Amerika'nın Hürmüz Anı!

1956'daki "Süveyş Anı" İngiliz İmparatorluğu'nun çöküşünün bir simgesi olarak hafızalarda kaldı. Şimdi de "Süveyş Anı"na atıfla "Amerika'nın Hürmüz Anı"ndan söz ediliyor. Birçok analizciye göre "Hürmüz Anı" Süveyş Krizi'nin İngiltere'ye yaşattığı kırılmanın benzerini ABD'ye yaşatabilir. İlginçtir, İsrail bu iki tarihi hadisenin baş aktörleri arasında yer alıyor.

1956'da Mısır Cumhurbaşkanı Cemal Abdünnâsır İngiltere'nin Süveyş Kanalı üzerindeki hakimiyetine son vermişti. Temmuz 1956'da Kanalın millileştirilmesi Süveyş'teki İngiliz askeri üssünün varlığını da gereksiz kılmıştı. Kanalı ele geçirmek isteyen İngiltere ve Fransa Ekim ayı ortalarında yapılan gizli görüşmelerde İsrail'in Mısır'a saldırmasına karar vermişlerdi.

Plâna göre İsrail sahte bir gerekçeyle Mısır'a saldıracaktı. İsrail Kanalın sol kıyısına ulaşana kadar İngiltere ve Fransa oyalama politikası izleyeceklerdi. İngiltere ve Fransa iki tarafa da sözde ültimatom verecekler, İsrail ültimatomu kabul ederek askerlerini 15 kilometre geriye çekecekti. Mısır'ın bu ültimatomu kabul etmeyeceği aşikar idi. Böylece İngiltere ve Fransa Mısır'ı havadan bombardıman ettikten sonra 6 Kasım'da karaya asker çıkaracaklardı.

Zamanlama manidardı. 6 Kasım'da ABD'de Başkanlık seçimleri vardı. Bu yüzden ABD'nin sessiz kalacağını varsaymışlardı. Plân ilkin tıkır tıkır işledi. Ancak ABD ve Sovyetler Birliği'nin güçlü tepkileri sonucunda İngiltere, Fransa ve İsrail askerlerini geri çektiler. ABD bu krizde İngiltere'yi kaplumbağa gibi ters çevirerek ortada bıraktı. Kriz de Mısır lehine sonuçlandı.

İngilizler ve Fransızlar kara harekâtına başladıkları sırada Abdünnâsır kayalarla doldurulmuş düzinelerce paslı gemiyi batırarak Kanalı trafiğe kapatmıştı. Hürmüz Boğazı'nın kapatılması gibi Süveyş Kanalı'nın kapatılması da Mısır'a müzakerelerde jeopolitik bir kaldıraç sağlamıştı.

Süveyş Krizi İngiltere Başbakanı Sir Anthony Eden'in siyasî kariyerini mahvetti. Ocak 1957'de istifa eden Antony Eden dünyaya İngiltere'nin eskisi gibi büyük bir güç olmadığını göstermişti. "Süveyş Anı"ndan sonra kimse artık İngiltere'den bir "İmparatorluk" olarak söz etmeyecekti. Küresel güç sahnesinde aşağıya düşürülen İngiltere'nin yeriniyse 'yükselen Amerika' alıyordu.

İngilizler ve Fransızlar "Süveyş Anı"nı unutmamış olmalılar ki Trump'ın Hürmüz Boğazı'nı abluka plânına iştirak etmediler. Trump ise sosyal medya hesabından İngiltere ve Fransa'ya tepki göstererek "ABD artık size yardım etmeyecek, tıpkı sizin bize yardım etmediğiniz gibi. İran esasen yerle bir edildi. Zor kısım bitti. Gidin kendi petrolünüzü alın!" demişti.

Muhafazâkâr entelektüellerden Christopher Caldwell'in 3 Mayıs'ta "New York Times" gazetesindeki yazısının başlığı "Amerika Resmen Gerileyen Bir İmparatorluk" idi. ABD ve İsrail›in İran›a saldırısının kötü bir fikirden daha fazlasını temsil ettiğini belirten Caldwell "bu saldırı, Amerikan imparatorluğunun gerilemesinde bir dönüm noktasına dönüştü" diyordu. Caldwell de yazısında diğer birçok analizci gibi 1956'daki Süveyş Krizi'ne atıflar yapıyordu.