Almanya eyalet seçimleri... İsrail'le örtünen çıplak kalır

Almanya'da hafta sonu gerçekleşen eyalet seçimleri, iktidardaki Hristiyan Demokrat Birliği (CDU) için tam anlamıyla bir hezimet tablosuna dönüştü. CDU, Mecklenburg-Vorpommern eyaletindeki seçimlerde sadece yüzde 5,5 oy alırken Berlin eyalet seçimlerinde ise önemli bir oy kaybı yaşadı. Almanya Başbakanı Friedrich Merz, çok üzgündü, büyük bir yenilgi aldığı seçim sonuçlarını "felaket" ifadesiyle tanımladı. Peki bu seçimi bizim için bu kadar önemli yapan husus ne Bir Siyonist dostunun düştüğü sefil manzaraya dikkat çekmek adına bunları yazmak istedim. İsrail terör rejiminin 7 Ekim 2023'ten bugüne Gazze'de 74 bin insanı katlettiği vahşi soykırımın en büyük destekçilerinden biri de Alman hükümeti. İşbirlikçi Alman hükümetini yöneten iktidardaki Hristiyan Demokrat Birliği'nin giderek ezik ve sefil bir hale düşmesine "oh olsun" demeyelim de ne diyelim Ve hatta daha da kötü durumlara düşsünler; zira Gazzeli mazlumların kanı Almanya'yı yönetenlerin ellerine çoktan bulaşmış durumdadır. Berlin'de seçimleri kazanan Sol Parti, Türk kökenli bir aileden gelen başbakan adayı Elif Eralp gibi Filistin dostu isimlerden oluşuyor. Önceki yıllarda Siyonizm karşıtı gösteriler düzenlemiş bir siyasi hareket olan Sol Parti'nin Almanya halkının Filistin'e bakış açısını olumlu yönde dönüştürebilmesini temenni ediyorum.

Eyalet seçimlerinin bir diğer dikkat çekici yanı ise Başbakan Merz'in seçim sonuçlarını çarpıtma girişimiydi. Merz, yaşadığı sandık hezimetini şu sözlerle özetledi: "Bu seçim, derin bir dönüm noktasıdır. CDU için Almanya'da yüzde 5 barajını aşamamamız ve eyalet meclisindeki tüm grup üyeliğimizi kaybetmemiz, dramatik ve benzeri görülmemiş bir sonuçtur. Bu, ağır bir darbedir ve etkileri bizim için uzun süre hissedilecek." Kendisine oy vermeyen seçmeni eleştiren Merz, "Beni en çok endişelendiren şey, özellikle Berlin'de son birkaç aydır giderek artan, radikal ve açıkça dile getirilen bir antisemitizmin yaşanması ve bunun Berlin'de adeta alkışlarla karşılanmasıdır. Toplumun bazı kesimlerinin buna itiraz etmemesi beni derinden rahatsız ediyor." diye konuştu. Siyonist zihniyetli politikacıların âdetidir, başları sıkışınca hemen antisemitizm silahına sarılıp İsrailli efendilerine göz kırparlar. Merz de aynısını yaptı, Siyonist ortaklarına "sizin için mücadele ediyorum, beni yalnız bırakmayın" mesajı gönderdi. Ama artık çok geç, anlaşılan o ki Almanya seçmeni İsrail zulmüne koşulsuz destek sunan teslimiyetçi politikacıları artık hükümette istemiyor. Hafta sonu iki eyalette gerçekleşen seçimlerde verilen ana mesaj budur. Soykırımcı İsrail ve ortakları günün birinde kaybetmeye mahkûmdurlar. Anlamlı bir Filistin atasözü ile bu bahsi nihayetlendirmiş olalım; "İsrail'le örtünen çıplak kalır". Siyonizm'in sadık dostları, bugün biri, yarın hepsi, Merz'in içine düştüğü bu sefalet hâlini mutlaka yaşayacaklar.

BİRLEŞMİŞ MİLLETLER NE İŞE YARAR

ABD'nin New York kentinde bu yıl 81.si düzenlenen Birleşmiş Milletler Genel Kurulu, dünya basınında geniş bir şekilde yer almaya devam ediyor. 193 üye ülkeyi temsilen cumhurbaşkanları, başbakanlar, bakanlar ve diplomatlar BM 81. Genel Kurulu'na akın etmiş durumda. Peki bunca masraf, bunca gösteriş neden Bu toplantılar, kurullar, zirveler kimin ne işine yarıyor bilen var mı Liderlerin hamasi nutukları, ülkeler arasında imzalanan ticari anlaşmalar, devasa silah satışları BM Genel Kurul zirvelerinin hangi amaçlara hizmet ettiğini özetliyor aslında. Bu yılki BM Genel Kurulu'nun ana temasını "Güveni Yeniden Tesis Etmek, Dönüşümü Yönetmek: Herkes İçin Sonuç Üreten BM" olarak belirlemeleri de ayrı bir çelişki. Batı merkezli kurumlar, dünya halkları üzerinde öyle derin bir yıkım bıraktılar, mazlumların güvenini öyle bir yıktılar ki; bu yıkımı düzeltmek için 81 zirve daha gerçekleştirseler de bu devasa zararı telafi edebilmeleri mümkün değil. Dünyanın yoksul halkları bir kuru ekmeğe muhtaç haldeyken sözde dünya güvenliğini sağlamak, küresel barışı ve refahı tesis etmekle görevli Birleşmiş Milletler, etkisiz bir figüran rolünden başka bir görev üstlenemiyor. BM'nin İsrail'in Gazze'deki soykırımına durum tespiti yapmaktan başka caydırıcı bir etkisi oldu mu İsimlerine sözde "Güvenlik Konseyi" denilen 5 vampir ülkenin, olmayan vicdanlarına terk edilen dünya barışını sağlamak BM'ye nasip (!) olmadı, bu sapkın anlayış ve batıl idare şekliyle zaten mümkün olmayacak. Yapılacak tek şey, Müslümanların daha çok çalışması, güçlenmesi ve kendi özgün Birleşmiş Milletler'ini inşa etmesi... Başka bir çare göremiyorum...