Ne dilediğinize dikkat edin!
Trump'ın İsrail işbirliğiyle başlattığı İran saldırısı, Atina'dan Makedon'a düşüşü hatırlatıyor—imparatorluk kibri her zaman aynı sonuca mı götürüyor?
Yazar, Trump yönetiminin İsrail'in etkisiyle İran'a savaş açmasının hesaplı bir strateji olmadığını, tarihsel örnekler üzerinden gösteriyor. Peloponez Savaşları'ndaki Atina örneğini kullanarak, genişleme hırsı ve kibrin güçlü imparatorlukların çöküşüne nasıl yol açtığını anlatmaktadır. Ancak yazarın çizdiği tarihsel paralelizm, günümüz jeopolitikasının karmaşıklığını tam olarak açıklayabiliyor mu?
Trump Yönetimi'nin İsrail'in ayartmasıyla İran'a savaş açmasının sonuçları hakkında pek düşünmediği belli oluyor. Sert bir kılıç darbesiyle vehmettikleri sonuçları kolayca elde edebileceklerini düşünmüş olmalılar. Tarih sert bir öğretmendir. Kısıtsız güç ile birleşen kibirin nice imparatorlukları ve uygarlıkları çöküşe götürdüğüyse çoğun unutuluyor.
Kapalı kapılar ardında Netanyahu ile kafa kafaya veren Trump Avrupalı müttefikleriyle istişarede bulunma ihtiyacı bile hissetmedi. Amerikan-İsrail ortak saldırısının sonuçları İran'ı aştı ve küresel etkileri her geçen gün daha da derinleşiyor. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması, bu savaşı istemedikleri halde Amerikalıların günlük yaşamlarını da olumsuz olarak etkiliyor.İran'a saldırı ABD için bir yeni "geri-tepme" vakası oldu. Hava yoluyla rejim değiştirmenin, petrole çökmenin, koşulsuz teslime zorlamanın vehmedildiği gibi gerçekleşmemesinin Trump'ın kimyasını fena halde bozduğu aşîkâr. Bu yüzden olsa gerek, Trump Avrupalı müttefiklerini İsrail'in savaşına iştirak etmedikleri için suçluyor, hakaret ediyor, aşağılıyor.ABD, "Amerikan Cumhuriyeti" ile "Amerikan İmparatorluğu" arasındaki gerilimin yol açtığı bir kıstakta sıkışmış durumda. "İmparatorluk" cezbedici gelebilir ama genişleme hırsı "eski Roma"nın başına geldiği gibi çöküşünün sebebi olabilir. Önce yavaş yavaş, sonra aniden. Yine, önceki birkaç yazımda yer verdiğim tarihsel örnekten devam edeceğim. Milattan önce 431-404 yılları arasında emperyalist Atina ile militarist Sparta arasındaki "Peloponez Savaşlar"ı iki gücü de tüketti. 27 yıl kadar süren uzun savaşı nihayetinde Sparta kazandı, Atina çöktü. Sparta ise sadece 12 yıl kadar Yunan dünyasına rakipsiz olarak hükmedebildi. "Peloponez Savaşları"nda Sparta'nın müttefiki "Thebai şehir devleti" ise hızla yükseliyordu. Bir imparatorluk olarak Atina'nın çöküşünden sonra Yunan dünyasında güç dengesi ve buna bağlı olarak ittifaklar değişti. Bu kez Sparta ve Thebai arasında güç rekabeti başladı. 362'deki "Mantinea Savaşı" bu rekabetin sonucuydu. Sparta ve Thebai arasında ilk kriz Atina'nın kaderiyle ilgiliydi. Atina yenildiğinde, Thebai, Atina halkının ortadan kaldırılmasını istemişti.Atina 416'da Melos halkının yetişkin erkeklerini boğazlamış, kadınlarını ve çocuklarını köle yapmıştı. Thebai, Atinalılar'a da aynı şekilde davranılmasını istemiş, Sparta ise reddetmişti. Sparta, Atina'nın Thebai'ye karşı bir denge unsuru olarak ayakta kalmasında fayda görmüştü.
"Peloponez Savaşları"nın tanığı olan Atinalı General Thukydides'in kitabı Milattan Önce 431'den 411'e kadar olan savaşları anlatır. Atina'lı Ksenophon ise "Hellenika" isimli kitabını Thukydides'in bıraktığı yerden devam ettirerek "Mantinea Muharebesi"ne kadar getirir.Ksenophon "Mantinea Muharebesi"nin ardından tüm Yunanlar'ın beklediğinin tersine bir durumun ortaya çıktığına dikkat çeker. Buna göre Yunanlar, Thebai ve Sparta ligleri etrafında iki karşı taraf haline gelerek birbirine düşman olmuştu. Savaşta mağlup olanların galiplerin boyunduruğu altına gireceğini bilmeyen yoktu. Ksenophon sözlerine şöyle devam ediyordu:

4