Ancak bu tablo karamsarlık için değil, yeniden muhasebe yapmak için bir fırsat olarak görülmelidir. İslam dünyasının yeniden yükselişi, yeni nesil mütefekkirlerin yetişmesi, üniversitelerin özgür düşünce üretmesi, gençlerin okumaya yönelmesi ve çağın sorunlarına İslami bir perspektiften cevap verebilecek entelektüel birikimin oluşmasıyla mümkün olacaktır.
Bugün ihtiyaç duyulan şey, geçmişteki düşünürleri taklit etmek değil; onların sahip olduğu sorgulama cesaretini, medeniyet iddiasını ve insanlığa karşı sorumluluk bilincini yeniden üretebilmektir. Çünkü İslam'ın geleceği, geçmişin hatıralarında değil; bugünün meselelerine çözüm üretebilen yeni fikirlerde ve yeni nesillerin inşa edeceği medeniyet ufkunda şekillenecektir.
İslam medeniyetinin yükseliş dönemlerinde ilim en büyük güç kaynağıydı. İbn Sina, El-Biruni ve İbn Haldun gibi isimler, din, matematik, tıp, astronomi ve sosyal bilimlerde de öncü oldular. Bugün de kaliteli eğitim, araştırma ve bilimsel üretim kalkınmanın temel şartıdır. Toplumlar sadece tüketerek değil, üreterek gelişir. İslam dünyasının yeni düşünürlere, akademisyenlere, bilim insanlarına ve sanatçılara ihtiyacı vardır. Eleştirel düşüncenin geliştiği, farklı fikirlerin konuşulabildiği ortamlar olmadan güçlü bir medeniyet inşa edilemez.
Kur'an'ın en güçlü vurgularından biri adalettir. Yatırımın, girişimciliğin ve toplumsal huzurun temeli de hukukun üstünlüğüdür. İnsanların haklarının korunduğu, liyakatin esas alındığı sistemler ekonomik ve sosyal gelişmeyi hızlandırır.
Birçok Müslüman ülke ham madde ihraç edip teknoloji ithal etmektedir. Oysa kalkınma; teknoloji geliştiren, patent üreten, markalar oluşturan ve yüksek katma değerli ürünler üreten ülkelerle mümkündür.

29