Azerbaycan, Uluslararası itibarına zarar veriyor

Sene 2026... İnsanoğlunun uzaya çıkmasının üzerinden çok uzun yıllar geçti. Hâlihazırda envaiçeşit teknolojik gelişmelere imza atılan yapay zekâ çağında insanlık bambaşka gelişmişlikte bir noktaya ilerliyor. Hal böyle iken, İslam dünyasının ne yazık ki bir parçası olarak kabul etmek zorunda kaldığımız bazı aklıevveller, bunca gelişmişliğin içerisinde toplumlarını çağlar öncesi karanlığa hapsetmenin derdine düşmüş durumda. Laiklik adı altında yasakçılık, baskı ve yaşam tarzı dayatması yapılırken, şuurunu kaybetmiş kitleler, bu şeytani avareliğin peşinde gönüllü bir şekilde savrulmaya devam ediyor.

Hangi amaca hizmet ettiklerini hâlâ anlayamadığımız Azerbaycan'daki lâik yönetimin, ülke genelindeki okullarda başörtüsü yasağını ısrarla sürdürmesi son günlerin en çok tartışılan meselesi olarak öne çıkıyor. Birbirinden güzel minik yavruların, başlarındaki başörtülerle birer goncaya benzeyen küçük talebelerin okulların kapılarından geri döndürülüşünü hüzünle seyrettik hafta boyunca. Kardeş ülke olarak yıllardır bağrımıza bastığımız Azerbaycan'da yasakçılığın, lâiklik temelli baskı ve dayatmacılığın en açık örneği yaşanıyor. Biz bu senaryoyu Türkiye'de en canlı şekilde tam 30 yıl önce yaşamış ve çok acı tecrübeler kazanmıştık. Kimseye bir fayda üretmeyen, toplumdaki kutuplaşmayı, düşmanlığı ve nifak tohumlarını büyütmekten başka da bir işe yaramayan başörtüsü yasağı, Azerbaycan'a da elbette bir fayda sağlamayacak.

Muasır medeniyet seviyesine ilerleme yolunda olduğunu iddia eden Azerbaycan idaresinin, bizim 30 yıl öncemizden geliyor olması da ayrı bir çelişki değil mi Terakki yolculuğunda usul şudur; iki adım ileri atılır, işler yolunda gitmezse ya da yolda bir aksilikle karşılaşılırsa en fazla bir adım geri gidilir, Azerbaycan'ın terakki yolculuğu tam olarak şuna benzedi: Bir adım ileri giderken üç adım geri gittiler. Başörtüsü yasağında direten Azerbaycan hükümetinin son süreçte kendi kendine verdiği zararı, bugüne kadar düşman olarak tanımladığı hiçbir güç veremezdi. Azerbaycan'ın uluslararası itibarını yerle bir eden, Azerbaycan toplumunun birliğine ve bütünlüğüne kasteden bu çağ dışı yasak bir an önce kaldırılmalı ve İlham Aliyev yönetimi, üzerindeki bu kara lekeyi atarak kendilerini temize çıkarmalıdır.

Öte yandan bu tepkiler Azerbaycanlı yetkililerin bahsettiği gibi, asla bağımsız bir ülkenin iç işlerine karışmak falan değildir, bu anlayış sakat ve sabıkalı bir anlayıştır. Avrupa'nın herhangi bir yerinde saldırıya uğrayan bir Müslüman'ın hakkını savunmak o ülkenin iç işlerine müdahale etmek anlamına gelmediği gibi Azerbaycan'da başörtüsü sebebiyle okula alınmayan bir kız öğrencinin ve mağdur bir kadın öğretmenin eğitim-öğretim hakkını savunmak da aynı derecede bir insan hakları savunması olarak değerlendirmelidir. Bu durumu politikleştirmek ayıp ve büyük bir kusurdur.