2026 Nobel Barış Ödülü, Şahbaz Şerif'e Verilmeli

ABD- İran arasındaki barış görüşmeleri olumlu bir şekilde ilerliyor, taraflar arasında şimdilik geçici bir mutabakat metni imzalanmış olsa da yakında kalıcı bir barış anlaşmasına şahit olabiliriz. Bu önemli gelişmenin gerçekleşmesinde özellikle bir İslam ülkesinin çok önemli katkıları oldu. Pakistan Başbakanı Şahbaz Şerif, bütün insanlığın geleceğini ilgilendiren çok önemli bir süreçte elini taşın altına sokarak ABD-İran arasında barışın sağlanmasına ara buluculuk yaptı.

Önceki yazılarımdan birinde ABD Başkanı Donald Trump'ı Nobel Barış Ödülü'ne aday göstermesi ve Trump'a övgüler dizmesi sebebiyle Şahbaz Şerif'i eleştirmiştim. Fikirlerimin hâlâ arkasındayım. Donald Trump, bırakın barış ödülüne aday gösterilmeyi, İsrail'e sağladığı soykırım silahları sebebiyle savaş suçlusu olarak ilan edilmeyi hak eden birisi. Şerif, gelinen süreçte ara buluculuğu gayet güzel bir şekilde yerine getirdi. Böylesi önemli bir mevzuda Pakistan'ın barışı yöneten ve yönlendiren bir ülke olması İslam dünyası adına önemli bir kazanım olarak değerlendirilebilir.

Uluslararası ilişkilerde "en kötü barış savaştan iyidir" diye meşhur bir söz vardır. Siyonist İsrail'in kışkırtmaları ve İran'ı kolay yutulacak bir lokma olarak görmesi sebebiyle 28 Şubat'ta Orta Doğu'yu yeniden ateşin içine sokan Donald Trump, İran'a saldırmaktan bin pişman olmuş bir şekilde barış masasına oturmaya razı oldu. Zira ABD'nin ekonomik, siyasi ve askeri kayıpları görünenden çok daha büyüktü. İran'ın direnişi ülkeye ABD karşısında çok önemli kazanımlar elde ettirdi. Pakistan hükümetinin bu barış sürecindeki katkıları da hem Şahbaz Şerif'in şahsına ve hem de Pakistan'ın devlet kimliğine uluslararası saygınlık açısından büyük artılar ekledi.

Pakistan hükümetinin Afganistan ile süregelen sınır çatışmaları ve Donald Trump hükümetiyle yakın ilişkilerini bir kenara koyarak yalnızca ABD-İran ara buluculuğu bağlamında söylemek isterim ki 2026'nın Nobel Barış Ödülü, Şahbaz Şerif'e verilmelidir. Zira Şerif, bu ödülü İsrail'in, Gazze, Batı Şeria ve Lübnan'daki katliamlarını gerçekleştirdiği silahları doğrudan temin eden Donald Trump'tan ve 2025'te Nobel Barış Ödülü verilen Siyonizm'in sadık uşaklarından María Corina Machado'dan çok daha fazla hak etmektedir.

Bununla birlikte Müslüman bir gazeteci olarak tavsiyem; Şahbaz Şerif, kıymetli bir İslam ülkesinin başbakanı olarak Donald Trump zalimini övmeyi artık bırakmalıdır. Şerif, daha birkaç gün önceki açıklamasında Trump'tan yine bir barış adamı olarak bahsetti. Bir barış adamı nasıl olur da İsrail terör rejimine her açıdan destek olur milyarlarca dolarlık silahlar sağlayabilir, İran'da binlerce insanın ölümüne sebep olur, Venezula'nın meşru devlet başkanını dünyanın gözleri önünde tarihin nadir gördüğü bir eşkıyalıkla kaçırır ve kendilerine boyun eğmediği için Küba halkını acımasız ambargolarla aç ve biçare bırakır. Böyle barış adamlığı olmaz olsun.