İran saldırısı ve küresel elitler
ABDULLAH ŞANLIDAĞ
Küresel elitler, bir skandalın izinden yürüyerek, hem o skandalı ve ilgili elitleri örtbas etmek, hem de lağım çukurunda debelenen kişileri aklamak adına kimi zaman savaş bile başlatabilirler.
Ama kamuoyu her zaman şu soruyu sorar: "Zamanlama gerçekten tesadüf mü" "Zamanlaması manidar olan bu operasyonun gerçekte amacı nedir
Bugün dünya gündeminde iki farklı başlık var. Birincisi, yıllardır uluslararası elitleri sarsan Jeffrey Epstein skandalı. Lise mezunu milyarder Epstein, pedofili sapkını bir iş insanı.
İkincisi ise ABD'nin ve Siyonist İsrail'in İran'a yönelik askeri hamleleri ve Orta Doğu'daki yeni gerilim hattı.
Bu iki başlık arasında doğrudan bir bağ olduğuna dair, elimde kanıtlanmış bir veri yok. Ancak siyasi analizde bazen olayların kendisi kadar zamanlaması da tartışma konusu olur. İşte Epstein dosyasında ismi geçen Trump ve İran saldırısı da bunlardan birisidir.
2019'da cezaevinde hayatını kaybeden Epstein, modern tarihin en büyük elit skandallarından birinin merkezindeydi. Çocuk istismarı ve insan ticareti suçlarından hüküm giymiş bir finansçı olarak, yıllarca dünyanın en güçlü isimleriyle ilişkiler kurmuştu. Onun ağına takılmayan yoktu. Tıpkı bizdeki FETÖ gibi.
Epstein'ın çevresinde; siyasetçiler, milyarderler, akademisyenler ve devlet görevlileri vardı. Mesela eski ABD başkanı Bill Clinton, Britanya Kraliyet ailesinden Prince Andrew ve ABD siyasetinin en tartışmalı isimlerinden biri olan Donald Trump geçmişte Epstein ile aynı sosyal çevrede bulunmuş kişiler arasında sayıldı.
Ancak bu isimler hakkında ortaya atılan iddiaların önemli bir kısmı hukuki olarak kanıtlanmış değildir. Bu nedenle Epstein dosyaları bugün hâlâ bir gölge alan olarak varlığını sürdürüyor. Çünkü Epstein'in ağına takılan küresel elitler, bu dosyaların açıklanmasının önündeki en büyük engel.
Buna rağmen skandalın ortaya çıkardığı gerçek şu: Küresel elitler arasındaki kapalı ağlar, yıllarca kamuoyundan gizlenen ilişkiler ve güç bağlantıları.
Skandalın siyasi etkisi
Epstein dosyası; aynı zamanda siyasi meşruiyet krizine dönüşen bir olaydır.
Amerikan toplumunda birçok kişi bu skandalı, zengin ve güçlülerin hukukun üstünde olduğu yönündeki inancın sembolü olarak görüyor. Bu nedenle Epstein dosyaları, sağdan sola farklı siyasi kesimlerin ortak öfke noktalarından biri haline geldi. Tam da bu tartışmalar sürerken Orta Doğu yeniden gerildi. ABD ve İran arasındaki çatışma ihtimali uluslararası gündemin merkezine oturdu.
Orta Doğu siyaseti uzun yıllardır ABD iç politikasından bağımsız düşünülemez. Bu nedenle bazı yorumcular şu soruyu gündeme getiriyor: Bir dış kriz, iç politik skandalların gölgesini azaltabilir mi Yani Trump gibi sapkın bir siyasetçi ve Siyonist kasap Netanyahu, kendi skandallarını örtbas etmek için İran'a bilinçli olarak saldırmış olabilirler mi
Dış tehdit dönemlerinde toplumun hükümet etrafında kenetlenmesi kaçınılmazdır. Siyasi liderler, isimleri etrafında oluşturulan yıpratılma politikasına ilişkin, kendileri suni bir dış tehdit oluşturabilirler. Ancak burada önemli bir nokta var. İran'a yönelik politikaların arkasında; nükleer program, bölgesel güç dengesi, İsrail güvenliği ve enerji hatları gibi çok daha geniş jeopolitik nedenler bulunduğunu söyleyebiliriz.

16