Türkiye'nin Kırmızı Çizgileri

Bugün gelinen noktada Cumhurbaşkanı Erdoğan, bir yandan Gazze'deki insani dramın sona ermesi için uluslararası platformlarda yoğun diplomasi yürütürken, diğer yandan Türkiye'nin güvenlik çıkarlarını önceleyen dış politika çizgisini sürdürmektedir. Ankara, bölgenin yeni çatışma alanlarına sürüklenmesini istemediğini her fırsatta vurgulamakta; terör örgütlerinin vekil güç olarak kullanılmasına karşı olduğunu açık şekilde ifade etmektedir.

Ortadoğu'da kalıcı barışın yolu, etnik grupları birbirine karşı kullanmaktan değil; uluslararası hukuk, diplomasi ve devletlerin egemenlik haklarına saygıdan geçmektedir. Türkiye'nin son yıllarda ortaya koyduğu politika da, kendi güvenliğini korumanın yanı sıra bölgesel istikrarın sağlanmasına yönelik bir yaklaşım olarak değerlendirilmektedir.

Önümüzdeki süreçte de Ankara'nın hem diplomatik girişimlerini hem de güvenlik hassasiyetlerini aynı kararlılıkla sürdürmesi beklenmektedir. Bölgedeki gelişmeler ne yönde ilerlerse ilerlesin, Türkiye'nin "terör koridoruna izin vermeme" ve "milli güvenliği önceleme" politikası dış politikanın temel unsurlarından biri olmayı sürdürecektir.

Özetle; Ortadoğu'daki gelişmeler birçok aktörün kararlarına bağlıdır. Ancak mevcut tabloya bakıldığında birkaç olası senaryo öne çıkıyor:

Türkiye, sınırlarında yeni bir silahlı yapılanma veya terör örgütlerinin güç kazanmasına izin vermemek için diplomatik ve gerektiğinde askeri tedbirlerini sürdürmeye çalışacaktır.

İsrail ve İran arasındaki rekabet tamamen sona ermiş değil. Doğrudan çatışmalar azalsa bile istihbarat faaliyetleri, siber saldırılar ve vekil güçler üzerinden rekabetin devam etmesi olası görülüyor.