Yazar, Trump'ın Netanyahu'nun çıkarları için ABD'nin stratejik çıkarlarını feda ettiğini ve bu yanlış politikanın seçmen tabanını yabancılaştırdığını iddia ediyor. Netanyahu'nun Trump üzerindeki gizemli nüfuzunun iki kez İran saldırısına kadar varan kararları tetiklediğini vurgulayarak, bu güç ilişkisinin ardında hangi kozların yattığı sorusunu gündeme getiriyor. Peki Netanyahu'nun Trump üzerindeki etkisini tamamen siyasi ve ideolojik çıkarlarla açıklamak yeterli mi?
ABD Başkanı Donald Trump, Netanyahu'nun ipiyle kuyuya inmek gibi büyük bir yanlışa sürüklendi. Şimdi Trump bu karanlık kuyudan çıkmak için çırpınıyor. ABD ve İsrail'in İran'a karşı haksız savaşı siyasi hedeflerine ulaşmadığı gibi, Hürmüz Boğazı'nın kapatılması başta gelmek üzere yeni sorunlar doğurdu. Bu ABD için stratejik bir başarısızlık anlamına geliyor.
ABD ve İran arasında İslamabad'da kurulan müzakere masası İran'ın Amerikan koşullarını kabul etmemesi üzerine dağıldı. Trump bu kez İran'a "deniz ablukası" uygulayacağını duyurdu. Ancak bu abluka İran, Rusya ve Çin'den daha çok ABD'nin Japonya, Güney Kore ve Filipinler gibi Asya-Pasifik'teki müttefiklerine zarar verecek. Bu üç ülke de ihtiyaç duydukları enerjinin çok büyük kısmını Körfez'den sağlıyor. Trump'ın İran savaşından müttefiklerine zarar verecek ve onları giderek yabancılaştıracak bir ablukayla çıkması manidar değil mi
Öte yandan çalışan Amerikalıların da özellikle mazot zamları yüzünden gündelik hayatları daha meşakkatli olacak. Amerikalı çiftçiler ve nakliyeciler için maliyetlerin artmasıysa gıda ve gübre tedarikini daha pahalı hale getirecek. Bu durumun Kasım'da yapılacak ara seçimlerde Cumhuriyetçiler'i fena halde zorlayacak ana başlıklar arasında yer alması bekleniyor.
Netanyahu ne Amerikalılar'ın günlük yaşamlarının kötüleşmesine, ne de Cumhuriyetçilerin siyasi riske girmelerine ilgi duyuyor. Sadece kendi özel gündemini ilerletmeye odaklanan Netanyahu savaşı Lübnan'a yayarak, ABD ve İran arasındaki müzakereleri bir kez daha patlattı. Trump Nisan ayı başlarında "Time" dergisine yaptığı bir açıklamada İsrailliler için "Onlar ne dersem onu yaparlar. İyi bir takım oyuncusu oldular. Ben durduğumda onlar da dururlar" demişti. Netanyahu, Lübnan'ın ateşkes kapsamı içerisinde olmadığını söyleyerek Trump'ı ortada bıraktı. Trump "Böyle dost düşman başına" diye hayıflanıyor olmalı.
Trump'ın en büyük hatası, Amerikalılar'ın çoğunluğunun kabul etmediği bir savaşı İsrail'in çıkarları için göze almasıydı. Sadece Demokratlar'a oy veren seçmenler değil, yanı sıra Cumhuriyetçiler'e oy veren genç seçmenlerin çok önemli bir kesimi de bu savaşı istemiyor.
Trump kendi kampında bu savaşa karşı çıkanlara bile saldırmaya başladı. Trump, Tucker Carlson başta gelmek üzere çok sayıda önemli müttefikine karşı sert bir tavır alarak onları Neoconlar'ın, Hıristiyan-Siyonistler'in ve "İsrail Lobisi"nin önüne atıyor. Milyonlarca genç izleyicisi olan Carlson ve diğerlerini yabancılaştırmanın sonuçları Kasım seçimlerine yansıyacaktır. O kadar ki birçok etkili Trumpçı, Trump'tan umutlarını kesmiş görünüyor.
2024 seçimlerinde Demokratlar'ın Başkan adayı Kamala Harris, İsrail'e askerî yardımları durduracağına dair bir taahhütte bulunmayarak hem kendisi yenildi, hem de partisi Amerikan Kongresi'nin her iki kanadını kaybetti. Demokrat Parti'nin halen kamuoyuna açıklanmayan "seçim otopsi raporu"ndan sızan bilgilere göre Harris'in ve Demokratlar'ın seçimleri kaybetmelerinde İsrail'e karşı net bir tavır alınmaması çok önemli rol oynadı. İsrail yüzünden benzer bir hezimet Kasım seçimlerinde Cumhuriyetçiler'in başına da gelebilir.

3