Yeni yıl, yeni savaş!

2026 yılının nasıl geçeceği Venezuela'ya askeri müdahaleyle daha başından belli oldu. Daha önce "Barış Başkanı" olacağını ilân eden Trump, "Savaş Başkanı" olarak yoluna devam edecek görünüyor. George Orwell'ın 1949'da yayınlanan "1984" adlı dispotik romanında olduğu gibi her basmakalıp ifadenin aslında tam tersini içerdiği tuhaf bir döneme giriyoruz.

Gazze'deki durum da pek farklı değil. İsrail "hızlı çekim soykırım"dan "ağır çekim soykırım"a geçti. Sözde bir ateşkes var, ancak ateşkes İsrail'in Filistinliler'i katletmeye devam etmesini engellemiyor. Fiiliyatta 'Ateşkes', İsrail'in saldırılarına cevap verilmemesi anlamına geliyor.

Hatırlayacak olur iseniz Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin Ukrayna'ya askerî müdahaleyi "özel askerî operasyon" olarak adlandırmıştı. ABD Başkanı Donald Trump da Venezuela'ya askerî müdahaleyi aynı şekilde niteliyor. Şubat 2022'de başlayan "Ukrayna-Rusya Savaşı" hâlâ devam ediyor. Savaşın ne zaman ve ne şekilde son bulacağıysa belirsizliğini koruyor.

Trump'ın açıklamasına göre Venezuela Devlet Başkanı Nicolas Maduro ve eşi Cilia Flores esir alınarak ülke dışına çıkarılmış. Maduro önceden gerçekleştirilmiş bir anlaşma çerçevesinde mi teslim mi oldu yoksa özel bir operasyon sonucunda esir mi alındı, henüz bilinmiyor.

Aslında Trump'ın önceki hamleleri Venezuela'da askeri müdahaleyle bir rejim değişikliğine doğru gidildiğinin en bariz işaretleriydi. 'Uyuşturucuyla mücadele' ABD'nin Karayip Denizi'ndeki askerî operasyonları için sadece bir kılıftı. Trump da yer yer sert eleştiriler yönelttiği "Neoconlar"ın oyun kitabını takip ediyor. Neoconlar'ın yönlendirdiği George W. Bush Yönetimi 2003'te Irak'a askeri müdahaleyi Saddam Yönetimi'nin kitle imha silahlarına sahip olduğu gerekçesine dayandırmıştı. Bu gerekçenin bir kandırmaca olduğu anlaşılmıştı.

Trump 16 Aralık'ta yaptığı bir açıklamada 17 Aralık günü saat 21.00'da Beyaz Saray'dan ulusa sesleneceğini söylemişti. Trump kampındaki "Önce Amerika"cı kanadın etkin isimlerinden Tucker Carlson, emekli yargıç Andrew Napolitano'nun "Judging Freedom" isimli podcast yayınında Trump'ın söz konusu ulusa sesleniş konuşmasında Venezuela'ya askerî müdahaleyi duyuracağını söylemişti. Carlson, Kongre üyelerinin önceden bilgilendirildiklerini belirterek "Bu arada, bunun gerçekten olup olmayacağını kim bilir Ben Bilmiyorum" demişti.

Trump'ın ulusal sesleniş konuşmasında Venezuela'dan hiçbir şekilde bahsetmemesi Carlson'ın siyasi hasımları tarafından yoğun bir şekilde alaya alınmasına yol açmıştı. Gecikmeli de olsa, Carlson'ın doğru söylediği dünkü müdahaleyle teyit edilmiş oldu

Napolitano ve Carlson son birkaç on yılda yürütme organının, ulusal güvenlik gibi geniş ve genellikle belirsiz bir gerekçeyle askeri harekat başlatma yetkisini artırmasını eleştiriyorlardı. ABD'nin "rejim değişikliği" ve sözde "ulus inşası"na yönelik askerî müdahalelerinin sıradan Amerikalılar'a hiçbir faydası olmadığını belirten Carlson " 80 yıldır ABD'ye veya dünyaya fayda sağlayan bir rejim değişikliği çabası olmamıştır. Eğer varsa, söyleyin. Ben bununla ilgili hiçbir kanıt görmüyorum. Hepsi net bir kayıp gibi görünüyor" diyordu. Carlson'a göre Venezuela ile ilgili asıl sorun ise ülkenin zengin petrol kaynaklarının kontrolüyle ilgiliydi.