Kement yarışını kim kazanacak

Ekimde İsrail'de, kasımda ise ABD'de seçimler var. Cumhuriyetçiler halihazırda ABD Kongresi'nin az farkla da olsa iki kanadını kontrol ediyorlar. İran'la savaş ve Amerikan kamuoyunda İsrail aleyhinde kökleşen duygular Cumhuriyetçilere pahalıya mal olabilir. Cumhuriyetçilerin Kongre'nin iki kanadından birini bile kaybetmeleri Trump için ciddi zorluklara yol açacaktır. Üstüne üstlük Senato'yu da kaybetmek bu zorlukları katlayacaktır.

Nitekim birçok Cumhuriyetçi senatör Trump'ın İran'la savaşa son verecek ve Hürmüz Boğazı'nı açık tutacak bir anlaşma yapmaması halinde Cumhuriyetçilerin seçimlerde bir hayli zorlanacağı uyarısı yapıyorlar. Sıradan Amerikalıların hayatlarını pahalılaştıran savaşın bedelini savaşı çıkaran Başkanın partisinin adaylarına ödetmeleriyse iyi bilinen bir seçmen davranışı. Senatör Shelley Moore Capito, CNN'e yaptığı açıklamada "Mesele sadece benzin fiyatları, gıda fiyatları ve benzeri konular değil. Bir tür hayal kırıklığı var. Bence baskı, başkanın barışçıl bir çözüme ulaşması ve bu konuyu geride bırakması yönünde" diyor.

'İsrail Lobisi'nin desteklediği siyasetçilerse İran'la savaşın sonuna kadar devam etmesini istiyorlar. ABD'deki Mark Levin ve diğer Siyonist yorumcularsa İran'la anlaşma yapılmasına şiddetle karşı çıkıyorlar. Mark Levin, ABD'nin İran'la savaş yapmasına itiraz eden Tucker Carlson, Megyn Kelly, Piers Morgan, Matt Gaetz, Steve Bannon gibi isimleri, Trump'ı baltalamakla suçluyor. Levin'e göre ara seçimlerde Cumhuriyetçilerin kaybetmelerinden bu isimler sorumlu tutulmalı. Piers Morgan ise Cumhuriyetçilerin kayıp yaşamalarının Mark Levin gibi "savaş kışkırtıcısı aptallar" yüzünden olacağını söyleyerek karşılık veriyordu.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance'in ABD ve İsrail'in çıkarları farklılaştığında Amerikan halkının çıkarlarının önde geleceğine dair yaptığı açıklamalar da Siyonistleri çileden çıkarıyor. İsrailli gazeteci Gila Isaacson, "JD Vance gerçek yüzünü gösteriyor" başlıklı bir yazısında Vance'in senatör olduğu dönemde İsrail'e yardım paketine karşı oy kullandığını, Başkan Yardımcısı seçildikten sonraysa 'antisemitizm' konusunda sessiz kaldığını ve İran savaşına karşı çıktığını belirterek, "Geçmişi her şeyi anlatıyor ve bu, bir dostun geçmişi değil" diyordu.

Gila Isaacson, Vance'in ABD'nin İsrail'e koşulsuz desteğini eleştiren Cumhuriyetçi gençlere kucak açtığına dikkat çekiyordu. Cumhuriyeti Parti'nin temel dayanağı olan İsrail'e desteğin genç Cumhuriyetçilerde şaşırtıcı bir şekilde eridiğini belirten İsaacson, "JD Vance işte budur: Bu kaymayı anlayan ve ona karşı çıkmayan bir adam, çünkü bu kayma ona siyasi olarak yararlıdır" diyordu. Vance'i Cumhuriyetçi Partiyi İsrail'e tarihi sevgisinden ve bağlılığından uzaklaştırdığını savunan Isaacson'un yazısının son cümlesiyse "JD Vance bize, defalarca ve açıkça, hangi tarafta olduğunu gösterdi. O taraf, İsrail'in tarafı değil" şeklindeydi.

Trump, İran'la bir an önce anlaşma yapmak istiyor. Netanyahu'nun kaderiyse savaşın devam etmesine bağlı. Trump görünüşte bir 'zafer' ilan edip Netanyahu'nun ittiği kuyudan çıkmaya çalışırken, Netanyahu Trump'ı kuyuda tutmaya çalışıyor. İsrail için savaşa giren Trump, Netanyahu'nun müzakereleri rayından çıkarmak için yaptığı sabotajlardan bıkmış görünüyor.