcı ateşkes şartları vs... HAMAS'ın gündemi çok yoğun, içine sürüklendiği şartlar ise bir o kadar zor ve olumsuz. Birkaç gün önce Dr. Gazi Hamad'ın Gazze'deki son mutabakat süreciyle ilgili olarak El Arabiyya televizyonuna verdiği röportajın bir bölümünü seyretme imkânı buldum. Hamad'ın konuşmalarında, "Bu saatten sonra Filistin'i ayakta tutabilmek adına ne kurtarabilsek kârdır" yaklaşımı açıkça sezilmekteydi. "Bize kimse sahip çıkmadı, biz Filistinliler yüz üstü bırakıldık" sözü acı ama gerçekbir serzenişi ortaya koyuyordu. Hamad'ın açıklamalarından not alabildiğim önemli ifadeleri, şu cümlelerle aktarmak istiyorum;

"Gazze Şeridi'ndeki acımasız işgalde sorumluluğu üslenen halkımız bize kahramanlık, fedakârlık ve sabır konusunda örnek oldu, onlar çok ağır bir yük taşıdılar. Bizde HAMAS hareketi olarak gece gündüz durmaksızın Gazze'de savaşı durdurmak için çok çalıştık. Evet gerçekten tavizler vermek zorunda kaldık, Filistin halkımızın onuru ve halkımızın varlığını devam ettirebilmesi için bu tavizleri verdik. Müzakerelerden, barış görüşmelerinden vazgeçemezdik. Etrafımızda, aleyhimizde ne kadar çok söz söylenirse söylensin, biz Gazze Şeridi'ndeki halkımızı kurtarmak gibi net bir vizyonla hareket ediyoruz. Bu aşamada topraklarımızı işgal ve bölme, halkımızı yerlerinden etme planlarını engellemeyi hedefliyoruz.